Yalnızlaştığınız anlarda, dünyanın bütün yükünü sırtınızda hisseder ve umarsızca koşturursunuz. Bir meditasyon salonuna, dilek ağacına, uğurlu olduğunu sandığız nesnelere yaslanır ve içinizdeki sesi susturmak istersiniz.
Ya da şöyle bir eğlensem, şarkı dinlesem, alış veriş yapsam, yalnızlığımı savabilir miyim deyip sonunu düşünmeden çıkarsınız yola.
Bir sigara yaksam, eğlensem, seyahate çıksam, gezsem tozsam bu kâbusla baş edebilirim der ve kendinizden sürekli kaçarsınız. Oysa her adımda yalnızlığınız biraz daha artar ve yaşadığınız geçici mutluluğun ardından sert bir uçuruma doğru yuvarlanırsınız. Küçük bir mutluluk elde etmek için çalmadık kapı bırakmazsanız ama çare olmaz. Çünkü aradığınız şey dışarıda değil gönül hazinenizde ve benliğinizin en derin noktasında gizlidir fakat göremezsiniz. Eğer dışarıya değil içeriye kaçmayı ve aradığınız şeyin merkezine ulaşmayı hedeflemiş olsaydınız yolunuz bu kadar uzamazdı. Ama sizi bu konuda ikna etmek ne mümkün!
Yalnızlık insanın en yakın dostu ve kardeşi. Fakat siz onu mutluluğunuzu çalan bir hırsız gibi görüp sürekli kaçıyorsunuz. Herhalde, kendinizle yüzleşmekten, acıya duçar olmaktan, yenilmekten, yılmaktan, kirlenmekten, mahrum kalmaktan korkuyorsunuz. Yalnızlığınız size mahrumiyetinizi hatırlatıyor. Oysa kendinizi yalnız hissettiğiniz anlar hayatınız için bir avantajdır. Zira insan mahrumiyetini hissettiğinde özüne döner, yönünü hakikate çevirir ve dünya ile bağını yeniden gözden geçirir. Ama siz bunu yapmak yerine sürekli kaçıyor ve yalnızlığın size sunacağı avantajları kaybediyorsunuz. Peki, nereye kadar kaçabileceksiniz? Sizi avutan bütün eğlencelerin sonu yine yalnızlığa açılmıyor mu? Hangi yöne savrulursanız savrulun yalnızlığınızı da yanınızda götürmek durumundasınız. Onunla kurduğunuz diyalog hayatınızın gidişatını ortaya koyacaktır. Eğer yalnızlığınızı doğru okur ve hayatınıza yön verebilirseniz bu sizin için bir avantaj olur. Fakat yalnızlığınızı bir çile olarak görür ve onunla sürekli boğuşmak durumunda kalırsanız işiniz kötü. Zira bu fani dünyada yalnızlıktan kaçma imkânınız hiç yok. Çünkü gerçek yurdunuzdan uzakta ve gurbettesiniz. Gurbetin insana verebileceği en kalıcı şey ise yalnızlık ve hasrettir.