Her nefis ölümü tadacaktır. Sonunda bize döndürüleceksiniz. Ankebut-57
Bu dünya hayatı sadece bir eğlence ve oyundan ibarettir. Asıl hayat ahiret yurdundaki hayattır. Keşke bilseler! Ankebut-64
Ölüye Telkin Verme BİDATTİR!
Ölüye Telkin Verme BİDATTİR!
Dervişin bir çiçek attı, inledin,
Bağrımı delmeye taş yetmez, dedin,
Halden anlayanın bir gülü yeter..
Tatlıydı akrebin sana kıskacı,
Acıya acıda buldun ilacı;
Diyordun, geldikçe üstüste acı:
Bir azap isterim bundan da beter.
Dervişin bir çiçek attı, inledin,
Bağrımı delmeye taş yetmez, dedin,
Halden anlayanın bir gülü yeter..
Tatlıydı akrebin sana kıskacı,
Acıya acıda buldun ilacı;
Diyordun, geldikçe üstüste acı:
Bir azap isterim bundan da beter.
Dervişin bir çiçek attı, inledin,
Bağrımı delmeye taş yetmez, dedin,
Halden anlayanın bir gülü yeter..
Tatlıydı akrebin sana kıskacı,
Acıya acıda buldun ilacı;
Diyordun, geldikçe üstüste acı:
Bir azap isterim bundan da beter.
Dervişin bir çiçek attı, inledin,
Bağrımı delmeye taş yetmez, dedin,
Halden anlayanın bir gülü yeter..
Tatlıydı akrebin sana kıskacı,
Acıya acıda buldun ilacı;
Diyordun, geldikçe üstüste acı:
Bir azap isterim bundan da beter.
Bu söylediklerimizi dikkatle okumayan ve Kur'an-ı Kerim'e göre değerlendirmeyen bazı kardeşlerimizin, yüreklerindeki samimi bir peygamber sevgisiyle bizi yadırgadıklarını ve "Sadece Kur'an-ı Kerim'i dikkate alan Mehmed Alagaş, artık mütevatir hadisleri bile kabul etmiyor" dediklerini duyuyoruz.Bizlerin Resulullah(s.a.v.)'in sahih söz ve sünnetine karşı (çok az da olsa) duyarsız olduğumuz anlamına gelen bu söz,bu sözleri söyleyen kardeşlerimizin anlayamayacakları bir derinlikte bizleri üzmektedir.Herkesin kalbindeki peygamber sevgisini ve saygısını elbetteki Rabbimiz bilmektedir. Resulullah(s.a.v.)'i hiçbir müslümandan daha fazla sevdiğimizi iddia edemeyeceğimiz gibi, alemlere rahmet olarak gönderilen Efendimiz (s.a.v.)'i hakkıyle tanıyıp,hakkıyle sevemediğimizi de biliyoruz.Zaten bu seviyesizliğimizi bildiğimiz içindir ki "Bu kirli ve çapaklı gözler onu görmeye layık değildir" düşüncesiyle, bu yaşımıza kadar bir kere bile Resulullah(s.a.v.)'i rüyada görebilmek duasını yapmak bir yana,bu duayı kalbimizden bile geçiremedik.
Ancak mesele Efendimiz (s.a.v.)'in sahih söz ve sünnetine yaklaşım konusuna gelip,bizlerin bu konuda duyarsız olduğumuz ima edildiği zaman,cesedimizin bile kabirde çırpınacağını ve "Heeey,sizler ne diyorsunuz?" diye haykıracağını hissediyoruz.Lütfen biz kardeşlerinizi böyle bir itham ile karşı karşıya getirmeyiniz. Efendimiz (s.a.v.) zamanında yaşasaydık ve bu rahmet peygamberi bizlere gündüz vakti güneş tam tepemizdeyken "Şu an aslında gecedir" deseydi,gözümüzün gördüğü güneşi ve güneşi gören gözümüzü yalanlar,"Mutlaka doğru söylüyorsun Ya Resulullah" diyerek ona olan imanımızı sürdürürdük.Çünkü peygambere iman, Kur'ani bir mükellefiyetimizdir.Ancak bu iman mükellefiyetimiz, Resulullah(s.a.v.)'in söz ve sünnetini bizlere rivayet eden bütün ravileri kuşatmamaktadır.Daha açık bir ifadeyle Rabbimizin İlahi bir kefalet ve gözetimi altında olan Resulullah(s.a.v.)'e iman etmekle yükümleyken;böyle bir İlahi kefalet ve gözetim altında olmayan ravilere iman etmekle yükümlü değiliz.Nefsi ve şeytani müdahelelere açık olan bu rivayetler Resulullah(s.a.v.)'e nisbet edilse bile, bu rivayetlere Kur'an'ın ışığında yaklaşmak,tektik ve tahkik ederek faydalanmak zorundayız.Bizleri tetkik ve tahkike sevkeden bu şüphe,hiç kuşkusuz ki Efendimiz (s.a.v.)'e yönelik bir şüphe olmayacağı gibi,böyle bir şüphenin zerresi bile değildir."
Mehmed Alagaş - BEKLENEN MÜSLÜMANLARA / YARATILIŞ VE İNSANLIK TARİHİ
Konuyu Okuyanlar: 2 Ziyaretçi