You need to enable JavaScript to run this app.

Skip to main content

Musab Bin Umeyr'in İman Aşkı...

Musab Bin Umeyr'in İman Aşkı...

S3Nİ S3VİYORUMM
Musab Bin Umeyr'in İman Aşkı...
ALLAH ve RESULÜNÜN MUHABBETİ UĞRUNA

Sevgili Peygamberimizi düşmana karşı müdüfaa Ederken sağ kolu ani bir kılıç darbesi ile Kesilince sancağı sol koluna alan sol kolu Kesilince kesik kolları ile onu bağrına basan Ve şehid olunca üzerindeki entari Yetmediğinden ayak tarafı ancak otlarla Örtülmek suretiyle toprağa verilen o büyük Sahibeye gökteki yıldızlar, çöllerdeki kumlar ayısınca selam olsun.

Kıvrım kıvrım siyah saçlar,cezbedici yüzü, mevzun boyu ayakkabıdan elbiseye kadar tril tril kıyafeti ile Mekke'nin en zarifi, en narini, en kibarı ve en güzeli:

Yani:

Mus'ab bin Umeyr.

Mus'ab bin Umeyr, çok zengin bir ailenin çocuğu; mükemmel bir tahsil görmüş. Kıvrak bir zeka ve üstün fesahat ve belegata sahip.

Bu yüzden de annesi başta olmak üzere bütün aile üstüne titriyor...

Fakat O, içinde bulunduğu halden memnun değil. Şu putların tarı olması ne demek? Hihayeti ağaç, taş, cansız cisim. Aklı almıyor böyle bir şeyi, İçinde bir boşluk var. Sebebini bilmediği bir sıkıntı, cevabını bulumadığı sualle, iç dünyasını zorlayıp duruyor...

Allah, şu cansız heykeller olmamalı... Allah, elbette madde ve cisim değil. Ve bu sebeple Mekke sitesinin bu entellektüel genci, aileden gelen şu batıl dine; daha gerçek ifadesi ile; din zannettikleri düzmeceye içten içe isyanda haklıdır.

Mus'ab, yaşadığı coğrafyanın din diye sarıldığını kabullenemiyor. Bu nasıl din ki şu toplumun ileri tutar tarafı yok?

Seçkin genç, bu fikirle çalkalınırken beklemediği bir zamanda ruhunun penceresinden bir nur hüzmesi akmaya başlıyor. İslamiyeti işitiyor. Muhammer-ül Emin, yeni bir dinden bahsediyormuş; kendisi de o dinin peygamberiymiş... Sağdan solran O'nun büyük çağrısı kulağına çalınıyor.

Ne güzel sözler... bunlar, insan aklının eseri olamaz!

Mus'ab, bu sözlerdeki derinlikle çarpılıyor sanki. Ve davet, O'nu da Darül Erkam'a çekiyor.

Burada Allah'ın Resulü'na dinliyor. Yeni dinin mahiyetini öğreniyor ve müslüman oluyor. Kuş gibi hafif. Bütün iç huzursuzluk ve sıkıntılar süngerler silinmiş gibi.

Şimdi Mus'ab radıyallahü anh, bir kat daha... hayır bir kat değil; bin kat daha güzeldir, bin kat daha kibardır, bin kat daha zarifdir. Sadece zahiri değil, batını da süslenmiştir.

Darül Erkam'a gizli ziyaretleri devam ediyor.

... kelime-i şehadeti söyledikten sonra büyük borç namaz. Mü'minin ömrünün sonuna kadar şerele ifa ettiği; ifa etmeye mecbur olduğu büyük yükümlülük. Müslümanı namazsız düşünmek nne kadar zor.

-Mus'ab, Muhammed'in dininne girmiş; namaz kılarken gözümle gördüm; haberiniz olsun!

İhbar, evde bir bomba gibi infilak etti. Hazret-i Mus'ab'ı bularak aile divanını kurdular. Ve derin bir sorgulama başladı.

