You need to enable JavaScript to run this app.

Skip to main content

...::MuRat BaSaRan::...

...::MuRat BaSaRan::...

Kayıtsız
<span style="color: #1C1C1C"><strong>Kayıtsız</strong></span>
...::MuRat BaSaRan::...
...Zamansız...

Bir ölümü düşündüm...
Ve sonra seni...
Yaşamayı istedim.

Korkularımla çıktın karşıma,
Bir avucunda alev, diğerinde su...
Korkmayı istedim.

Bir gün düşledim; bir gece, bir an!
İçinde “ben” olmayan...
Kaybolmayı istedim...

Sonra yıldızlara sığındım...
Kumsalında yalınayak dolaştığım karanlık bir denizdin...
İçimdeki yangını seyrediyordum, dalgalarına vuran yansımalarda...

Sen kocaman bir denizdin...
Ben biraz ateş...
Söndürmedin...

Kumsalında yalınayak dolaştığım karanlık bir denizdin...
Upuzun bir gecede ışığını aradım...

Bir ölümü düşündüm...
Ve sonra seni...
Yaşamayı istedim...
Seni,
Yaşamayı istedim...
Bunu ilk beğenen sen ol.
Kıdemli Üye
RE: ...::MuRat BaSaRan::...
Bir ölümü düşündüm...
Ve sonra seni...
Yaşamayı istedim...
Seni,
Yaşamayı istedim...


saolasınn..
Bunu ilk beğenen sen ol.
Kayıtsız
<span style="color: #1C1C1C"><strong>Kayıtsız</strong></span>
...VeDa...
Kal diyen yanım; katilim olursun...
Şimdi gitmek zamanı buralardan,
Bir bardak serin sudan yarenlik dileyip,
Ve serinleyip..

Varsın açmasın bahçemde çiçek,
Bir fesleğene anlatırım rüyamı,
Şimdi gitmek zamanı...

Farzet ki gönlüm; burda doğmadın...
Bu güneş, bu gökyüzü yabancı...
Bir kara sevdayla vedalaşırcasına...
Gitmek zamanı...

Vakıa, bu bahçenin bülbülüydüm ben,
Çiçeklerden önce açardım her sabah,
Bir bakıştı önce...
Sonra tebessüm...
Bunca yıl avunduğum...

Şimdi gitmek zamanı buralardan...
Yavaştan toplarım hüznümü, heyecanımı.
Bana ait ne varsa.. Benden başka...
Ve incitmeden...

Ve incinmeden olsun isterdim...
Şimdi gitmek zamanı...
Bunu ilk beğenen sen ol.
Kayıtsız
<span style="color: #1C1C1C"><strong>Kayıtsız</strong></span>
..! HaSret !..
Tanımadığım ve bilmediğim yerlerde dolaşıyorum,aklıma sen geliyorsun
Yokluğunla karşılaşıyorum çünkü
Anlıyorum ki,hiçbir köşe başının diğer tarafında bulunma ihtimalin yok !
Yabancı buralar.
Üzülüyorum...


Tanıdığım,bildiğim yerlerde dolaşıyorum,çekingen,ürkek
Aklıma geliyorsun,
Senin hayalinle karşılaşıyorum çünkü
Her köşe başının diğer tarafında olma ihtimali umutlandırıyor beni
Ama bulamıyorum.
Üzülüyorum...


Seni düşünmüyorum,aklıma sen geliyorsun.
Seni düşünmüyor olmanın korkusu düşüyor içime
Üzülüyorum...


Eskisi gibi değil,
Aynaya bakıyorum,Seni göremiyorum,
Aklıma geliyorsun.
Sen bu aynada,geleceği anlatırdın bana ve sevinirdim.
Şimdi kendimi görüyorum ve kendime geçmişi anlatıyorum buruk
Üstelik
Ya günün birinde aklıma gelmezsen diye
Üzülüyorum...


Sen sevmeyi öğrettin
Unutmaktan hiç söz etmedin
İnsan,unutmak için sever mi ?


Unutamıyorum...
Her köşe başında ve her aynaya bakışımda,aklıma sen geliyorsun.
Acımı azdırırcasına


Biliyorum,
Ne söylesem,beyhude
Sesimi ben bile duyamıyorum,
Bu hasretin adını koyamıyorum.


