Ruh namazda genellikle kendisini gösteremez. Çünkü nefs-i emmarenin (kötülüğü emreden nefis) elinde esir durumdadır. İnsanların huzurla ve güzel duygularla kıldıkları namazları çok azdır. Seyrektir. Namaz sırasında üstün halleri yaşamak amaçlansa da bu pek ele geçmez. Enderdir. İnsanların büyük çoğunluğu namazda büyük bir sıkıntı yaşarlar. Namaz onlar için adeta bir buhrandır. Sabredilmesi gereken bir ibadettir. İşte bu algılanan olumsuz durumlar nefisten gelir. Nefis namazdan hiç hoşlanmaz. Namaz sırasında bazen hissedilen iç darlığı, bu yüzdendir.
Peki bu halle, yani nefsinin verdiği sıkıntı ile kılınan bir namaz Allah indinde kabul görür mü? Belki de bu halle kılınan bir namaz, ruhun huzur ve hoş duygularla kıldığı namazdan daha üstün olabilir.
Hadis-i şeriflerde ifade edildiği üzere nasıl sabreden bir fakir şükreden bir zenginden daha üstün ve faziletli ise namazda da nefsin sıkıntılarına katlanan birisi de böyledir. İnsanın nefsinden gelen bu sıkıntıları, iradesi ile birden ortadan kaldırması mümkün değildir. Böyle durumlarda sabreden ve bu haline rağmen namaz görevini tadil-i erkana riayet ederek yerine getiren kimse imtihanı kazanacaktır inşaAllah.
O bu hali ile nefsiyle savaşmış ve onu yenmiştir. Bir farzı nefsine rağmen yerine getirmiştir. Bu büyük bir zaferdir. Bu galibiyeti her namazda devam ettiği sürece nefsi bir gün ruhuna teslim olacak ve kötü sıfatlarını da yavaş yavaş terk edecektir. Üst hallere ve makamlara geçecektir. Bu sayede ruhun huzur ve hoş duygularla kıldığı namazları daha bir artacaktır.
Yüce Allah’ın Kuran-ı Kerim’de belirttiği üzere ''Her zorluktan sonra kolaylık vardır. Evet, her zorluktan sonra kolaylık vardır'' (İnşirah suresi, 6-7) sünnetullahı bu durum için de geçerli olacak, önceleri nefsin engellemeleri ve verdiği sıkıntıları ile kılınan namazlar, daha sonraları ruhun nur ve feyizle gıdalanmaları sonucunda gelişmesiyle yüce ve güzel duyguların ve hallerin yaşandığı anlara dönüşecektir Allah'ın izniyle...
Çeş. kaynak
.