Nasihatleri;

Tehditleri hep boş... Belliki hiç bir tedbir O'nu, yüzünü döndüğü yönden çeviremeyecek. Tek yol geriye kalıyor; Şiddet, zulüm ve baskı.

Anne-babasının emri ile mahzene attılar. Burada günlerce aç susuz bırakıldıktan sonra bir gün en kızgın saatlerde, güneşin altına çıkarılarak dayak ve eziyete başladı.

Oğulları ile haklı olarak iftihar eden ve üzerine titreyen anne-babası şimdi O'na bir tercih hürriyetini çok görüyor ve insafsızca işkenceler yapıyorlardı. Öz anne-baba, öz evladına nbunu eder mi? Bu ne taassuptur böyle?

Ama ne hepis ne işkence...

-İslamiyetten dön!

Talimatları hep red cevabı alıyor. Büyük sahibinin aile efradı, öfke ve üzüntü içindeler. Bu nasıl iştir, ne beladır başlarına gelen!!!

Baskılara kahramanca direnen Mus'ab hazretleri:

-Muhammed'i inkar et, onun haber verdiği Allah'ı inkar et, cahillik etme, sana ne oldu, sen ki şu beldenin en akıllı genciydin. Deli olma! Sana mutlaka büyü yapılmıştır. Zaten senin Peygamber dediğin de sahir!..

...Bu ve benzeri sözlere kainıtın değişmez mutlak hakikatı kelime-i şehadet ile cevap veriyor...

-Eşhedü en la ilahe illallah ve eşhedü enne muhammeden abdühu ve Resuluhü!...

Yeniden zından; tekrar işkence, bir daha zından ve netice alınamayanıca hep zından.

.......

Büyük mazlum, bir gün serbest bırakıldı.

Nereye gitse? Onların yanına mı; yani ailesine?

Aile mi kaldı? Anne annelikten çıktı, baba babalıktan... Şimdi en yakınları ile arasında kapanmaz uçurumlar var. Yollar ayrıldı. Maksatlar farklı. Fikirler, duygular, heyecanlar uyuşmuyor. Ve aynı kanı taşıdıklarından çektiklerini, yabancılardan görmüyor.

Mus'ab rıdayallahü anh; ailesinin gözbebeği Mus'ab; tiril tiril kıyafeti, aşılmaz kibarlığı ile bütün hayranlıkları etrafına bir hale gibi çekmiş olan Mus'ab, bu şehire yabancılaşmıştır artık. Artık, bu insanlarla ortak tarafı yok. Onun kalbi, onun; efendisinin etrafında mum alevinde dönen pervaneler misali aşkla uçuşan yeni dinin salikleri ile aynı frekansta atıyor.

Şimdiden sonra anne onun için yok, baba onun için yok, aile onun için yok, akraba yok, komşu yok, şu şehir dolduranlar yok. Bunların hepsi onun yolunda ve onun uğrunda ölmüştür... efendisi Muhammed, sallallahü aleyhi ve sellem için.

Bütün bunlar yok ama; Allah var.

Allah'ın habibi var...

Öyle ise O, ne sonu gelmez sıcak kum deryalarında; ne de yalnızlığın insanı bir bıçak gibi kestiği buz ummanlarında.

Allah var gam yok.

Bu, hakikatın, ta kemiğe kadar, iliğe kadar işlediği iman...

Muminler, efendimizin emirleri ile birazcık nefes alabilmek için Habeşistan'a hicret ediyorlar. İşkencelerden yakayı kurtarmak başka türlü mümkün değil. Mus'ab radıyallahü anh da aralarında... Bu öncü sahabi, Habeş diyarında bir zaman kalıyorsa da Peygamber aleyhisselamın aşkına daha fazla dayanamayarak, yeniden Mekke yollarına düşüyor...

