You need to enable JavaScript to run this app.

Skip to main content

Naif bir ötekileştirme

Naif bir ötekileştirme

General
Naif bir ötekileştirme
Kader Büyükbingöl, Naif bir ötekileştirme

Doğuştan gelen bir bedensel engele sahibim. çocukluğum hastanelerde geçti ve normal bir kız çocuğu gibi şeker yiyerek değil daha çok narkoz yiyerek büyüdüm. ama merak etmeyin bu sandığınız kadar acıklı bir durum değil. kafam narkoz yüzünden çok normal çalışmıyor sanırım sadece. şeker de yedim tabi. hatta o kadar çok yedim ki dişlerim biraz eğridir. ama keskindir de aynı zamanda. alper gencer'in de dediği gibi ''sen benim dişlerime çok aldırma ne olur, ben onları bu yaşlara gelmek için sivrilttim'' şimdi bi kaç bir şeyden bahsetmek istiyorum.

Hayatla barışık olma zırvalarını falan bırakalım. engelli bir birey hayatla barışık olmak zorunda değildir. yahu niye mutlu olalım. bi ayağımız falan olmadığı için mi smile ifade simgesi hayır tamam onunla da pek tabi mutlu olunabilir ama sanki ikisi arasında bir doğru orantı varmış gibi davranmayın. hımm ne kadar engel, o kadar mutluluk. ah demek 2 ayağın yok, dünyanın en mutlu insanı olmak için daha neyi bekliyorsun?. hadi gülümse, biraz daha gülümse. sen gülümse ki zavallı ben, gülmek için senden daha çok sebebim olduğunu hatırlayıp, basayım kahkahayı. bu mudur yani? niye mutlu olmak için hunharca çabalayalım. dünyaya baktığınızda mutlu olabilecek ne görüyorsunuz. bazen keyiflenir insan fakat daimi bir mutluluk mümkün mü. neden engelli insanlara sürekli mutlu olmalarını hayatla barışık olmalarını öğütlüyorsunuz. siz bilir kişi misiniz lan? engelli insanların bütün acılarının kaynağını bedenlerindeki alışılmadık olgulara bağlıyorsunuz. bu kadar mı dar beyniniz. bir engelli olarak beşiktaş'ın gol yemesine üzülemez miyim? sabah akşam halay mı çekeyim, napayım?

Bunun yanı sıra engelli bir birey mutsuz olmak ve hayata küsmek zorunda da değildir. çünkü sizin düşüncenizin yanı sıra onun da kendi mutlulukları ve keyif alma biçimleri vardır. herkes gibi kısacası. yani bir engelli birey sizin onun sıkıştırdığınız ruh hallerinden hiç birini taşımak zorunda değildir. kendi bireysel fikri ya da hissi neyse onunla var olur.

1-engelli'ye giriş-. zaytung haberinde de denildiği gibi bizlere ne isim verileceği konusunda bile kafası çok karışık bu toplumun. en son 'tutunan tutungaç'ı tavsiye etmişti zaytung. çok eğlenmiştim o haberi okurken. sakat, özürlü, engelli. çok farklı rivayetler mevcut. ben en sonunda kendimi ''tanımlanamayan cisim'' olarak adlandırmaya karar verdim ve bu konuyu kapattım. ama yine de adımı siz koyun tabi
.
2-engelli'yi anlamaya giriş- engellileri anlamak şahane bi şeydir çünkü gülücük sen burnu şekilsiz olduğu için insanları yadırgayan toplum değil misin? sen kilolu olduğu için bir insanı aşağılayan toplum değil misin? o yüzden bırak bu ayakları. biliyoruz sen de ayak çok ama mantıksız yani. sen adamın yüzündeki minnacık sivilceyi mesele yapıp, engellinin kısa boyunu ve çarpık yürüyüşünü görmezden gel. '' diğer insanlardan farkın yok'' de. yahu kendinle çelişme bari be.

3-engelli olmaya giriş.'' hepimiz birer engelli adayıyız'' yok değilsiniz. hepiniz birer engellisiniz. şöyle açıklayayım. ben tek bacakla yaşamayı öğrendim. dans ediyorum, yürüyorum. eğleniyorum. günümü gün ediyorum. hatta inanır mısın. ağlayabilebiliyorum. (ki bunların hepsini kafamın içinde yaşayacak derecede hareketsiz de olabilirdim, yine aynı şey geçerli.) yani yaşıyorum. yani bu benim için aşılmış bir şey oldu. ama senin için durum böyle olmadığından. ''tanımlanamayan bir cisim'' gördüğünde sahte bir merhamet müthiş bir şükür ve korkunç bir güç hissediyorsun. çünkü sen onunla başa çıkabilecek donanıma sahip değilsin.

