You need to enable JavaScript to run this app.

Skip to main content

MURAKABENİN HAKİKATİ ve DERECELERİ

MURAKABENİN HAKİKATİ ve DERECELERİ

General
MURAKABENİN HAKİKATİ ve DERECELERİ
MURAKABENİN HAKİKATİ ve DERECELERİ

Murakabenin hakikatı; Allah-u Zülcelal'i düşünerek devamlı O'nunla meşgul olmaktır. Murakabe marifetin kalpte uyandırdığı bir haldir. Bu hal insanın azalarında ve kalbinde amele sebep olur.
Hal: Kalbin devamlı olarak Allah'u Zülcelal'i düşünmesi, O'na yönelip O'nunla meşgul olmasıdır.
Marifet ise; içinden geçenlere ve bütün gizliliklere, Allah'u Zülcelal'in muttali olduğunu (bildiğini), kullarının amellerini görüp gözettiğini ve herkese yaptığına göre, muamelede bulunacağını bilmektir.
Marifet genişleyerek, kalbi istila edip hakimiyeti altına aldığı zaman, kalp Allah'u Zülcelal'e yönelip, bütün gayretini O'nun yolunda harcar.
Bu şekilde murakabe sahibi olanların kalbi, tamamen Allah'u Zülcelal'in celalini düşünmeye dalar, başka hiçbir şeye iltifat etmeyip, O'nun kudret ve azameti karşısında eğilir.
Böyle kimseler şüpheli olan şeylerden kaçınmak bir tarafa, mübahlara dahi yaklaşmazlar. İbadete başladığı zaman sanki o ibadete öteden beri alışkınmış gibi, tam gereğini yerine getirerek yapar. Bu şekilde masivayı arkasına atıp, yalnız Allah'u Zülcelal ile beraber olan kimselerin diğer ihtiyaçlarına Allah'u Zülcelal kefildir.
Bu dereceye yükselenler insanları öyle unutur ki, gözü açık olduğu halde yanındakileri görmez, sağır olmadığı halde söylenenleri duymaz.

Ey Nefsim!
“Bu hal ve ibadetleri kendine uzak bir şey olarak görme. Bir hükümdarın huzurunda bulunanlar, onun korkusundan etraflarında olup bitenden haberdar olmaz.
Alelâde bir düşünceye dalan bir insan, gideceği yeri geçtiği halde farkına varmazken, sana ne oluyorda bir an bile nazarını senden ayırmayan, yaptığın gizli ve aşikare şeyleri bilen ve kalbinden geçenleri gören kudret ve azamet sahibi Allah'u Zülcelal'den gafil kalıp, dünyaya ve keyfü-sefaya dalıyorsun.
Eğer ebedül ebed olan ahiret hayatında hüsrana uğramak istemiyorsan, Allah'u Zülcelal'e kavuşabilmenin yollarını ara. Sana Allah'u Zülcelal'i hatırlatan kişilerle beraber ol. Şunu unutma senin kurtuluşun Allah'u Zülcelal'in yolundadır."
Aşırı derecede dünyayı seven ve onun hırsı ile kararan kalpler, Allah'u Zülcelal'in nurundan mahrumdurlar. Allah'u Zülcelal'den yüz çevirip, düşmanının peşine düşen kalp, Allah'u Zülcelal'in nuru ile nasıl parlayabilir ki.
Murakabe eden insan bir iş yaparken ilk düşüncesi: Bu işi nefsim için mi, yoksa Allah rızası için mi yapıyorum diye kendine sormak olmalıdır. Nitekim Peygamber Efendimiz (sav):
"Üç şey kimde bulunursa imanını kemale erdirmiştir. Bunlar; Kimsenin yermesine (kınamasına) aldırış etmemek. Hiçbir surette amelinde riyakar olmamak, kendisine arzedilen (verilen) dünyalık ve ahiretlik içinde ahiretlik olanları tercih etmektir" buyurmaktadır.
Murakabe eden insanın ikinci düşüncesi; Amel yapmaya başlayacağı zaman; Allah'u Zülcelal'e nasıl layık bir şekilde amel yacağını düşünmektir.
Bu şekilde düşünürse, ibadetlerin adabını yerine getirerek en mükemmel biçimde yapmaya gayret eder.

