Forum Gündemi:

Konu Başlığı : Namazı camide kılmanın fazileti!

*
Bu konu; tarihinde açılmış olup, 2 defa yorumlanmıştır.
Konu Sahibi : EMREARSLAN
Konuyu Oyla:
  • Derecelendirme: 5/5 - 1 oy
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
Çevrimdışı
Acemi Üye
*
63
mesajlar
25
konular
62
REP PUANI
Yeni Üye

Sep 2019
(Kayıt Tarihi)
Erkek
(Cinsiyet)
#1
24-09-2019, Saat:05:25 PM
Namazı camide kılmanın sevabı çok büyüktür.Camide kılınan namazın sevabı evde kılınan namaza göre 27 kat daha fazladır.Mesela atıyorum bir yatsı namazını hesaplarsak,27 tane yatsı namazı kılmış gibi olursunuz camide kılarsanız.Ayrıca camide sevap çoktur,herkes birbirinin sevabını alır,camide sevaplar ortaktır.Camide yapılan ibadetler,caminin içindeki rahmetten,güzel enerjiden dolayı çok daha zevkli ve huzurludur.Ayrıca insanın psikolojisine de çok iyi gelir cami havası almak.Caminin içinde şeytanın insan üzerindeki etkisi de çok daha azdır.Birde arkadaşlar en azından yakınımızda ki camilere maddi olarak yardımda bulunalım,bir sabun bile alıp götürsek çok büyük sevaba gireriz.Düşünseniz ya camiler ALLAH'ın evi olarak nitelendirilir dinimizde,siz ALLAH'ın evine yardım ederseniz ALLAH'ta sizin evinize yardım edecektir.Ben devamlı gittiğim için biliyorum,her şeyi devlet karşılamıyor camilerde.Mesela yazın klimaların elektrik paralarını filan öderken zorlanıyorlar,üç beş kişinin sırtında gidiyor çoğu caminin masrafları.[font=Tahoma][size=large]
Çevrimdışı
Forumcu
*
290
mesajlar
24
konular
266
REP PUANI
Yeni Üye

Nov 2016
(Kayıt Tarihi)
Erkek
(Cinsiyet)
#2
28-09-2019, Saat:09:29 AM
Cemaatle namaz kılmanın fazileti konusunda Mevlana’dan, Mesnevi’den bir bölüm anlatmak istiyorum.

Hz. Muaviye bir gün sarayında(!) namaz vaktine az bir süre kala uyuyakalır. Kapılar kilitlidir ve kimse kendisini uyandırmaya cesaret edemez veya uyuduğunu tahmin edemez. Bu sırada Şeytan gelip Muaviye’yi uyandırır ve “kalk namaz vakti geçiyor” der. Muaviye tamamen kilitli ortama girebilenin ve başka diğer alametlerinden onun şeytan olduğunu anlar. Tabi çok şaşırır ve yakasını bırakmaz. “Beni niye kaldırdın, benim namazımı kaçırmama niye razı olmadın” diye sorgular. Şeytan uzun uzun diller döker, mazeretler uydurur fakat Muaviye’yi inandıramaz. En sonunda itiraf eder:
(buraya kadar çok uzun olduğu için özetledim esas konu ile ilgili kısmını aynen aktarıyorum)

Şeytan dişlerinin dibinden ona dedi: “Ey filan! Bil ki, seni şunun için uyandırdım:
Namazda yüce bahtlı Peygamber’in arkasında cemaata yetişmen için.
Namaz vaktini kaçırsaydın, bu dünya ışıksız şekilde kararırdı;
Aldanma ve dertten dolayı iki gözünden tulum gibi yaşların akardı.
Herkes ibadetten zevk alır, çaresiz bir an ondan geri durmaz
O aldanış ve dert yüz namaz olurdu. Nerede namaz, nerede o niyazın aydınlığı?


Bu son iki satırda Mevlana normalde herkesin (yukarıda bahsettiğimiz gibi) biraz da çaresiz mecburiyetten namaz kıldığını, namazı kaçıranın (Cemaat namazını) eğer gerçekten canı yürekten yanarsa, işte o zaman o yangının yüz namaza bedel olduğunu anlatıyor. Burada hemen başka bir hikaye araya sokar;

Biri camiye giriyordu, halksa camiden çıkıyordu.
“Cemaate ne oldu ki, camiden erken çıkılıyor?” diye sordu?
Biri ona dedi: “Peygamber namazı cemaatle kıldı, sırrı tamamladı.
Ey ham kişi! Sen niçin içeri giriyorsun? Zira Peygamber selam verdi.”
-adam- Ahhh etti; o ahdan duman çıktı; onun ahı gönülden kan kokusu veriyordu.
Diğeri dedi: “O ahı ver; benim bu namazım sana bağış olsun”
“Ahı verdim ve namazı kabul ettim” dedi. Diğeri o ahı yüz niyazla aldı. (Teşekkürlerle, hayır dualar ederek aldı)

Gece uykuda gizli bir ses ona dedi: “Abıhayat ve şifa satın aldın
Bu seçişin ve davranışın hürmetine bütün halkın namazı kabul oldu.”


