Uç uca eklenen ümitler bile teselli olamıyor artık kanayan yarama.
Delicesine sevmeler yetmiyormuş meğer kaybolanları getirmeye,
Sen yoksun ya, her şey bomboş…
Şehir gittiğinden beri siyahlara büründü; yasını tutuyor.
Rüzgârlar buruk esiyor artık buralarda.
Boş sokaklar ismini sayıklıyor dön diye.
Şarkılar hasret dolmuş, seni mırıldanıyorlar…
Neredesin yar?
İçim sızlıyor ismini her andığımda,
O sımsıcak gülüşün deliyor yüreğimi,
Sevda ateşlerinde yanıyorum amansız,
Sensizliği bile seninle yaşıyorum sen bilmeden…
Hep “gülüm benim” dersin ya sevdiklerine
Güller sarardı artık, neredesin yar?
Oysa bir kış günü ilkbaharı sen getirmiştin bana.
En büyük yaz coşkusunu seninle yaşadım, sen bilmeden..
Sonra… Gidişinin ismi sonbahar oldu.
Yapraklar dallardan çabuk kopardı bu mevsimde ama,
Ben seni koparamadım içimden
Neredesin yar?
Tek başına yaşanan deli dolu bir aşkın sadece iziydi bunlar.
Karaların en koyusu bir sevda…
Öyle bir sevda ki; buzların içinde ateş parçası gibi…
Gelmeyeceğini, gelsen de hiçbir şeyin değişmeyeceğini bile bile bekliyorum…
Buradayken hep kızardım, surat asardım sana,
Haklı bile olsan suçluydun isyan ettirecek kadar.
Meğer her isyan içimde fark etmeden büyüyen bir sevginin sesiymiş
Sen gidince dineceğini düşünürdüm hep, ama yanıldım…
Her rüzgârda, her yağmurda, her gecemde sen vardın yine.
Meğer yaşamak demek sen demekmişsin,
Meğer senin varlığınla güzelleşiyormuş her şey,
Sen gidince anladım..
Uzak diyarlardan gelen sarhoş hayallerin pençesine takıldım gittiğinden beri,
Dilimde bir melodi sana haykırıyorum, duy diye
Ne olur duy artık yar…
Acısı öyle büyük ki hiçbir şey söndüremiyor,
Gözyaşları dindirmeye yetmiyor sancıları.
Kara toprakta bitecek olan bir kara sevda yakıyor canımı,
Ne olur dön artık yar….
Bir geceliğine değiş tokuş etseydik yüreğimizi,
Taşıyabilir miydin acaba bendeki seni!..