Ey Nefsim!
"Sen insanların düşüncelerini ve sana ne diyeceklerini bir tarafa bırakarak, amellerinde ve işlerinde daima Allah rızasını gözetmeye çalış.
Çünkü insanların senin ameline veya işine güzel yada kötü demelerinin Allah'u Zülcelal'in o amelden razı olup olmamasının yanında ne hükmü ve değeri olabilirki.
Unutma ki, sevaplara mükafaat, günahlara azap verecek olan Allah'u Zülcelal'dir. Sen her işinde ve amelinde Allah'u Zülcelal'in emirlerini dikkate alır ve O'nu razı etmeye çalışırsan kurtulmuşlardan olabilirsin ancak."
Ne kadar seversen sev, bir gün ayrılacaksın.
Ne kadar toplarsan topla, bir gün bırakacaksın.
Ne kadar yaşarsan yaşa, bir gün öleceksin.
Ne yaparsan yap, bir gün hesabını vereceksin.
[Resim: 9qfd91186dd20fz6.gif]
[Resim: 373jx0.gif]
Bunu ilk beğenen sen ol.
Forumcu
RE: MURAKABENİN HAKİKATİ ve DERECELERİ
geçen tasavvufla ilgili bi konu vardı.yeri gelmişken buraya katıştırayım

şimdi arkadaşlar.bu iş tasavvufun en temel bikaç direğinden biridir.
yani gece gündüz sürkeli Allah'ın senin ne yaptığını bildiğini farkında olarak yaşamak.kendini sürekli onun huzurunda düşünerek hareket etmek(ki islama görede zaten Allah her hareketimizi bilir bize şahdamarımız kadar yakındır v.s. v.s.)
ve bu haldeki insan artık günah işleyemez hale gelir.amaçta budur.(yani iyi insan yetiştirmek)

[dipnot:bu sürekli izlnme fikri farklı şekillerde de islami olmayan kişisel gelişim metodlarında kullanılmıştır.ama çok karışık işler siz kafanızı yormayın bunlara bilgi olsun diye yazdım]

yanlış kullanımı: bazı tarikatlarda bu 'Allahı düşünmek' yerini 'şeyhi düşünmek' sürekli şeyhle birlikte olmak almıştır.eğer ilerde tarikat v.b. yerlere takılcam derseniz. bu ayrım aklınızda olsun.
Bunu ilk beğenen sen ol.
Son Düzenleme: 24-08-2008, Saat:10:20 PM, Düzenleyen: Zefyhr.
General
RE: MURAKABENİN HAKİKATİ ve DERECELERİ
Râbıtanın özü şudur; mürşidi düşünmek, sadece onun şahsını hayal etmek, müstakilen ondan bir şey istemek değildir. Bilakis, aslında her şeyi yaratan ve yapan, müessir-i hakikinin Allah-u Zülcelal olduğuna itikad ederek, Allah'ın mürşide ihsan ederek, şahsında tezahür ettirdiği faziletleri düşünmektir.

Burada, yeri gelmişken râbıta konusunda ileri sürülen bir şüphe ve yanlış olan bir iddiaya cevap verelim. Yapılan tenkid aynen şudur: Allah-u Zülcelal'den başka varlık düşünülür mü? Niçin Allah'ı düşünmüyoruz da bir insanı, mürşidi düşünüyoruz? Bu, müslümanı şirke götürmez mi? Allah sevgisi bölünmüş olmaz mı?

