You need to enable JavaScript to run this app.

Skip to main content

Üye
Nilgün Marmara
Ancak Yazgıdır Bu

Sen ne getirdin bana çocukluğundan?
şen kahkahalar ulumalar dona kalmalar mı?
Üzüncün senin hangi çağrışımlara uzandı
benim eskil saatlerimde?
geçmişsiz ve geleceksiz suç sevinçleri,
deniz kıpırtılarınca yürek dalgalanmaları?
titreyerek uçurulan köpükten balonlar,
anlık aşkın tasarımlar mı?

nasıl bir ak konutun isteklendiricisi oldun
anılarıma düz baktıran
ah, ben pembe fistanımla kuşanırdım
dantelalı tafta yumuşaklıkla
savaşırdım kovmaya, çifte yetkeyi
hiçlemeye annemi ve uykuyu
öğle sonlarında ürkünç odaların!

diledin mi yanında tümden varolmayı an için
ve bir kaç sonrasında hiç yokmuşçasına
beklememeyi bir şey çevremdekilerin uyumundan başkaca?

yok böyle bir şey yok!
sunduğun sağaltımı kaçkın bir geçmiş,
sayrılık tutsağı bir gelecek duyumu bulanık,
sisi varlığının üzünç kanıtı bir vaktin
şimd'i_
beni bağışlayan sarsan
aşan bizleri mor birliktelik..
Demir ranzalarda derin uykular
Sahipsiz mısraların nikotin soluğu
Zamansız bir düşle gelen aşk
Ve... buhurdan gibi tüten yalnızlık...
Ağlamaklı şiirlerin ipeksi dokusunda
Siyah tüllerde üzgün bir Matmazel
Kesif bir yalnızlık ve maça kızı,
Yalnızlığın genzi yakan küflü şarkısında...
Bunu ilk beğenen sen ol.
Üye
RE: Nilgün Marmara
Bana Doğru Gelen Kim?

'BANA DOĞRU GELEN KİM? 'YA DA
ŞİMDİKİ ZAMANDA
BİR MOBİL, BİRİNCİ TEKİL ŞAHIS


Dökülmüş bedenim kimyasına pirincin, yokedilerek kalsiyumun büyüsü yazgım belirlenmiş.
Her an, hoş geldin diyorum bana doğru gelene, dalgalanan duygularımla. Sarkıyorum
tavandan (bir tavan varmışçasına) yeryüzünün (varolduğunu umarak) renklerini bilmeme
karşın - lal rengi, çivit mavisi ve sarı - ve onların yalanlamalarını - tutku, dinginlik ve ölüm -
kendimle işaretliyorum yanı, yöreyi - bir aşağı bir yukarı, bir yukarı bir aşağı, sağ sol, sağ sol.
Yönlerin bulanıklığında bir sorumluluk bu! Uluma geri tepiliyor böylece, bana doğru gelene
karşı! Bir iskeletler zinciri tutuyor beni havada, uzay konusunda bir unutkanlık yüklemeye ve
devindiğim cılız önlemleri yıkmaya çalışarak. Soğukkanlı bir çaba! Ben, kusursuz bir porte
olmayı yeğlerdim, oysa. İşte şuracıkta, özlüyorum sol anahtarımı ve notalarımı. Umursamam,
nereye dağılırlarsa dağılsınlar, daha sonra...


Şimdilik, hava akımının istencine boyun eğmişim, sinekler ırzına geçerken uzantılarımın,
sürdürüyorum dansımı bu dikey tabut içre, günden geceye, geceden güne, ben tümünü ezip
geçinceye ve 'Bana doğru giden kim? ' in yatay bilgisine ulaşıncaya dek!
Demir ranzalarda derin uykular
Sahipsiz mısraların nikotin soluğu
Zamansız bir düşle gelen aşk
Ve... buhurdan gibi tüten yalnızlık...
Ağlamaklı şiirlerin ipeksi dokusunda
Siyah tüllerde üzgün bir Matmazel
Kesif bir yalnızlık ve maça kızı,
Yalnızlığın genzi yakan küflü şarkısında...
Bunu ilk beğenen sen ol.
Üye
RE: Nilgün Marmara
Cam Kelepçeye Evet

Ilık bir süzülüşle
Geri dön hayat,
Bırakma yeryüzü salına
tünemiş pek kara kuşlar
Örtsün bakışımı,
Görmek acısı sürsün
pencere tutsağının
Düşsün hayatı suya...
Demir ranzalarda derin uykular
Sahipsiz mısraların nikotin soluğu
Zamansız bir düşle gelen aşk
Ve... buhurdan gibi tüten yalnızlık...
Ağlamaklı şiirlerin ipeksi dokusunda
Siyah tüllerde üzgün bir Matmazel
Kesif bir yalnızlık ve maça kızı,
Yalnızlığın genzi yakan küflü şarkısında...
Bunu ilk beğenen sen ol.
Üye
RE: Nilgün Marmara
Canım Sıkıntı Sınırı

