You need to enable JavaScript to run this app.

Skip to main content

Nefsi terbiye etmek mi, yoksa onu öldürmek mi tercih edilmelidir

Nefsi terbiye etmek mi, yoksa onu öldürmek mi tercih edilmelidir

Allame
<span style="color: #1C1C1C"><strong>Kayıtsız</strong></span>
Nefsi terbiye etmek mi, yoksa onu öldürmek mi tercih edilmelidir

Nefis terbiyesini "nefsi öldürmek" şeklinde uygulayanlar nefsin hoşuna giden her şeyden uzak kalırlar. Bunun neticesinde; dünyayı sevmez, hırs göstermez, inat etmez, hiç öfkelenmez bir hale gelebilirler. Bunun da bir nefis terbiyesi olduğunu kabulle beraber, nefsi öldürmek yerine, onu hayra yönlendirmenin daha iyi olacağı kanaatindeyiz. Birincisi, hupsuz atın yemini kısıp, onu zayıflatarak ona hakim olmaya; ikincisi ise, yemini normal verip, ama onu iyi bir terbiyeden geçirerek güçlü bir atla hedefe daha kısa zamanda varmaya benzer.

Evet, dünyanın sevilecek tarafları vardır, sevilmeyecek yönleri vardır. Hırs gösterilecek yerler vardır, gösterilmeyecek yerler vardır. İnadın güzel olduğu durumlar vardır, çirkin olduğu durumlar vardır. Öfkenin kötü olduğu haller vardır, iyi olduğu haller vardır.

Dünyayı, Cenab-ı Hakk'ın isimlerine ayna ve ahirete bir tarla(1) olarak sevmek güzeldir. İnsanın heveslerine hitab eden ve gaflet perdesi olan yönünü sevmek çirkindir. (2) İlimde ve hizmette hırs göstermek güzeldir, şöhret için malda ve makamda hırs göstermek çirkindir. Hakta inat etmek güzeldir. Batılda inat etmek, çirkindir. Zalimlere öfke duymak güzeldir, müminlere öfke duymak çirkindir.

İşte, nefsin mahiyetinde yer alan duyguların, arzuların hayra yönlendirilmesi, nefsin öldürülmesinden, yani büsbütün sesini kesmekten çok daha faydalıdır. (3) Bu ise, nefsin arzu ve isteklerine iyi bir mecra bulmak, onu hayırlı şeylere sevk etmekle olur; coşarak çevreye zarar veren bir nehrin önüne baraj yapmak ve onunla çevreyi sulamak gibi.


Yazar: Şadi Eren (Doç.Dr.) 2006-05-09

Kaynaklar:
1-Acluni, I, 412
2-Nursi, Sözler, s.,584
3-Bkz. Nursi, Mektubat, Envar Neş. İst. 1993, s. 33-34
Bunu ilk beğenen sen ol.
Allame
<span style="color: #1C1C1C"><strong>Kayıtsız</strong></span>
RE: Nefsi terbiye etmek mi, yoksa onu öldürmek mi tercih edilmelidir
aynı düşüncede olduğum için bu yazıyı alıntılamayı uygun buldum.
Bunu ilk beğenen sen ol.
Allame
<span style="color: #1C1C1C"><strong>Kayıtsız</strong></span>
RE: Nefsi terbiye etmek mi, yoksa onu öldürmek mi tercih edilmelidir
Aksi görüşü de yazalım:

Nakşîbendi yolunun bütün çalışmaları nefsi öldürmek içindir. Nefis ölüp gittikten sonra her şey düzelmeye başlar.

Şah-ı Hazne (Şeyh Ahmed Haznevi) buyuruyor : Norşin’e gitmiştim. On beş – yirmi günden beri Hazretin evindeydim. Malûm, yemeğimiz darı ekmeği ve darı çorbasıydı. Birgün Hazret’i ziyarete Muş tarafından bir ağa gelmişti. Hazret’i ve mollalarını da yemeğe davet ediyordu. Hazret daveti kabul etti ve icabet edeceğini bildirdi. Benim de keyfim geldi, diyor Şah-ı Hazne, düşündüm, nasıl olsa bende ziyafete giderim, güzel yemekler yerim, diye nefsim çok zevklendi. Hemen, çarıklarımı, ıslansın da rahat giyeyim diye suya bıraktım. Nihayet hazret gitmek için, hazırlığını yaptı, ben de diğer mollalarla beraber hazırlandım. Hazret çıktı, yüzünü bana döndürüp : “Haydi gidiyoruz. Bütün mollalar benimle beraber gelsin, yalnız Molla Ahmed kalsın, o gelmeyecek” buyurdu. O zaman ben ayrıldım. Hazret’in niçin öyle dediğini anlamadım ve nefsime dönüp dedim ki : Bütün suç senindir. Sen güzel yemekler yerim, diye iştahlandın, güzel yemeklere tamah ettin. İşte bunun için Hazret seni götürmedi.

