Onda Ebu Eyyüb el Ensari'nin azmi... Sultan Alparslan'ın gayreti... Şeyh Edebali'nin himmeti... Osman Gazi'nin safveti... Fatihin mürüvveti, Yavuz'un şecaati... Kanuni'nin ufku... Sultan Abdülhamid'in siyasi dehası, feraseti ve şefkati vardı...
O zalimlere karşı onurlu bir kartal... Mazlumlara umut idi, aynı zamanda gönlü Allah ve resulullah aşkıyla dolu bir mücahid, ve müminlere karşı merhamet abidesi idi... Gönül erlerinin elinde pişmiş ve diz dibinde yetiştirilmiş bir derviş veli idi...
Ve Mevla'ya boynu bükük sıradan mütevazi bir kul idi... Sultan Hamid-i saniden beri ümmetin üzerindeki siyasi vebali kaldıracak beyate Ehil, teklif ehli bir mihmandardı... İslâm ile insanlık arasındaki engellerin kaldırılması olarak anlattı ve gösterdi cihadın icrasını...
O hocaydı ve hocamız olarak darı bekaya, intikal etti... Gönlünü bize ruhunu Mevla'ya teslim etti... Vazifesini ikmal eyledi... Çıtayı yükseltti... Bize yeryüzünde fitneden eser kalmayıncaya ve hak hakim olana kadar cihad etme hedefi verdi... Mücadelenin en güzeli ile tebliğ misyon etti... Elhamdülillah utandırmadı, sevenlerini küçük düşürmedi... Şefkat ve ferasetini anlayamayanlar, Hudeybiye'yi bilmeyenler, saman alevi hisliler ona korkak dediler... Ama perdenin son sahnelerinin nasıl olacağını bilemediler...
Hayatında ona karşı duranlar 'dün' oldular, cenazesinde peşinde cemat oldular, o ise sabırla, azimle 'yarın' oldu... İstikbali, istiklali ve yarınları istedi ve ...
Noktaya bakmadı, süreci izledi... Taktik ve stratejik planlarla, gülünen, kınanan bir kişiden milyonlara ulaşan bir hayır kervanı oldu... En zor anlarda ülkesini, davasını ve idealini savunan adam oldu... Ve bizlere susmak ve sükûtun zor olduğu zamanlarda, sabırla susmayı, yeniden bilenmeyi azim ve sebatı öğretti... Ve son mitinginde de iki milyonluk kalabalıkla hüsnü şehadette bulunan mümtaz bir topluluğa yine en önde susarak ruhundan hitap etti...
Davası maddi ve manevi kalkınmayla mutlu, müreffeh büyük Türkiye, yeniden adil ve yaşanabilir bir dünya idi... Ekol oldu.. Okul oldu... Ve şu anda mazlum milletlerin zulme karşı duruşunda sembol oldu... Hiddet, şiddet, nefret gibi iğreti ve terör işlerine bulaşılmadan nasıl bir dünya kurulur bunun en güzel örneğini gösterdi... Beşinci sınıftan birinci sınıfa hasarsız nasıl geçilir bunu anlattı, öğretti ve yaşattı... Bosna, Filistin, Çeçenya, Somali, Sudan... Avrupa, Afrika, Asya... Bütün alem ve tüm İslâm alemi hocasını kaybetti... Bedeni gitti... Ama ruhu gitmedi... Ümmeti öksüz bıraktı... Ama idealsiz, gayesiz ve başıboş bırakmadı...
Dinin yıldızı olarak parladın... Son merasimine ay, güneş ve nice yıldızlar şahit ve varis oldular... Seni seviyoruz ey savunan adam, sayılan ve sevilen adam... Şefaatine ermek ümidiyle ey koca sultan... Mücahid Erbakan... Ve mekanın cennet olsun.. Hocam.. Hocam... Hocam....