Yoksun!
Ve aklıma her gelişinde
Yokluğumla karşılaşıyorum
Üzülüyorum.....
...Anlıyor musun...
Bunu ilk beğenen sen ol.
Kayıtsız
<span style="color: #1C1C1C"><strong>Kayıtsız</strong></span>
//Ben BoyLe Seviyorum Aski\\
Biliyorum…
Yüzlerce kez böyle başladım anlatmaya…
“Geceydi…
Ve yağmur yağıyordu…”
Çünkü ben hep aşıktım…


Bilesin diye…
Bıkıp usanmadan…
Anlatıyorum işte…
Çünkü sen, seni koruyan çatının altında ve benden habersiz…
Belki geceden ve yağmurdan bile…
Her şeyden habersiz…
Kimbilir ne yapıyorsun?
Ve ne yapıyordun?


Geceydi ve yağmur yağıyordu…
Ve nefes alıyordum…
O damlaların yüreğime her değdiğinde çıkardığı ses…
Ateşin suyla buluşması…
Serinlik…
Ve nefes alıyordum…


Geceydi ve yağmur yağıyordu…
Ben böylesini seviyorum aşkın…
Evler geçiyorum… Hatta sokaklar…
Herkes bir şeyleri yaşarken ve bir şeylere aitken…
Aşkı yaşıyorum…
İhtimal midir kavuşmak?


Sen bilesin diye anlatıyorum; ama benden habersizsin…
Kendinden bile…


Kaldırımlar…
Sokak lambaları…
Günü gelip konuştuklarında…
Şahit olacaklar…
“Bu adam, aşka aitti” diyecekler…
“Bıkıp usanmadan aradı” diyecekler…
“Yandı” diyecekler…


Sen ve herkes uyurken...
Ben gece ve yağmurla; sokaklarda…


Kaldırımlar bilir beni…
Sokak lambaları bilir…
Ve sabah ezanları…


Gece gitmeye hazırlanırken…
Sessiz şadırvanlarda serçelerle buluşurum…
Yağmur diner… Yapraklar titreşir tatlı bir rüzgarla, koyu yeşil…
Çeşmelerden akan suda yıldızlar parıldar; kurşuni…
Aşk bulur beni…


Ben böylesini seviyorum aşkın…
(S)enden habersiz…
Bunu ilk beğenen sen ol.
Kayıtsız
<span style="color: #1C1C1C"><strong>Kayıtsız</strong></span>
RE: ...::MuRat BaSaRan::...
hepside harikaymış
Bunu ilk beğenen sen ol.
Kayıtsız
<span style="color: #1C1C1C"><strong>Kayıtsız</strong></span>
Cvp: ...::MuRat BaSaRan::...
AskimAskimKumsalında yalınayak dolaştığım karanlık bir denizdin...
Upuzun bir gecede ışığını aradım...

Bir ölümü düşündüm...
Ve sonra seni...
Yaşamayı istedim...
Seni,
Yaşamayı istedim...



--------------------------------------------------------------------------------
Bunu ilk beğenen sen ol.
Kayıtsız
<span style="color: #1C1C1C"><strong>Kayıtsız</strong></span>
Vee Kapi Calmaz !!..
Kapı çalar...


Sabahın erken saatlerinde... Açarsınız. Sütçünüzdür gelen. Sütçünün litreliğinden kabınıza dökülen beyazlıkta sabahın güzelliğine kavuşursunuz. Gözünüzde pırıl pırıl bir sabah kahvaltısı canlanır. İçinizden “Bugün kahvaltıyı bahçede yapalım” diye geçirirsiniz...



•••



Kapı çalar...



Gelen postacıdır. Kucağında büyükçe bir paket. Uzattığı kâğıda bir imza atarsınız. Daha önceden ısmarladığınız kitaplara kavuşmanın sevincini yaşarsınız. Zaten tatilde olduğunuzdan bu kitaplara çok ihtiyacınız vardır. “Artık canım sıkılmayacak” deyip keyiflenirsiniz. En çok merak ettiğinizi alıp şezlonga uzanırsınız...



•••



Zil çalar...



Kapıya koşarsınız.



Yıllardır görmediğiniz bir dost gelmiştir. Sevinirsiniz. Sohbetleriniz saatler boyu hatta günlerce sürer. “Yaşamak ne güzel” dersiniz içinizden. Hele böyle dostlar varken...



•••



Kapı çalar...