O, Mekke'den içeri girdiği sırada kainatın efendisi, aleyhisselatü vesselam, Hazret-i Ali Keremmallahü vecheh, iele bir kenarda oturmuş sohbet ediyorlar... Uzaktan bir gelen var. Gelen, yaklaşınca Resuller şahının gözleri yaşla doldu. Zira dünün o en pahalı ve en güzel giyinen gencinin üzerinde eski püskü ve yamalı bir entariden başka bir şey yoktur.

Hey gidi hey!... Şıklık ve zarafetinden yürüdüğü sokaklarda insanların pencerelere dökülüp ardınca baktığı Mus'ab bin Umeyr! Bu ne kahramanca fedakarlıktı böyle?.. İşte Sevgili Peygamberimiz nemli gözlerle, bunu ifade buyuruyorlar:

-Kalbini Allahü teala'nın nurlandırdığı şu kimseye bakın... Allah ve Resulünün muhabbeti onu bu hale getirmiştir.

Bunu ilk beğenen sen ol.
Yeni Üye
RE: Musab Bin Umeyr'in İman Aşkı...
Ey Gökyüzü Banada Mavi Mavi Aglar mısın
Ah! Bir gökyüzünü ağlatabilsem
Gökyüzü mavi ağlar
Fakat herkes gökyüzünü ağlatamaz
Onu ancak Musab bin Umeyr’ler ağlatır
Yıldızlara yetişilmez
Musab yıldız bir sahabi idi
O Musab ki sarışın kumun sıcağında ayağı değdiği yeri yeşerten bir çöl çiçeğiydi
Güneşin yardımcılarıydı onlar
Öyle ki dâvam deyip anadan yardan serden geçtiler
Şehadet şerbetini tebessümlerle içtiler
Onlarla öğreneceğim yaşamayı inanmayı sevmeyi ve ölmeyi!
O ki; sancağı taşıyordu sırtındaki zırhıyla da Peygambere benziyordu Ve bir müşrik
O’nu Peygamber zannedip bir kılıç darbesiyle sağ omuzundan kesti
Sancağı sol koluna alıyor o da koparılıyordu
Sancağı bırakmadı Musab! Kesik kollarının arasına alıp göğsüne bastırmıştı sancağını
O an bir mızrak zırhını ve mübarek tenini delip geçti
Ey MUSAB! Seninle ağlamayı sevdim
Canım Şehidim!
İnancın için herşeyini terkettin Öyle ki bir kefenin bile yoktu
Ey Musab! seni ve senin gibileri yaramıza merhem olarak saracağız
Musab’ın vücudunu kaftanıyla ayaklarını otlarla sardılar
Ve Musab’ı; gökyüzü mavi mavi ağlarken defnettiler
Gökten mavi damlalar düşüyordu Yağan yağmurdu veyahutta gökyüzü ağlıyordu!
O Musab’ki sema O’nu sarıp sarmaladı ve içine aldı
Ey Musab! Ölüm seni öldüremedi
Öyleyse Musab aramızda ölümsüzleşti
Ey Gökyüzü! Bana da mavi mavi ağlar mısın?
Degerli Ukba Kullanicisi May 2010 Tarihinden Beri İslami Forum, İslam, İslamiyet
Bunu ilk beğenen sen ol.
Son Düzenleme: 26-05-2010, Saat:10:13 PM, Düzenleyen: Ukba.
Forumcu
RE: Musab Bin Umeyr'in İman Aşkı...
ALLAH RAZI OLSUN KARDEŞİMMMM
.........EDEP AKLIN SURETİDİR.........



.....ÖMÜR NAMAZSIZ EZAN İLE EZANSIZ NAMAZ ARASINDADIR.....
Bunu ilk beğenen sen ol.
Profesör
RE: Musab Bin Umeyr'in İman Aşkı...
Peygamber aşıkLarından birisi...Musab bin umeyr...(r.a.) umeyr demek ömrü kısa demekmiş Ne güzel peygamber aşkıyLa malını gencliğini herşeyini Rabbi uğruna dini uğruna Peygamberi(saV) uğruna feda etmiş bir Genç, sancaktar, ilk öğretmen daha ne saysak az gelir...ben bir Musab(r.a.) aşıgıyım...Musabım ile ilgili her yazı gibi buda onun harika imanını, anlatmış emeginize SagLık...

