You need to enable JavaScript to run this app.

Skip to main content

Ölmeden Evvel Ölmek-El Fethü ́r Rabbani-Gavs ́ül Azam Abdülkadir Geylani

Ölmeden Evvel Ölmek-El Fethü ́r Rabbani-Gavs ́ül Azam Abdülkadir Geylani

~Laedri~
Ölmeden Evvel Ölmek-El Fethü ́r Rabbani-Gavs ́ül Azam Abdülkadir Geylani
[/align]Rabbin ile aranda, sen kendin varsın. Kendini

aradan çıkar. İşte o zaman, O’nu görürsün!

Nefsine muhalefet ederek, onunla savaşarak ve

onun heves ve arzuları karşısında sağır kesilerek

kendini aradan çıkar. Nefsinin zevklerini, hevaî

arzularını ve budalalıklarını asla yerine getirme.

İşte o zaman, mahviyete razı olur ve senin kalbinin

yüzünden uzaklaşır. Nefs-i emmarenin çıktığı yere

nefs-i mutmainne girer. Nefs, mutmainne hale

geldiği ve hakkı kabule müsait olduğu zaman, ona

daha önceki ruhtan başka bir ruh üfürülür. Bu ruh

Rububiyet ruhudur, akıl ruhudur.

İki çeşit ölüm vardır. Bunlardan biri, avam

tabakasının bildiği ölümdür. Bu, ruhun bedenden

ayrılması demek olan ölümdür ki, herkesçe

bilinmektedir. Bir de havas, yani seçkinler

tabakasınca bilinen bir ölüm vardır ki, bu da hevai

duyguların, nefslerin, kör tabiatların ve kötü âdet

ve alışkanlıkların ölmesi ve yokolması demektir.

Bu tür ölümde kalp dirilir, hayat bulur.

Ölmeden önce öl. Hem kendinden geç, hem de

Allah’ın gayrı şeylerden. İşte o zaman dirilir,

hakiki hayata kavuşursun. O zaman, Hak ile

birlikte ebedî hayata kavuşursun. Görünüşte ölü

gibi olursun, fakat kaderin eli sende olur. Onu

istediğin tarafa çevirirsin. O el, çabasız, gayretsiz

olarak nasibini alır.

Allah, kulu bütün menfi duygu ve halleri ile

yokolduktan sonra, onu yeniden yaratır. Başka bir

yaratışla onu hayata iade eder. Önce yokluk (fena)

eli ile yokeder. Sonrada varlık (beka) eli ile hayata

iade eder.

Nefs, Allah ile kullar arasında bir perdedir. Onları

Allah’a karşı perdeler. O ortadan kalkınca, perde de

kalkmış olur. Bayezid-i Bestami Hazretleri demiştir

ki:

- Rabbimi rüyada gördüm. Dedim ki: “Sana

ulaşmanın yolu nedir, Yarabbi?” Bana cevaben

buyurdu: “Nefsini bırak, gel.” Bunun üzerine ben

de, tıpkı yılanın kılıflarından sıyrılması gibi,

nefsimden sıyrıldım.

Arifler, seçkinler kıyametlerini daha dünyada iken

vuku buldurmuştur, daha dünya hayatında

nefslerinin tepesine kıyameti dikmişler ve azap

gelmeden önce, ağlamasını bilmişlerdir.

Sizin hiçbiriniz, “Kıyamet ne zaman kopacak?”

diye bir soru sormasın. Kıyametin kopmayacağı

zannına kapılmasın. Zira unutmasın ki, kendisi

öldüğü an, kıyameti kopmuş demektir. Kim ki

ölürse, onun kıyameti kopmuştur.

Senin nefsin, sevgilindir. Sen, nefsine aşıksın.

Halbuki eğer onun, senin düşmanın ve katilin

olduğunu bilseydin, mutlaka kendisine karşı çıkar,

yemesine içmesine bile engel olur, ancak ihtiyaç

miktarı gıdasına izin verirdin. Esasen ihtiyaç

miktarı yiyecek, onun hakkıdır.

Nefsinle savaş. Hem de o, olumsuz ve kötü

duygularıyla birlikte ölünceye, yokoluncaya kadar.

Onunla savaşıp, kötü duygularıyla birlikte

kendisini öldürdükten sonra, tekrar dirilt. Bu sefer

o, fakih, âlim ve hakikat ihtirasına ermiş olarak

dirilecektir.
Bunu ilk beğenen sen ol.

İçerik sağlayıcı paylaşım sitesi olarak hizmet veren İslami Forum sitemizde 5651 sayılı kanunun 8. maddesine ve T.C.K'nın 125. maddesine göre tüm üyelerimiz yaptıkları paylaşımlardan kendileri sorumludur. Sitemiz hakkında yapılacak tüm hukuksal şikayetleri bağlantısından bize ulaşıldıktan en geç 3 (üç) gün içerisinde ilgili kanunlar ve yönetmenlikler çerçevesinde tarafımızca incelenerek, gereken işlemler yapılacak ve site yöneticilerimiz tarafından bilgi verilecektir.