Dürbünden bakarsınız. Kimseyi göremezsiniz. Dönüp yeniden koltuğa gömülürsünüz. Bir daha çalar. Bakarsınız, yine kimse yok. Tam o sırada bir daha çalınca kapıyı açarsınız. Komşunuzun oğlu. Elindeki sopayla zile uzanmakta. Meğer tuzları bitmiş. İçeriden tuz getirirken kendi kendinize söylenirsiniz “Elbette göremem. Keratanın boyu bir metre...” Bu küçük hâdise neşelendiriverir ortalığı. Hatta koşup hanımınıza anlatırsınız.



•••



Kapı çalar...



Düşüp bayılacak kadar şaşırırsınız. Askerdeki oğlunuz haber vermeden izne çıkmıştır. “Oğlum benim...” diye hasretle kucaklarken gözyaşlarınızı zaptedemezsiniz. Mutululuğunuz oğlunuzun izni kadar uzar...



•••



Kapının her çalışında sanki mutluluğa koşmaktasınız. Huzur tüter gözlerinizden. Her sessizlikte kulaklarınız zil sesi arar...



"Ve kapı çalmaz..."



En büyük misafir gelir.



Âdetâ kapıyı kırmıştır. Alıp gider sizi, şaşırırsınız. “Niye haber vermedi?” diye içinizden geçirirken “Doğduğundan beri zile basmaktayım” der. Bir şeyler söylemek istersiniz o an. Ama o andan sonra diliniz dönmez.





Ölüm sessiz sedasız gelivermiştir...


... MuRaT BaSaRaN ...
Bunu ilk beğenen sen ol.
Kayıtsız
<span style="color: #1C1C1C"><strong>Kayıtsız</strong></span>
Beni Vurun..!!
Son seferinin, son durağında yaşlı bir vagon...
Onarılmayacak kederler içinde ve yalnız.

Çekilir duvar diplerindeki raylardan birine; raylar da yaşlıdır.

Üstelik kimse fısıldamaz kulağına her şeyin bittiğini; sanki yeniden başlama ihtimali varmış gibi...

Yılların ve yolların yorgunluğunda dinlenmek değildir bu; hayatı bütün renkleri ve sesleriyle bir köşede seyretme cezasıdır sanki.

Gün gelecek, o kaygan ve parlak raylarda süzülmek yerine, tutunduğu dostuyla paslanacak ve kaynayacaklardır birbirlerine.

Duvar dibinde geçecek son demler; yorgunluk ve işkence.

El sallama menzilinden az uzakta ve ama herşeyin tam ortasında.

Delikanlı trenlerin, coşkulu vagonların gidiş gelişleri arasında.

Serseri köpeklerin sürtünmesi kadar anlamsız, çelik tekerlerini örten yabani otlar kadar yakışıksız...

Son seferinin, son durağından sonra yaşlı bir vagon...

Kimsenin bilmediği ve umursamadığı kederler içinde ve yalnız.

Ve kendine yük...

---

Halbuki dün...

Penceresinden sarkan yolcuların veda telaşları...

Koridorunda koşturan yaramaz çocuklar...

Kar altında veya yağmur...

Belki de temmuz güneşinde rüzgar gibi süzülmek uzaklara...

Dağların arasından, akarsularla yarışıp...

Her istasyonda beklenen olmak...

Özlenen olmak.

Gelişinde heyecan, gidişinde burukluk.

Sevilmek velhasıl.

Uzakların koridorunda koşturmak, yaramaz çocuklar gibi...

Koridorunda koşturan yaramaz çocuklar gibi...

Ters yönlere...

---

Şimdi duvarın ardındaki sokak lambası gibi hareketsiz...

Kimsesiz.

“Beni vurun!” diye bağırsa...

Duyan olmaz. !
Bunu ilk beğenen sen ol.
Kayıtsız
<span style="color: #1C1C1C"><strong>Kayıtsız</strong></span>
..YalnızLıgımLa BaSbaSa..
Bir mum yaktım, bugüne inat...
Ve gizlendim gecenin büyüsüne...

Yalnızlığımın koynuna sokulup, yalnızlığı düşündüm...

***

Herşey belli belirsiz...

Herşey, bir garip mumun zayıf ışığına teslim ve titrek...

Odamın sahibi ve hayaletiyim şimdi...

Korkanı ve korkutanı...

Elimi uzatsam, aydınlığa boğabilirim herşeyi bir anda...