Mus’ab bin Umeyr (RA)

Kureyş’in asil ve zengin ailesinden,
Zenginliği hem babadan, hem annesinden,
İtibar görürdü o aile, Kureyş’ten,
Güzel yüzlü, sevdalı Mus’ab bin Umeyr’im.

Mus’ab bin Umeyr, rahat bir hayat yaşardı,
Putun faydası olmadığına inandı,
Umeyr aklı selimdi, putlara tapmazdı,
Sana binler selam olsun canım Umeyr’im.

Nazik, kibar, güzel yüzlü, yumuşak huylu,
Son derece zeki, bilgili, orta boylu,
Konuştuğu zaman çok güzel konuşurdu,
Sana binler selam olsun canım Umeyr’im.

Mekke halkı O’na gıpta ile bakarmış,
Mus’ab bin Umeyr bolluk içinde yaşarmış,
Annesi de O’na gözü gibi bakarmış,
Sana binler selam olsun canım Umeyr’im.

Duymuştu Erkam’ın evinde var toplantı,
Gidip hemen o toplantıya katılmıştı,
O gece Resûlullah’a bey’at yapmıştı,
Güzel yüzlü, sevdalı Mus’ab bin Umeyr’im.

Mü’min olduğu anda hayatı değişti,
Fakirlik aldı zenginliğin yerini,
Malı, elinin tersiyle kenara itti,
Dünya nimetine aldanmayan Mus’ab’ım.

Mü’min olunca ailesi eza etmiş,
O, ailesinden pek çok işkence çekmiş,
Mus’ab, evin mahzenine hapis edilmiş,
Sana binler selam olsun canım Umeyr’im.

Günlerce aç ve susuz bıraktılar O’nu,
Yakıcı güneş altında tuttular O’nu,
İşkenceye rağmen değiştirmez yolunu,
Güzel yüzlü, sevdalı Mus’ab bin Umeyr’im.

Zulmedenlere haykırmış, Allah adına,
Demiş; “Tapılacak yoktur Allah’tan başka”
İki kez hicret etmişti Habeşistan’a,
Dünya nimetine aldanmayan Mus’ab’ım.

Hz. Muhammed; O’nun için övgü dizmişti,
“Mus’ab’ın saçları da kıvrım kıvrım idi,
Mekke’de Mus’ab’tan güzel yoktur” demişti,
Sana binler selam olsun canım Umeyr’im.

Hicret dönüşünü Hz. Ali anlatmakta;
“Oturuyorduk, Mus’ab geldi bu arada,
Yoktu yamalı elbiselerinden başka,”
Dünya nimetine aldanmayan Mus’ab’ım.

Resûl O’nu görünce gözleri yaşarmış,
“Mus’ab malı mülkü İslâm için terk etmiş,
Allah’ın nurlandırdığına bakın” demiş,
Sana binler selam olsun canım Umeyr’im.

Akabe bey’atı’nda Medineliler var,
Rasûlullah’tan bir istekte bulunurlar,
Hz. Muhammed’de bu isteğe hoşça bakar,
Güzel yüzlü, sevdalı Mus’ab bin Umeyr’im.

Hz. Muhammed, verdi O’na kutsal görev,
“İnsanlara öğretmek, yapacağın ödev,
Sakın ha yılma, dolaş Medine’de ev ev,”
Medine muallimi, yiğidim, Mus’ab’ım.

