kılıcın mutlak öfkesine düşüyor gibi
bir tüy
ıssız
çözülüveren kırlangıçlar, usul bir tipi gözlerinden
ve bizi ayıran muhkem bir bağ artık
bütün hatırladıklarımız
sesi;
o çok çocuklu kuşların gelip bakakaldığı, kırıntılara
usul kar altında kapılardan
yapyalnız
burnunu çekiyor, kaçırıyor bakışlarını
okuyacak bir şeyler buluyor tabelalarda
ve utanacak şeyler sonra tırnaklarında;
"şimdi öyle mi oldum!"
orada,
usul unutkan kar altında
yokmuş gibi dikiliyor şimdi, buluşmaya gelmediği
kendimin bileğini sıkıyorum
bir tablet daha alıyorum da.
selahattin yusuf