Aydınlıkta köhneliği belirginleşen ve kentte ve konutta hiçbir şey neyse ben oyum. Öylesine
bağsız ve yeğniyim ki bu hafifliğin şiddetinin bedelini bir gün öderim diye düşünüyorum.
Sanki varoluş beni cezalandırmak ister gibi; yoğunluğundan bana düşen payını benden geri
alarak bu yoğunluğa, olur olmadık herkese ve her şeye fazlasıyla katlayarak sunuyor.
Ülkem yok, cinsim yok, soyum yok, ırkım yok; ve bunlara mal ettirici biricik güç, inancım
yok. Hiçlik tanrısının kayrasıyla kutsanmış ben yalnızca buna inanabilirim, ben. Yere göğe
zamana denize kayalara ve kuşlara da dokunan aynı tanrı değil mi? Bu kutla tanrının
yönetkenliğinde, olmayan ellerimle bir yok-tanrı'yı tutuyor ve ölçüyorum yokluğun ağırlığını.
Kefe'lerinden birine onun oylumu pekâlâ sığıyor, diğerine duygular, duyumlar ve düşünceler
yığılıyor, işte yetkin eşitlik...her gün her gece bu eşitliğin bilgisiyle geçiyor. Bir eskiciden
satın alınmış bu teraziyi birgün başka bir eskiciye vereceğim, o gün, tozanlarım her bir yana
dağılıp toprağın suyun ölümsüzlüğüne eklemlenecekler ve ben özgürleşeceğim.
Demir ranzalarda derin uykular
Sahipsiz mısraların nikotin soluğu
Zamansız bir düşle gelen aşk
Ve... buhurdan gibi tüten yalnızlık...
Ağlamaklı şiirlerin ipeksi dokusunda
Siyah tüllerde üzgün bir Matmazel
Kesif bir yalnızlık ve maça kızı,
Yalnızlığın genzi yakan küflü şarkısında...
Bunu ilk beğenen sen ol.
Üye
RE: Nilgün Marmara
Canım sıkıntı sınırını eklediğim için kızmazsınız umarım, sanatçının sahip olduğu fikri eleştirmenizi dilerim, beni değil. Umarım yanlış anlamazsınız yani, inançsızlığı yaygınlaştırmak değil amacım ne de olsa ..
Demir ranzalarda derin uykular
Sahipsiz mısraların nikotin soluğu
Zamansız bir düşle gelen aşk
Ve... buhurdan gibi tüten yalnızlık...
Ağlamaklı şiirlerin ipeksi dokusunda
Siyah tüllerde üzgün bir Matmazel
Kesif bir yalnızlık ve maça kızı,
Yalnızlığın genzi yakan küflü şarkısında...
Bunu ilk beğenen sen ol.
Üye
RE: Nilgün Marmara
Ben teşekkür ederim suskun.
Demir ranzalarda derin uykular
Sahipsiz mısraların nikotin soluğu
Zamansız bir düşle gelen aşk
Ve... buhurdan gibi tüten yalnızlık...
Ağlamaklı şiirlerin ipeksi dokusunda
Siyah tüllerde üzgün bir Matmazel
Kesif bir yalnızlık ve maça kızı,
Yalnızlığın genzi yakan küflü şarkısında...
Bunu ilk beğenen sen ol.
Üye
RE: Nilgün Marmara
Çok Güzel

Durma artık burada uysal âşık!
Aydınlık milinin yatağında.
Bilemiyoruz belki de meşe o ağacın adı,
Anlamıyoruz varolduğumuzu gölgesinde ağırbaşlılığın.
Veda geliyor şimdi, öğretmek için
Sergilenmeyi, uçuşan geriye dönen vakitte.

Kime, kime gönderiyor incelen yapraklarını
güzün, kavisin beyaz yanağıyla?

Bu aklıkta, minarem mavi benim.
Işığım denize kayıyor, bir sayıklama
İzleğiyle, bir zamanlar pay verdiğimiz insanlığa!
Demir ranzalarda derin uykular
Sahipsiz mısraların nikotin soluğu
Zamansız bir düşle gelen aşk
Ve... buhurdan gibi tüten yalnızlık...
Ağlamaklı şiirlerin ipeksi dokusunda
Siyah tüllerde üzgün bir Matmazel
Kesif bir yalnızlık ve maça kızı,
Yalnızlığın genzi yakan küflü şarkısında...
Bunu ilk beğenen sen ol.
Üye
RE: Nilgün Marmara
Düşü ne biliyorum

Kimdi o kedi, zamanın
eşyayı örseleyen korkusunda
eğerek kuşları yemlerine,
bana ve suçlarıma dolanan?

Gök kaçınca üzerimizden ve
yıldız dengi çözüldüğünde
neydi yaklaşan
yanan yatağından aslanlar geçirmiş
ve gömütünün kapağı hep açık olana?

Yedi tül ardında yazgı uşağı,
görüldüğünde tek boyutlu düzlüktür o
ve bağlanmıştır körler
örümcek salyası kablolarla birbirine
sevişirken,
iskeletin sevincini aklın yangınına
döndüren, fil kuyruğu gerdanlıklarla.

Yine de, zaman kedisi
pençesi ensemde, üzünç kemiğimden
çekerken beni kendi göğüne,
bir kahkaha bölüyor dokusunu

düşler marketinin,

uyanıyorum küstah sözcüklerle:
Ey, iki adımlık yerküre
senin bütün arka bahçelerini
gördüm ben!
Demir ranzalarda derin uykular
Sahipsiz mısraların nikotin soluğu
Zamansız bir düşle gelen aşk
Ve... buhurdan gibi tüten yalnızlık...
Ağlamaklı şiirlerin ipeksi dokusunda
Siyah tüllerde üzgün bir Matmazel
Kesif bir yalnızlık ve maça kızı,
Yalnızlığın genzi yakan küflü şarkısında...
Bunu ilk beğenen sen ol.

İçerik sağlayıcı paylaşım sitesi olarak hizmet veren İslami Forum sitemizde 5651 sayılı kanunun 8. maddesine ve T.C.K'nın 125. maddesine göre tüm üyelerimiz yaptıkları paylaşımlardan kendileri sorumludur. Sitemiz hakkında yapılacak tüm hukuksal şikayetleri bağlantısından bize ulaşıldıktan en geç 3 (üç) gün içerisinde ilgili kanunlar ve yönetmenlikler çerçevesinde tarafımızca incelenerek, gereken işlemler yapılacak ve site yöneticilerimiz tarafından bilgi verilecektir.