Yine Şah-ı Hazne anlatıyor : (Bir gün Hazret bana sordu : “Molla Ahmed sen yemeklerini nerede yiyorsun?” Dedim : “Sofilerle beraber yiyorum. Kurban”. Tekrar sordu : “Peki nerede yatıyorsun?” “Aşağı divanda yatıyorum, kurban” dedim. Hazret benim bu cevaplarımdan çok hoşlandı, keyfi geldi ve ferahlandı. Bana “Çok iyi yapıyorsun. Aşağı divan hoştur. Seyda orada sohbet ettiği, çok teveccühlerde bulunduğu için oranın nisbeti çok fazladır. Yukarı divan ise ağaların yeridir. Şeyh Alaâddin, Şeyh Mahmud-i Karaküyi gibi zatlar hep orada kalırlar. Yukarı divan ağalar yeri. Aşağı ise Seyda’nın divanıdır. Orada çok hatme, çok sohbet ve çok teveccüh yaptığı için nisbeti bol, çok hoş bir yer orası” dedi.)

İnsan nefsini bilmeli, eğer nefsini bilirse halk da ondan istifade eder.

Seyda-i Molla Ramazan anlatıyor : (Bir seferinde Hazret’in huzurunda bulunuyordum. Seyda-i Mezzin de oradaydı ve daha hatırlayamayacağım başkaları da vardı. Birden Hazret yüzünü bana çevirdi. “Molla Ramazan” dedi. “Buyur, kurban” dedim, “Haydi bana ço ço de bakayım” dedi. Ben utandım emrini yerine getirmedim. Bu sefer Seyda-i Mezzin’e dönüp, “Molla, hâlâ Molla Ramazan’da nefs var, henüz nefsini yenememiş” dedi. Bunun üzerine emrini yerine getirmediğimden dolayı çok pişmanlık duydum, çok üzüldüm. Kendi kendime bir daha ne emr ederse yapacağım, diye söz verdim. Ondan sonra emrini gözetlemeğe başladım.

Aradan bir iki hafta geçti. Ben ise bir emri olursa hemen yerine getireyim diye hep gözetliyorum. Bir ara bana döndü : “Molla Ramazan, bana biraz su getir” dedi. O kadar heyecanlandım ki bana Molla Ramazan kalk oyna dediğini zannettim. Hemen kalktım, raks etmeye başladım. Hazret o kadar güldü ki… Dedi, şuna bakın hele, ben su istiyorum o ise kalkmış oynuyor. O zaman yaptığım hatayı anladım. Ama böylece nefsim bir defa daha kırılmış oldu.

[/b] İnsanda nefs olmaması lâzım. Nefs insanda olduğu müddetçe kendini yok bilmelidir.[/b]

Bir seferinde Kadiri şeylerinden Molla Abdurrahman’ın bir sofisi Seyda’yı ziyarete gelmişti. Seyda sofiye; “Bize biraz Molla Abdurrahman Çoğreçi’nin sohbetinden söyle” dedi. Sofi ise: “Vallahi Kurban, aklımda hiç sohbet yok” deyince, Seyda “hiçbir şey de aklına gelmiyor mu?” diye sordu. Sofi biraz düşündü. Evet bir sohbeti hatırladım. Şeyhim derdi ki : “Gübre olunmadıkça su üstünde kalınmaz.” Bu söz Seyda’nın hoşuna çok gitti, çok keyfi geldi. “Vallahi, çok doğru bir söz, dedi, bundan daha güzel bir şey olmaz. Sözü doğrudur. İnsan nefsini gübre etmedikçe su üstünde kalamaz. Nefis olduğu müddetçe insan bir şey olamaz. Gübre hafif olduğu için suyun üstünde kalıyor, yükseliyor. İnsan nefsini hafif tuttukça yükselir, su üstünde kalır. Yok eğer insan ağır olursa suyun dibine batar. İnsanın nefsi olduğu müddetçe insan ağırdır, suyun dibine çöker.”. Seyda : “Bu sohbetten daha güzel bir şey yoktur. Bu çok büyük bir sohbettir” buyurdu ve kâhyasına dönüp, “Kesende ne kadar paran varsa bu sohbetin karşılığı olarak sofiye ver.” Kâhya baktı kesede beş altın mecidiye vardı. “Kurban beş mecidiye var” dedi. Seyda, hepsini sofiye vermesini emretti. Sofi almak istemedi, her ne kadar feryad ü figan edip ihtiyacı olmadığını beyan ettiyse de, Seyda, hayır alacaksın, senin bu sohbetin çok kıymetlidir. Gavs’ın başı için ne kadar para olsaydı kesede, tümünü sana verecektim” buyurdu.

