Üstelik günde üç öğün yiyor.Günde üç öğün yemek insana yeter beladır.
Peygamberimiz (s.a.v.) günde iki sefer ve çok az yerdi.Efendimiz buyurmuş ki:'İnsanoğlunun doldurduğu kapların en fenası midedir.'
Bir gün Mısır meliki Medine'ye bir doktor göndermiş.
Bir buçuk sene Medine’de kalan doktora hiç kimse gitmemiş. Bir gün doktorun Resullah’ın (asm) huzuruna çıkıp şöyle dediği rivayet edilir:
“Ya Muhammed, ben bir buçuk yıldır buradayım. Efendim beni sizin hastalarınızı tedavi etmem için gönderdi. Ama bugüne kadar hiç kimse ‘ben hastayım ‘ diye bana gelmedi…’ Doğrusu ben aranızda hasta göremiyorum. Eğer müsaade ederseniz memleketime döneyim. Çünkü orada çok hastalarım var” demiş.
Peygamberimiz (asm) doktora;
“Burada istediğin kadar kalabilirsin. Varlığın bize ağır gelmez. Hasta olmaya gelince ben ve arkadaşlarım (ashabım) hasta olmayız.”
Doktor hayretle “Nasıl yani?” der.
Peygamberimiz doktorun merakını gidermek için,
“Biz hasta olmayız. Biz asla acıkmadan yemek yemeyiz. Yemek yediğimizde de sofradan doymadan kalkarız, senede bir hacamat yaptırırız” der.
Zamanımız insanının yakındığı hastalıkların çoğu peygamberimizin(s.a.v.) sünnetine uymamaktan ileri geliyor.
Dengesiz beslenildiğinde kan asitlenmeye başlar, bu da bütün hastalıklara davetiye çıkarır.
OBURLUĞA GİDEN YOL
Gerektiğinden fazla yemek yendiğinde, kimyasal atık depomuz karaciğer atıklarla çok fazla dolduğu için, fazlasını kaldıramaz, olduğu gibi vücuda salar.Kan ağırlaşır.Damarlar tıkanmaya ve daralmaya başlar.Bu daralan damarlar, vücuda alınan yeni besinleri hücrelere taşımakta zorlanır.
Hücreler bu kadar yemeğe rağmen 'açız' çığlıklarını devamlı beyine yollar.
Beyin de yeniden yeme ihtiyacımızı sağlayacak enzimler salgılar.Böylelikle
yeniden yeme ihtiyacı duyar ve daha birinci hazmı tamamlamadan ikinci öğünü yeriz.Sonra kan daha da ağırlaşıp, damarlar daha da daralır ve
aynı kısır döngü devam eder...
Böylece insan, habire yiyen ama sürekli açlık hissi duyan bir obur haline gelir.
Faydalanılan kaynak:
M.Ali Bulut
Can boğazdan çıkar