Mus’ab ki; Medine’de anlatmaya başlar,
O’ndan öğrenmekte ileri gelen zâtlar,
Vardı düşman gelen baş, dost giden ayaklar,

Useyd bin Hudayr, kuşanıp gelmiş kılıcı,
Sa’d bin Ubade, yüreğinde kin ağacı,
Sa’d bin Muaz da, hınçtan onlardan kalmazdı,
Sana binler selam olsun canım Umeyr’im.

Elinde kılıçla geleni hoş karşılar,
Hışım ve hınç içinde gelmiş olan başlar,
İkna olup hoşça oradan ayrılırlar,
Medine muallimi, yiğidim, Mus’ab’ım.

En hain olanlar bile O’ndan hoşlanmış,
“Önce bir dinle, sonra boynumu vur” dermiş,
“Öldüreceksen karşı gelmiyorum,” demiş,
Dünya nimetine aldanmayan Mus’ab’ım.

O büyük sahabeler O’ndan ders almıştır,
Umeyr’in sayesinde secdeye varmıştır,
O’nun derdi ve davası, tek hakikattir,
Medine muallimi, yiğidim, Mus’ab’ım.

Mus’ab’ın irşadıyla Medine coşmuştu,
Böylece pek çok kişi Müslüman olmuştu,
O Mus’ab ki; bazen ev ev dolaşıyordu
Güzel yüzlü, sevdalı Mus’ab bin Umeyr’im.

Medine’de İslamiyet böyle yayıldı,
Sa’d evinde ilk Cuma namazı kılındı,
Mus’ab bin Umeyr de bu namazda imamdı,
Hz. Rasûlullah sancaktarı can Mus’ab’ım.

İkinci Âkabe Bey’atı yapılmıştı,
Mus’ab bin Umeyr’de Medine yanındaydı,
O, Resûlü hicretinde karşılayandı,
Güzel yüzlü, sevdalı Mus’ab bin Umeyr’im.

Mus’ab, Bedir Savaşı’nda sancaktar oldu,
Düşman üzerine korkusuz varıyordu,
Yiğidin önünde düşman duramıyordu,
Sana binler selam olsun canım Umeyr’im.

Uhud Savaşı’nda yine sancaktar olmuş,
Mus’ab, resûl yanından hiç ayrılmıyormuş,
Hz. Resûle saldırana karşı dururmuş,
Hz. Rasûlullah sancaktarı can Mus’ab’ım.

İki zırh giydiğinden Resûle benzermiş,
Kamia O’nu Muhammed sanıp dikilmiş,
Mus’ab bu adamı İslâm’a davet etmiş,
Medine muallimi, yiğidim, Mus’ab’ım.

Mus’ab’ın hayatı dini tebliğle geçti,
O Uhud’ta elinde kılıçla cenk etti,
Melekler bile Mus’ab’a gıpta etmişti,
Hz. Rasûlullah sancaktarı can Mus’ab’ım.

Müşrik İbn-i Kamia’ya karşı durur,
Zalim müşrik kılıcıyla Mus’ab’a vurur,
Mus’ab bin Umeyr’in sol kolunda can yoktur,
Sana binler selam olsun canım Umeyr’im.

Sancağı sol eline almıştı o güzel,
Mus’ab şevkle Kur’an’dan okumakta ayet,
Al-i İmran’ı okuyarak eder davet,
Hz. Rasûlullah sancaktarı can Mus’ab’ım.

Kamia sol omuza kılıç indirmiş,
Yiğit Mus’ab’ta iki kol böylece gitmiş,
O, sancağı sinesine basıp dikilmiş,
Sana binler selam olsun canım Umeyr’im. Sad

İbn-i Kamia Mus’ab’a kılıç indirir,
O Mus’ab’ın başı bedenden gidiverir,
Kamia O’nu öldürdüm diye sevinir,
Şahadet şerbetini içmiş can Mus’ab’ım. Sad

Mus’ab suretinde melek sancağı almış,
Sancak elinde düşmanın içine dalmış,
Resûl isteğiyle sancağı Ali almış,
Güzel yüzlü, sevdalı Mus’ab bin Umeyr’im. Sad