Ve tekrar Muaviye hikayesine dönüş:

Sonra Şeytan ona dedi: “Ey cömert Muaviye! Hilemi açıklamam gerekir
O zaman namazın geçseydi, gönül derdiyle ah ve feryat ederdin.
O üzüntü, o feryat ve o niyaz iki yüz zikir ve namazı geçerdi.

Allah’a emanetsiniz.
Çevrimdışı
Acemi Üye
*
60
mesajlar
0
konular
0
REP PUANI
Yeni Üye

Sep 2019
(Kayıt Tarihi)
Erkek
(Cinsiyet)
#3
28-09-2019, Saat:10:27 AM
Bu tür ibadetler,mitler, hikayeler her dinde var.Bunlar birseyi ispatlamaz.her dinin ibadet şekli kendilerince faziletli ve kutsaldır.mesela;

Goutama altı yıl boyunca perhizle, meditasyonla günlerini doldurmuş. Günlük yiyecek miktarını, bir deri kemik kalana dek bir pirinç ya da bir susam tanesine azaltmış. Bir gün bacakları gövdesini çekemez olunca düşüp bayılmış. Çevresindekiler önce onun öldüğünü sanmışlar. Buddha güçlükle kendine gelince, perhizin ve çile çekmenin aydınlanmaya bir yararı olmadığını, güçsüz bir bedenle güçlü bir zihne sahip olunamayacağı kanısına varmış. Bu yüzden budist rahiplerin bugün de takip ettiği bir prensiple sabah ve öğle olarak iki öğünde ve mütavazi bir şekilde beslenmeye karar vermiş.

Bir mayıs gecesi, dolunayda, Uruvila köy ağasının kızı Sucata, kutsal incir ağacına özel olarak hazırladığı süt ve pirinçle pişirilmiş bir çeşit muhallebi olan “Sungu” getirmiş. Fakat Goutama‘yı orada görünce, onu ağacın perisi sanarak, sütlü karışımı Goutama‘ya vermiş. Goutama aldığı Sungu’yu kırk dokuz bölüme ayırmış ve aydınlandıktan sonra geçirdiği kırk dokuz gün süresince yiyecek olarak bununla yetinmiş.

Goutama, o gün gündüzün sıcak saatlerini ormanda dolaşarak geçirmiş, akşam olunca bilgelik ağacı diye bilinen kutsal incir ağacının altına gelmiş, kendi kendine, ”Derim, etim, kanım kurusa da, tam ve aşılmaz aydınlanmaya ulaşmadan bu ağacın altından kalkmayacağım” demiş ve o zamandan sonra da hiçbir şey onu yolundan çevirememiş. Yedi gün boyunca yerinden hiç kımıldamayan Gotama, Nirvana’ya ermenin zevkini çıkarmış. Sonrasında yedi gün de ayakta, daha sonraki yedi günü de bilgelik ağacının çevresinde bulunan ağaçların altında oturarak 49 günü doldurmuş. Hatta ağaçlardan birinin altında otururken, yağan yağmurdan Buddha‘yı, kafa derisini iki yana açarak, bir kobra yılanı korumuş. O günden itibaren de yılanlar Budizm’de, Buddha ve öğretilerinin koruyuculuğunu temsil etmeye başlamış.

Aydınlandıktan sonra ne yapması gerektiğine bir türlü karar veremeyen Buddha‘ya Tanrı Brahma yardım etmiş ve insanların içinde bu öğretileri anlayabilecek düzeyde olanların çıkabileceğini söylemiş. Tüm canlılara karşı sevecenlik duygularıyla dolu olan Buddha, Tanrı Brahma‘nın dediklerini kabul etmiş.  Bunun üzerine de, zamanında yollarının ayrıldığı arkadaşlarını Benares yakınlarında bularak, ”Ben Buddha oldum, yolu buldum, size de o yolu göstereceğim ve drahma’yı (yasayı) öğreteceğim” demiş.


Hızlı Menü:


Görüntüleyenler: 1 Ziyaretçi