Forum Gündemi:

Konu Başlığı : Mürşide bağlı olmayan, Kur'an ve sünnete sımsıkı sarılan mü'minlerin durumu ne olacak

*
Bu konu; tarihinde açılmış olup, 2 defa yorumlanmıştır.
Konu Sahibi : afitap
Konuyu Oyla:
  • Derecelendirme: 0/5 - 0 oy
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
Çevrimdışı
Yönetici
*******
4,984
mesajlar
614
konular
5,070
REP PUANI
Dec 2011
(Kayıt Tarihi)
Kız
(Cinsiyet)
#1
21-07-2012, Saat:10:18 PM
- Mürşide bağlı olmayan, Kur'an ve sünnete sımsıkı sarılan mü'minlerin durumu ne olacaktır?


- Kur'an ve sünnete sımsıkı sarılan bir mümin, bir mürşide bağlı olsun veya olmasın elbette iyi bir noktadadır. Çünkü amaç Kur'an ve sünnetin istediği bir insan ve salih bir mümin olmaktır. Mürşide bağlanmaktan maksad da budur. Yoksa mürşide bağlanmak Kur'an ve sünnetin üstünde birşey değildir. Ancak burada şu hususu gözönünde bulundurmak gerekmektedir: Acaba insan Kur'an ve sünnete bağlı yaşıyorum derken, bunu gerçekten becerebiliyor mu, yoksa kendi kendini mi kandırıyor? Çünkü nefs insana çoğu zaman böyle tuzaklar kurar, yanlışlarını hoş, eksiklerini tam gösterir. İnsan içinde bulunduğu olayları ve durumları objektif olarak değerlendiremez. Böyle olunca da hep kendinden yana yontar. Ama böyle bir mürşid-i kamilin yanında bulunan kimse onun tecribelerinden yararlanmak durumundadır. Mürşid ona, nefsinin kendisine kuracağı tuzakları gösterir. Böylece daha çabuk mesafe alır. Mürşide bağlanmak istemeyen kimse, önce kendisine bu duyguların nereden geldiğini anlamaya çalışmalıdır. Eğer bunlar intisab edilecek bir şeyh bulamadığı için ise bunun da şeyhlerin eksikliğinden mi, kendisinden mi olduğuna bakmalıdır. Ama herşeye rağmen benim gönlüm buna ısınmadı diyen ve kitap sünnete bağlı kalmaya azmettiğini söyleyen kişi, kendisini olaylara ve dünya gailesine salıvermemelidir. Çünkü insanın en çok ayağının kaydığı nokta, meşru olmayan şeylerin zaman içinde tabii hale gelip insanın yüreğini pörsütmesidir. Diri bir kalb, uyanık bir gönül olmadan bugün sünnet çizgisinde İslamî hayat zor yaşanır.
Sabret,    Şükret,    Seyret...
General
*
4,320
mesajlar
329
konular
1,797
REP PUANI
Yeni Üye

Jun 2012
(Kayıt Tarihi)
Erkek
(Cinsiyet)
#2
22-07-2012, Saat:12:01 AM
mürşid bellidir,rasulullah muhammed(sav).günümüzde irşad yaptığını söyleyen mürşidler ise malesef doğru yola çıkartacağına doğru yoldan alıkoyan tağutlara dönüşmüşlerdir.kuran ve sünnete bağlı bir insan isen doğruca,zaten eksiğin yoktur ki.keza kuran ve sünnete bağlı birisi zaten kendisini o bataklığa davet edecek bir "mürşid"e ihtiyaç duymaz.
Irkçılık ideolojik bir düşünce değil, aksine psikolojik bir hastalıktır.(Şehid İnşaAllah Malcolm x-Malik El Şahbaz)

Sizi rahatsız etmeye geldim!
Çevrimdışı
Acemi Üye
*
26
mesajlar
4
konular
0
REP PUANI
Yeni Üye

Nov 2012
(Kayıt Tarihi)
Erkek
(Cinsiyet)
#3
10-12-2012, Saat:12:10 AM
Tasavvufu inkar eden bir kişi, "Ben Kur'an ve sünnete bağlıyım" diyorsa, nefsiyle konuşuyor demektir. Ne kadar ince değil mi? Siz, Kur'an ve sünnete bağlı olmayı çok basit ve herkesin kolayca yapabileceği bir şey mi zannediyorsunuz? Nefsi ve şeytanı nasıl da küçümsüyorsunuz. Nefis öyle bir şeydir ki, zifiri karanlık bir gecede siyah bir karıncanın ayak sesleri kadar gizli hareket eder.