Hakikaten insan nefsini gübre olarak mülâhaza etmedikçe su üstünde kalamaz. İnsan nefsini gördüğü müddetçe Rabbine kavuşamaz. Ne zaman nefsini öldürürse Allah’ına o zaman kavuşur


Not: Yukarıdaki görüşler, bazı arkadaşlarımızın "mürşidi kamil" olarak gördüğü kişilerin ve aynı yoldaki dostlarının genel görüşüdür, şahsımın görüşü değildir. Ben de severim o cenahtan bazı şahısları ama bu demek değildir ki körü körüne itaat. ı-ıh.

sen tevbeni sarığının telinden verirsen, eğer alan kişinin ismi Allameyse, Allame o tevbeyi alır, ama sen akşam namazının farzını ağız tadıylan ve bozmadan kılamazsın niye kılamazsın. işte sen ibadetine kibiri sokmuşsun. Oysa o sana saf bir şekilde ve alçak gönüllülükle gelmişti. öyle muamele etseydin, o senin elini öperdi elbette. ne oldu şimdi? İşte sen 3 rekatlık namazda 3 sefer namazı bozmak zorunda kaldın, kendi ürettiğin elektriğin seni yarı yolda bıraktı. sonra? Allame elleri arkada çıktı, ya neden? işte herkes geri geri giderek çıkıyor. Onu saygıyı hak edene göstereceksin. İşte arkanda böyle bir güç varsa, hangi güç, işte sen haklıysan arkanda Allah olsa sana yetmez mi? Kimmiş? Kim olursa olsun ne farkeder. Kibiri kimde görürsek nehyederiz isterse ismi Gavs olsun. öğrenmenin yaşı yoktur. anladın sen beni. Wink

Ne demiştik? "Mürşidi kamil" tükendi, size yanlızca "mürşid" ya da yanlızca "kamil" versek?


Ayrıca da severim kendilerini. örneğin ilahi_aşk kardeşimi sevdiğim kadar ama farklı bir tarzda severim. ancak bu demek değil ki, saf bir teslimiyet. onu geçicek. 11'e gelicek.

netice neymiş:

Nefsini öldürmüş bireyler başka nefislerin şikarıdır (avıdır).

Smile

eğer tüm müslümanlar nakşi olsaydı dünyada islam diye bir şey kalmazdı. kalırdı deme işte, kalmazdı, Allah yardım eder deme işte. Allah sana yardım etmiş zaten akıl vermiş ki kullanasın tedbirini alasın.



Bunu ilk beğenen sen ol.
Profesör
RE: Nefsi terbiye etmek mi, yoksa onu öldürmek mi tercih edilmelidir
niye nakşi adını kullanıyorsun kigülücük bu bahsedilen şey çogu cemaatte vardır zaten...kaldı ki tevbe almak denilen şey her başına sarık takandan alınan bişey değildir...siz sarıktan yada karşınızdaki insan almazsınız tevbenizi ona etmezsiniz...siz Allah(cc) dan alırsınız ona dua edersiniz tevbenize sizden daha ilimli olduguna inandıgınız .allahın sevdigi biri oldguna inandıgınız kişiyi şahit oılsun isterseniz olay budur...aksini yapmak aksini düşünmek şirk'tir zaten...ha birde nefs öldürmek değil nefs terbiyesi esastır zaten..ama kelime olarak öldürmek kullanılabilir oda nefsinizin kötü alışkanlıklarını yok etmek anlamındadır...nefsini öldüren zaten kendini öldürür nefs bizimle bir bütün onu terbiye edersin ki önceden namaz kılma oruc tutma diyen nefs sana namaz kıl oruc tut ibadet et demeye başlar
[Resim: urjn1.jpg]


Gaflet içinde gördüm, nice canlı cesedi ;
Câhillerden beterdi, âlimlerin hasedi..
Bunu ilk beğenen sen ol.
Allame
<span style="color: #1C1C1C"><strong>Kayıtsız</strong></span>
RE: Nefsi terbiye etmek mi, yoksa onu öldürmek mi tercih edilmelidir
yok çoğunda vardır yoktur demedim.
tevbe vermekten kastın şahsın kendisinden tevbe almak olmadığı ancak lügatta öyle geçtiği için bu tabir kullanılmıştır. Yollar hakkında yeterli bilgimiz vardır hamdolsun.
mürşidi kamilden kastınız herhalde varılacak "menzil" olsa gerektir deyip onu kastettim. yok daha iyileri vardı diyorsanız buyrun hedef gösterin görelim kerametlerini.
bununkini gördük çünkü.
tasavvufta çoğu şey tasfirdir.
neymiş?
sarığın teli Allahın ipiymiş o yüzden onu temsilen sarılacakmışız.