ŞİMDİ, ben bu yazıyı niye yazdım. az önce,adını vermek istemediğim ama edebiyat dünyasında oldukça iyi bir yere sahip bir bey, bana şöyle bir teklifle geldi. '' merhaba kader, engelli şair ve yazarlar antolojisi oluşturuyoruz. mail adresini ve telefonunu yaz, sana da yer verelim'' engelli olduğuma hiç bu kadar sevinmemiştim gülücük

öncelikle şunu belirtmek isterim. amacım bu insanı küçük düşürmek değil, ki niyetinin iyi olduğunu da düşünüyorum. ama niyetin iyi olmasıyla bilinçli olması arasında önemli farklar var. kendisine de dediğim gibi. '' engelli sineması, engelli tiyatrosu, engelli antolojisi, engelli bilmem nesi'' gibi oluşumlar naif bir ötekileştirme olgusundan başka hiç birşey değildir. ben bir insanım. siz de öylesiniz. hatta belki insan bile değiliz. neden birileri, hepimizi tanımlayıp raflarımıza yerleştirmek için, bu kadar büyük bir çaba sarfediyor. benim ya da sizin, ne olduğunuza bizlerden başka kim karar verebilir? neden bu lüksü kendilerinde görüyorlar hiç anlamıyorum. bu insan benim yazdıklarımın kaliteli şeyler olup olmadığını bilmeden beni nasıl bir antolojiye dahil etmek isteyebilir. nedir yani edebiyata engelli kontenjanından mı gireceğim? ayrıca kendisine, bu yaptığınız '' kendi bahçenizde oynayın çocuklar'' demenin farklı bir yolu dediğim zaman bu değerli bey 'beni bilen bilir' manasında bir cevap verdi. ''beni bilen bilir ne ayrıca. pi sayısı mısın sen?'' amaçları engellilerin bir araya gelmesiymiş. engellilerin bir araya gelmesi ne lan. engelli haklarıyla ilgili bir toplantı yapsan bu mantığı anlayabilirim. ama neden antoloji. sen mavi gözlü şairler antolojisi hazırlıyor musun? ''dünyanın bütün engellileri birleşin'' diye slogan atsaydınız bari. biz de bir araya gelip engelli olduğumuz için ne kadar mutlu olduğumuzu falan konuşurduk. ya üstelik hem engelliyiz. hem de yazıyoruz. düşünebiliyor musunuz. ne cüret. ne başarı. bizden hiç beklenmeyecek şeyler bunlar sonuçta.

bazen insanlar yolda yürürken yüzüme hayretle bakıyorlar '' ulan engelli ama şu güzelliğe bak, olacak şey mi'' ne yani engellim olduğu için çirkin mi olmalıydım? işte nasıl engelli ve güzel kelimeleri yan yana absürt duruyorsa, engelli ve yazar kelimeleri de aynı absürtlüğü veriyor sanırım bu düşünce tarzındaki insanlara. bu bakış açılarının başka bir yansıması bu durum.

neyse sonuç itibariyle kendisini kibarca reddettim. eğer birilerinin bu naif ve yahut aşağlayıcı ötekileştirmesi olmasaydı eminim ki 'tanımlanamayan cisimler' olarak bir araya gelmek için bu kadar çaba sarf etmeyecektik. sokakta engelli bir insan görünce çığlık atıp boynuna sarılmak istiyorum. çünkü insanların bu tavırlıları ve güzide devletimizin politikaları engellilerin eve kapanmasına sebep oluyor. gerçi insanların tavırlarını umursayıp eve kapanan engellilere olan öfke de devlete ve topluma duyduğum öfke kadar büyük.

velhasıl. çok konuşmasın bazıları.

ben şimdi müsadenizle biliç'in sakallarını kesmesine biraz üzüleceğim.

takımımın sloganı da tam benlik ayrıca.

''bizde sakat çok''

son olarak sevgili arkadaşlar.

eğer bi gün ''kıvırcık saçlı yazarlar ve şairler antolojisi'' oluşturacak olursanız mutlaka haberim olsun.






Kader Büyükbingöl
Bunu ilk beğenen sen ol.

İçerik sağlayıcı paylaşım sitesi olarak hizmet veren İslami Forum sitemizde 5651 sayılı kanunun 8. maddesine ve T.C.K'nın 125. maddesine göre tüm üyelerimiz yaptıkları paylaşımlardan kendileri sorumludur. Sitemiz hakkında yapılacak tüm hukuksal şikayetleri bağlantısından bize ulaşıldıktan en geç 3 (üç) gün içerisinde ilgili kanunlar ve yönetmenlikler çerçevesinde tarafımızca incelenerek, gereken işlemler yapılacak ve site yöneticilerimiz tarafından bilgi verilecektir.