Bir kılıç darbesiyle yere düştüğünde,
Bir melek savaşmıştı, Mus’ab suretinde,
Uhud’ta yatar, Hz. Mus’ab kanlar içinde,
Sana binler selam olsun canım Umeyr’im. Sad

Resûl ve arkadaşları Mus’ab’a bakar,
Mus’ab’ın güzel kollarını koparmışlar,
Allah aşkıyla yanan başı ayırmışlar,
Şahadet şerbetini içmiş can Mus’ab’ım.Sad

Mekke zengini olan bu yiğit genç Umeyr,
Kefensiz olarak kabul etmişti kabir,
Vücutta kaftan, ayaklarında ot vardır,
Sana binler selam olsun canım Umeyr’im.Sad

Dünya nimetine aldanmayan Mus’ab’ım.
Güzel yüzlü, sevdalı Mus’ab bin Umeyr’im.
Medine muallimi, yiğidim, Mus’ab’ım.
Hz. Rasûlullah sancaktarı can Mus’ab’ım.
Şahadet şerbetini içmiş can Mus’ab’ım.
Sana binler selam olsun canım Umeyr’im.

Rabbim Mus’ab aşkı ver şu paslı gönlüme,
Şeb-i Aruz olsun, dost gelsin düğünüme,
Kamia’ları yolla Cehennem dibine,
Bize şahadet aşkı nasip et Allah’ım.

Şair: Abdullah Yaşar Erdoğan



[Resim: urjn1.jpg]


Gaflet içinde gördüm, nice canlı cesedi ;
Câhillerden beterdi, âlimlerin hasedi..
Bunu ilk beğenen sen ol.
94 Model İnsan
RE: Musab Bin Umeyr'in İman Aşkı...
4. mesajdaki şiirin bazı yerlerinde Umeyr'im denilmiş. Fakat Umeyr, Hz. Mus'ab'ın babasının adı, yani kendi adı değil. Yani biz Hz. Mus'ab bin Umeyr derken Umeyr oğlu Mus'ab Hazretleri diyoruz.
UNUTMA!

Omuzlarında taşıdığın iki kameraman hayatını filme almakta;

Ve yaptıkların, yarın dev ekranda...
Bunu ilk beğenen sen ol.
Profesör
RE: Musab Bin Umeyr'in İman Aşkı...
Nice Musab'lar geldi geçti diyarlardan
Onlar bir ümmetti irfan kervanından
Şimdi sıra bizde gelip geçeriz amma
Ya diyarından, ya didarından..

[Resim: avatar_1657.gif]

Bırak ey biçare feryadı belâdan kıl tevekkül
Zira feryat belâ ender hatâ ender belâdır bil
Eğer belâ vereni buldunsa, safâ ender atâ ender belâdır bil
Eğer bulmazsan bütün dünya cefâ ender fenâ ender belâdır bil
Bunu ilk beğenen sen ol.
( لا تَحْزَنْ إِنَّ اللَّهَ مَعَنَا )
RE: Musab Bin Umeyr'in İman Aşkı...
üzgün Binlerce kez okusam bıkmayacağım sahabe hayatı..
Bunu ilk beğenen sen ol.

İçerik sağlayıcı paylaşım sitesi olarak hizmet veren İslami Forum sitemizde 5651 sayılı kanunun 8. maddesine ve T.C.K'nın 125. maddesine göre tüm üyelerimiz yaptıkları paylaşımlardan kendileri sorumludur. Sitemiz hakkında yapılacak tüm hukuksal şikayetleri bağlantısından bize ulaşıldıktan en geç 3 (üç) gün içerisinde ilgili kanunlar ve yönetmenlikler çerçevesinde tarafımızca incelenerek, gereken işlemler yapılacak ve site yöneticilerimiz tarafından bilgi verilecektir.