Sanki ben Allahın ipini görmemişim hayatımda

çocuk mu kandırıyorsunuz yahu

Smile
Bunu ilk beğenen sen ol.
Profesör
RE: Nefsi terbiye etmek mi, yoksa onu öldürmek mi tercih edilmelidir
ben menzil falan demedimgülücük sen nereye gittin ne gördün bilemem ben gitmedim görmedim şahit oldugum şeyler var elbet ama bulurlar seni eger sana ispat etmek isterlerse birşeyi

ha menzildeki zat'a hürmet gösterenler sarıgın ipinden değil kendisinin seyyid oldugundan o hürmeti gösterirler ben böyle duydum sarıgın ipi allahın ipi o neymiş...sen yanlış kişilerle muhattap olmuşsun gülücük

ben bu konuda çok konuşmam yeter bu kadar ahanda sustum tıpp gülücük
[Resim: urjn1.jpg]


Gaflet içinde gördüm, nice canlı cesedi ;
Câhillerden beterdi, âlimlerin hasedi..
Bunu ilk beğenen sen ol.
Allame
<span style="color: #1C1C1C"><strong>Kayıtsız</strong></span>
RE: Nefsi terbiye etmek mi, yoksa onu öldürmek mi tercih edilmelidir
kardeşim sen ne diyon yaa. ille son sözü söyleyecen bırak allame desin son sözü.
taamam ben de iki laf ediyim tıp diyim.

varsa öyle bir kutup adayı gelir bulur bizi.

biz ne kutuplar gördük ki buzları erimiş, ısınmış, özünü kaybetmiş, halen daha kutubuz diye diretiyor.

Varsa orda arşın, halep burda.

Onu da öyle dediler. aynen. onu nda öyle dediler. Hocaefendiyi de öyle dediler. dedi: bunu mu diyonuz dediler aynen. diyenler hep dostlarımız. dedim Allah Allah da kulları kul değil. siz onu tanımamışsınız. ya nasıl tanıyacağız? Bekleyin görün. memleketi terketmesiyle o muhabbet arası bir haftadır. gitmeseydi göreceklerdi neden bahsettiğimizi. Wink

Kutup olabilmek için belli şartlar vardır. elimde sağlam bir mezure var, alırım boyunun ölçüsünü kurtarırsa deriz ki işte budur, kurtarmazsa fazlasını yukarıdan itibaren keseriz. nereden keseceğiz? işte kafadan başlıyoruz budamaya. kısa olursa ne olacak? işte kulaklarından tutuyoruz yukarı doğru çekiyoruz ki uzasın diye. Smile

ama olmuyor. ben çok gördüm. sadece birisi var öyle ama daha dünyada tanışamadık. pek sevilmediğini biliyorum, kendimden biliyorum onun sevilmediğini, ama sevmediğimi söyleyemem, çünkü onun sevgisini kaybetmekten de korkuyorum. fazla da konuşmamak lazım aslında.

demem o ki. onu da saymazsam zaten yoktur. o da herhalde senin bahsettiğin kişi değildir. aramızda kalsın da, çok zalim biridir benim bahsettiğim kişi. Sense zalimleri sevmezsin, ben de sevmem. Smile
Bunu ilk beğenen sen ol.
Profesör
RE: Nefsi terbiye etmek mi, yoksa onu öldürmek mi tercih edilmelidir
peki))
[Resim: urjn1.jpg]


Gaflet içinde gördüm, nice canlı cesedi ;
Câhillerden beterdi, âlimlerin hasedi..
Bunu ilk beğenen sen ol.
Allame
<span style="color: #1C1C1C"><strong>Kayıtsız</strong></span>
RE: Nefsi terbiye etmek mi, yoksa onu öldürmek mi tercih edilmelidir
tıp.
gülücük
Bunu ilk beğenen sen ol.

İçerik sağlayıcı paylaşım sitesi olarak hizmet veren İslami Forum sitemizde 5651 sayılı kanunun 8. maddesine ve T.C.K'nın 125. maddesine göre tüm üyelerimiz yaptıkları paylaşımlardan kendileri sorumludur. Sitemiz hakkında yapılacak tüm hukuksal şikayetleri bağlantısından bize ulaşıldıktan en geç 3 (üç) gün içerisinde ilgili kanunlar ve yönetmenlikler çerçevesinde tarafımızca incelenerek, gereken işlemler yapılacak ve site yöneticilerimiz tarafından bilgi verilecektir.