Nice müslümanlar vardır ki, namazında, ilim tahsilinde, giyiminde, insanlarla ilişkilerinde, eserlerinde, bakışında, konuşmasında kullandığı kelimelerdeki ton farkında, hatta ve hatta zikrinde bile nefis devreye girer. Nefis, bırak bir saniyeyi bir salise bile insandan ayrılmaz. Düşüncelerine nüfuz eder. Sahabe efendilerimiz bile peygamber efendimizin sohbetinden ayrılıp, evlerine, işlerine gittiklerinde hissettikleri sıkıntıyı hep ifade etmişlerdir. Haşa, bu onların eksikliğinden değildir. Boşuna efendimiz en büyük cihada dönüyoruz ifadesini kullanmamıştır. Siz, nefis terbiyesi için bir mürşide gerek yok diyorsanız, siz sahabe efendilerimizden de üstünsünüz o zaman.
Ben nefsi, okuduğum eserlerle, çizdiğim yolda hallederim gibi babayiğitlik taslamak zaten ilk başta nefsin açık etkisidir.

Tarih, doğru yolda gittiğini zannedip, nefsine yenilip, paçaları alaşağı edilmiş, babayiğitlerle, pehlivanlarla doludur.

Evet, samimi bir müslüman bir gerçek mürşide bağlanmak zorunda değil, ama, nefisle mücadelenin gerçek yolunu, yöntemini bilen, o yolu geçmiş birinin yol göstermesini istemek yerine, kendi başına debelenmek ne kadar mantıklı, son nefesimizi her an verebileceğimiz gerçeği varken.

Bir de bazıları tutturmuş, zamanımızın şeyhleri şöyle sapık böyle tağut. Gören de kendilerini dünyada ki tüm tasavvuf ehlinin manevi haline vakıf, allamei cihan bir varlık sanır. Siz yada sizi eğitenler hiç mürşidi kamil gördünüzmü ki. Gerçek mürşidi kamil bir an bile Allah'tan gafil olmayan kişi demektir. Ve dünyada çok ama çok az vardır. Ne mutlu o müslümanlara ki onların tedrisatından geçme imkanına kavuşmuşlar. Onlara erişilemezse bile onun irşad izni verdiği kimselere erişmek bile, mürşidi kamillerin metodlarından faydalanmaya neden olur. Bu yöntemler asla şeriat dairesinin dışına çıkmazlar. Mürşidi kamillerin Kur'an ve sünnete uygun yaşamadıkları ise büyük ama çok büyük bir iftira ve çirkin bir yalandır. İnsan bilmediği şeyden korkar, ona karşı cephe alır.

Uyduruk, SBS veya üniversite imtihanları için bile dershane hocalarına, özel derslere ihtiyaç duyuluyor. Yaratılış sebebimize uygun yaşamak için, Kur'an ve sünnete göre iyi bir kul olabilmek için, en büyük düşmanlarımla mücadelede birer yol gösterici olacak mürşidlere başvurmak sapıklık, batıl, bidat falan olacak, öyle mi?

Mürşidi kamil olmayan veya onun izinden gitmeyen menfaat avcısı veya nefsinin esiri olmuş bazı şaklabanları görüp, bunları tasavvufun yegane temsilcileri sanma kolaycılığından vazgeçin. İslam tarihi, tasavvuf ehli olmayıp, burnu batağa saplanmış bir sürü alimle doludur. Biz bunlar var diye diğer zahiri ilimlerle uğraşan islam alimlerine cephe mi alalım yani? Böyle saçmalık olur mu?

Tasavvufu yok saymak, insan gibi muazzam derecede karmaşık, mükemmel şekilde yaratılmış, var olan ilmin çözemediği, çaresiz kaldığı bilinmeyen anlaşılamayan bir yapıya sahip bir varlığın kul olması için ihtiyaç duyduğu besini yok saymaktır. Düşünsenize, insan, ruh gibi bize çok az bir ilim verilmiş bir şeye sahip. Nefsin ne olduğunu net olarak açıklanabiliyor mu? Allahu Teala "Sen olmasaydın alemleri yaratmazdım" dediği efendimizi, insan denilen, zahiri basit ihtiyaçlara sahip, basit bir varlık olarak mı yarattı sizce. Ve yine sizce, batıni tarafı inanılmaz olan bu yaratığın, sadece Kur'an ve sünnetin zahiri tarafıyla mı gerçek bir kul'a dönüşmesini murad etti. Yani kulun zahiri tarafını doyurdu, batın tarafını savunmasız, aç bıraktı. Yani siz bunu yeterli buldunuz da, rabbim haşa akıl edemedi.

Rüyalarınız karşısında bile gece çaresiz kalan sizler, mürşidlere dil uzatmakta ne kadar pervasızsınız.
Siz kendinizi ne zannediyorsunuz ki, Allah'a ve Hz. Resul'e aşk yolunda benliklerini feda edenleri aşağılıyorsunuz. Siz aşkı ne de çok küçümsüyorsunuz. Siz namazınızı aşkla falan kıldığınızı mı zannediyorsunuz? O kimseler ki, onların kıldıuğı 2 rekat namaz hepinizin ömür boyu kıldığı namazların tamamından daha değerlidir, Allah indinde.

Siz mürşidi kamillere, evliyaya dil uzattığınız sürece ben de burada inşallah yazmaya devam edeceğim.


Hızlı Menü:


Görüntüleyenler: 1 Ziyaretçi