You need to enable JavaScript to run this app.

Skip to main content

"O'nu ve Sarayını Yere Geçiriverdik"

"O'nu ve Sarayını Yere Geçiriverdik"

Profesör
"O'nu ve Sarayını Yere Geçiriverdik"
Karun, Mûsâ aleyhisselâmın ümmetinden ve akrabâsından idi. Mûsâ aleyhisselâmdan
kimyâ ilmini öğrenerek, çok mal mülk sâhibi oldu. Tevrât'ı pek iyi okurdu. Fakîr iken iyi
huylu idi. Mûsâ aleyhisselâm buna hayır duâ edip ve kimyâ ilmi öğretip, o kadar zengin
olmuştu ki, yalnız hazînelerinin anahtarlarını kırk katır taşırdı. Zengin olunca değişti, çok
kibirli oldu.
İşte bu hazineleri ile, zenginliği ile meşhur Karûn, Mûsâ aleyhisselâma her zaman
sıkıntı veriyordu. Mûsâ aleyhisselâm ise, O'nu idare ediyor onunla açık mücadeleye
girmiyordu. Zekât verilmesi emri gelince, hazret-i Mûsâ gidip cenâb-ı Hakkın emrini
Karun'a bildirdi. Karun, malının belli bir miktarını fakirlere vermeye önce kabûl etti.
Daha sonra bu sözünden vazgeçti. Zekât vermek zor geldi. Cimrilik edip bu kadarcık
zekâtı çok gördü. Zekât vermemek için, İsrailoğullarını topladı ve onları tahrik etmek için
dedi ki:
- Mûsâ servetimizi elimizden almak ister, verelim mi, ne dersiniz?
- Sen büyüğümüz ve liderimizsin. Sen nasıl uygun görürsen onu yaparız.
- Öncelikle bunu aramızdan uzaklaştırmamız lâzımdır.
- Bunu nasıl yapacağız?
- Ben bir plân hazırladım, bunu tatbik ettiğimizde utancından kendisi aramızdan
ayrılıp gidecek. Böylece bundan kurtulmuş olacağız. Sonra âdi plânını şöyle açıkladı:
- Falanca fahişe kadına haber verin gelsin! Ona büyük bir para verelim, o da Mûsâ'nın
kendisi ile beraber olduğunu, zina ettiğini söylesin. Böyle yaparsak İsrailoğulları O'ndan
uzaklaşır. Böylece kandıracak kimse bulamaz.
Sonra o fahişe kadını getirdiler ve O'na iki kese altın verdiler. Hatta, Karûn kadına,
- Bu teklifimi kabûl edersen, seni, hanımlarımın arasına alırım, rahat bir ömür
sürersin, dedi.
Bir bayram günü hazret-i Mûsâ ümmetine nasihat verirken bir ara:
- Hırsızlık yapmak, zina etmek yasaktır. Bunları yapanlar cezalandırılacaktır,
dedi.
Bu esnâda Karûn, tam zamanı deyip ayağa kalkıp sordu:
- Peki bunlar senin için de geçerli mi?
- Evet, benim için de geçerlidir.
- İsrailoğulları, senin falanca fahişe ile beraber olduğunu söylüyorlar. Peki buna ne
dersin?
- Ben Allahın Resûlüyüm. Onun emirlerini size tebliğ etmekle görevliyim. Ben
size yasak ettiğim şeyi kendim nasıl yaparım?
Bunun üzerine, o fahişe kadını çağırıp getirdiler. Hazret-i Mûsâ, kadına sordu:
- Tevrat'ı indiren Allahın hakkı için doğru söyle, bu işin aslı nedir?
- Hayır yalan söylüyorlar. Sana iftira etmem için Kârûn, bana iki kese altın verdi.
Bunun üzerine hazret-i Mûsâ secdeye kapanıp: "Yâ Rabbî, Kârun'un cezasını ver!"
diye duâ etti. Allahü teâlâ da O'na vahiy göndererek buyurdu ki:
- Yer senin emrindedir ne dersen yapar!
Bundan sonra hazret-i Mûsâ, İsrailoğullarına dönüp dedi ki:
- O'nun tarafını tutanlar O'nun tarafına geçsin. Bana tabi olanlar da benim
tarafıma geçsin! İki kişi hariç herkes O'nun tarafına geçti. Sonra hazret-i Mûsâ:
- Ey yer! Onları yut! buyurdu.
Kârun ve taraftarları yere batıp yok oldular.
Karûn yere batırıldıktan sonra, İsrailoğulları kendi aralarında dedikodu yaparak:
- Mûsâ aleyhisselâm, Karûn'un sarayına, hazinelerine ve servetine sahip olmak için,
O'na bedduâ etti, dediler.
Hazret-i Mûsâ, Allahü teâlâya duâ ederek, Karun'un servetinin de yere batırılmasını
istedi.
Yer yarılıp Kârun'un servetini ve sarayını da yuttu. Kur'ân-ı kerîmde, Kasas sûresinde
de, bu husustan:
"Biz O'nu ve sarayını yere geçiriverdik." şeklinde bahsedilmektedir.
.
Bunu ilk beğenen sen ol.

İçerik sağlayıcı paylaşım sitesi olarak hizmet veren İslami Forum sitemizde 5651 sayılı kanunun 8. maddesine ve T.C.K'nın 125. maddesine göre tüm üyelerimiz yaptıkları paylaşımlardan kendileri sorumludur. Sitemiz hakkında yapılacak tüm hukuksal şikayetleri bağlantısından bize ulaşıldıktan en geç 3 (üç) gün içerisinde ilgili kanunlar ve yönetmenlikler çerçevesinde tarafımızca incelenerek, gereken işlemler yapılacak ve site yöneticilerimiz tarafından bilgi verilecektir.