Mesela çözümlenmesi gereken bir sorunla karşılaştık. Bu sorunu çözümleyecek bir hüküm, bir kanun aranıyor. Tabi ki herkesin konuşmaya, herkesin görüşlerini bildirmeye hakkı var. Bu hak o kadar geniş tutulmuş ki, alemlerin Rabbi olan Allah (c.c.)'ın dahi konuyla ilgili hükmünü beyan etme hakkı(!) var!.
Nitekim meclis görüşmelerinde Aydın milletvekili şöyle diyecek, Mardin milletvekili böyle diyecek, Isparta milletvekili hem şöyle, hem böyle diyecek ve diyanet işleri başkanı da söz alarak "Alemlerin vekili Allah (c.c.) da böyle buyuruyor" diyecek!.
Bütün bu görüşleri dinleyen ben, koltuğuma yaslanarak bu görüşleri mukayese edeceğim!.
Hangisinin daha doğru,
hangisinin daha adil,
hangisinin daha hak olduğunu araştıracak ve bir tercihte bulunacağım!.
Kendinize gelin beyler!.
Ben bu mukayeseyi, ben bu değerlendirmeyi, ben bu tercihi İslam'a girerken yaptım!. İslam'a girdikten sonra ise böyle bir mukayese ve böyle bir tercih hakkım yok!.
Sadece benim değil, hiçbir müslümanın böyle bir tercih, böyle bir seçim hakkı yoktur. Çünkü Kur'an-ı Kerim'e göre müslüman olanlar için, Kur'an-ı Kerim'in bu hususla ilgili hükmü açıktır.,
''Allah ve Resulü, bir işe hükmettiği zaman, mü'min olan bir erkek ve mü'min olan bir kadın için kendi işlerinde seçim hakları yoktur. Kim Allah'a ve Resulü'ne isyan ederse, artık gerçekten o, apaçık bir sapıklıkla sapıtmıştır.''
(33 Ahzab 36)
Diyelim ki kendi kendime bazı yorumlar yaparak ve "Hak gelince batıl nasıl olsa zail olacaktır" diyerek bu oylamaya katıldım ve tercihimi haktan yana yaptım. Ancak meclise ve meclistekilerin kalplerine hak gelmediği için batıl zail olmamış ve batıl bir hüküm çoğunluk kararıyla kabul edilmişti!. Tabi ki böyle bir durumda da demokratlığın bir gereği olarak, çoğunluğun kararına saygı duymam ve kabul etmem istenecektir.
Bu arada kalbime vesvese vermekle meşgul olan şeytan aleyhillane "Sen ilk oylamada hakkı tercih ederek müslüman olduğunu kanıtladın!. Artık senden günah gitti!. Allah senin kalbini bildiğine göre bu kararı kabul etmende veya kabul etmiş gözükmende ne mahzur olabilir ki!." diyerek, adeta yalvarmaktadır!.
Euzübesmele çekerek şeytanı defetmeme rağmen aynı euzübesmele ile şeytanın dostlarını defetmem mümkün olmuyor!. Benden bir karar vermemi, demokratlığın bir gereği olarak bu kararı saygıyla kabul etmemi istiyorlar!.
Tabi ki mümkün değildir bu!.
Toplumu yarınlarda İslam'ın adaletine kavuşturmak, toplumun yarınlarda müslüman olmasını sağlamak (!) için, bugünkü müslümanlığımdan vazgeçmem, vazgeçebilmem tabiki mümkün değildir.
Nitekim meclisteki demokratlara dönerek "Herşeyi hakkıyle bilen Allah (c.c.)'ın doğru dediğine yanlış, yanlış dediğine doğru diyen böyle bir kararı saygıyla karşılamam ve kabul etmem mümkün değildir!." diyorum.
Mehmed Alagaş-"KİMLİK TERCİHİ" kitabından...