Ve herşey ortaya çıkmanın ve kendini göstermenin kibriyle beynime üşüşür...

Önce kitaplar...

Duvardaki saat ve sesi...

Yerdeki halı...

Hatta duvarın rengi...

***

Ama bu zayıf ışık...

Herşey, bir garip mumun zayıf ışığına teslim ve titrek...

Ben bile...

Yüzüm geçmişin ağırlığı, geleceğin belirsizliği altında ezilmiş...

Yüzümde karanlık...

Gözlerim, karanlığın korkusuna sinmiş eşyalarımda, beni arıyor...

Bu odada ne varsa; hepsi benim maceram...

Hepsini esir aldım...

***

Şu kitapların herbirini ben seçtim...

Burada olmalarının sebebi benim...

Değer verdim onlara... Onların macerasına talip oldum...

Paylaştım duygularını... Sevgilerini ve ayrılıklarını...

Kahramanlarına yol arkadaşı oldum...

Hepsini tanıyorum işte...

Belki sadece sırtları görünüyor...

Belki bir çoğunu uzun zamandır elime bile almadım ama...

Hepsini tanıyorum işte...

Cömertçe bakıştım onlarla...

Hergün defalarca...

Bir kez okudum belki ama, bin kez yaşadım...

***

Şimdi inadına bir mum yakışım...

Yalnızlığımı özlemekten...

Yüzlerce yazar...

Binlerce kahraman...

Ve o kadar macera..

İşte hepsine, “Bugün izinlisiniz” diyorum...

Bugün ben, bana lazımım...

Yalnızlığımı özledim...

***

Ne kadar titreseler de , müşfik bir karanlığa teslim ettim onları...

Uykuya yatırdım...

Belki gözucuyla seyredeceğim yine de...

Severek...

Ama...

O kadar işte...

***

Boş verin şimdi yerdeki halının, oturduğum sandalyenin, üzerine abandığım masanın macerasını...

Bitmez...

Tam kendimi dinlemeye koyulmuşken, başlarsam anlatmaya...

Mesela şu içinde kalemler olan kavanozu bile...

Ve hatta arka ucunda diş izlerim olan boyasız kurşun kalemi...

Bitmez...

Bu odanın her satırında...

Her harfinde...

Ömrümden kattığım...

Feda ettiğim zamanlar ve duygular var...

Koşar adım giderken ölüme, “Hayata neresinden başlamalıyım” diye düşünüyorum hala...

Ve yorulup...

Bir mum yakıyorum işte...

Karanlığın aynasında kendimi seyrediyorum...

Yalnızlığımın koynuna sokulup...

***

Biliyorum...

Ölüm bana geliyor...

Ben ona gidiyorum...

Her saniye kısalıyor hayatım...

Gönlümün heybesi ağırlaşıyor...

Biraz daha fazla şey götürmek için belki...

Daha çok şey yaşayıp...

Daha çok anlamak için..

Ama...

Cevabı zor sorular birikiyor...

***

Kendime anlatırken bütün bunları...

Kime anlatıyorum aslında...

“Er kişi niyetine” dediklerinde...

Hangi dağın taşından kesilmiş bir mermer hazırlanır başucuma...

Hangi yürek yanar?

Hangi yürek yanması serinletir içimi?..

Kuruyan dudaklarıma miras kalır?..

***

Ben...

Zamanın, mekanın ve eşyanın kucağından sıyrılıp...

Yalnızlığıma sığındım şimdi...

Birazdan ezan okunacak...

Bu karalama kağıtlarını buruşturup fırlatacağım...

Bir daha başlamak için yaşamaya...

Şafak sökmeden (...)

Şimdi ezan okunacak...
Bunu ilk beğenen sen ol.

İçerik sağlayıcı paylaşım sitesi olarak hizmet veren İslami Forum sitemizde 5651 sayılı kanunun 8. maddesine ve T.C.K'nın 125. maddesine göre tüm üyelerimiz yaptıkları paylaşımlardan kendileri sorumludur. Sitemiz hakkında yapılacak tüm hukuksal şikayetleri bağlantısından bize ulaşıldıktan en geç 3 (üç) gün içerisinde ilgili kanunlar ve yönetmenlikler çerçevesinde tarafımızca incelenerek, gereken işlemler yapılacak ve site yöneticilerimiz tarafından bilgi verilecektir.