Önce şunu hassasiyetle açıklamamız gerekir ki; Zat ve sıfatları ile hiçbir benzeri eşi, ortağı bulunmayan Allah-u Zülcelal'i düşünmek, Zatı'nı hayale getirmeye çalışmak mümkün değildir. Çünkü Allah, zat olarak bizim düşüncemizin dışındadır. Ne kadar istesek de O'nu tasavvur etmemiz imkânsızdır. Ayrıca insanın bir zatı düşünebilmesi için onu görmesi gerekir. Bu mümkün olmadığından dolayı, Allah-u Zülcelal’in Zât'ını düşünmek yasaklanmış, bütün tefsir, hadis ve akaid kitapları da bunu açıklamıştır.

Peygamber Efendimiz (S.A.V) bu hususta şöyle buyurmuştur:
"Allah-u Zülcelal'in Zat'ını tefekkür etmeyiniz. Onun nimet ve yaratıklarını düşününüz. Çünkü siz Allah'ın Zat'ını düşünmeye güç yetiremezsiniz." (Mecmau’z-Zevaid:I/18; Ramuzu’l-Ehadis: II/475,hd.4)

Fahreddin Razi, Tefsir-i Kebir'de, Al-i İmran suresindeki:
"Bu gerçek akıl sahibi kullar, ayakta, otururken, yanları üzeri yatarken her durumda Allah'ı zikrederler. Göklerin ve yerin yaratılışını tefekkür ederler." (Al-i İmran; 191) ayetini tefsir ederken şöyle demiştir:

"Allah-u Zülcelal, kendini zikretmeye teşvik etti. Fakat iş tefekküre gelince, Zat'ı hakkında düşünmeye teşvik ve davet etmedi. Aksine, yerlerin ve göklerin tefekkür edilmesine teşvik etti."

Peygamber Efendimiz (S.A.V)’in: "Mahlûkatı tefekkür ediniz, Halıkı tefekkür etmeyiniz." sözü de aynı manadadır. Bunun sebebi de şudur: "Biz yaratılan varlıkları düşünerek, onun yaratıcısı hakkında bir bilgiye sahip olabiliriz. Varlıkları düşünmek ve onlardaki ilahi sanat ve tecelliyi görmek mümkündür. Fakat Zat-ı Bâri'yi düşünmek mümkün değildir."

Hal böyle olunca, varlıklar içinde en kâmil ve en yüksek derecede yaratılan, halifetullah sıfatını alan, Mukarrebun makamına çıkan ve Allah-u Zülcelal'in: "Ben onları severim, onlar da beni sever." iltifatına mazhar olan, Varisu’1-Enbiya sıfatında, peygamber edebiyle ümmeti irşada memur kılınan, kalpleri ilahi nur ve haşyetle dolup, ilahi nazargah olan kâmil velileri sevmenin, onlardaki ilahi nura talip olmanın, onlardan istifade etmenin; Allah'ın ve Resulullah'ın ahlakını canlı vücutlarında, ilahi feyz ve nurlu uyanık kalplerinde seyretmenin ve istifade etmeye çalışmanın elbette bir önceliği vardır; elbette faydası çoktur; elbette bu insanlar rahmete vesiledir.

Bunun için imanın, teslimiyet ve edebine riayet göstermek şarttır. Yoksa binlerce ayet, binlerce ilahi alamet gözümüzün önünde durmaktadır. Fakat hiçbirini düşünemeden, hiçbirindeki ilahi ilmi, kudreti, rahmeti, sevgi ve selamı alamadan ve anlamadan ölür gideriz.

En büyük ayet ve nur kaynağı olan Peygamber Efendimiz (S.A.V)’i görüp de iman etmeyenler, güneşten zerre kadar ışık alamadan ölmüşlerdir. Şüphesiz insan, istifade etmek gayesi ile Allah dostlarına baksa istifade eder. Çünkü o Allah dostları, kendisine Allah'ı hatırlatır. Allah dostlarını düşündüğünde de durum aynıdır. Görmesi ile hayal etmesi arasında da bir fark yoktur.

Allah-u Zülcelal bir ayet-i kerimede şöyle buyurmuştur:

"Onların sana baktıklarını sanırsın. Oysa onlar görmezler." (A’raf; 198)

İnsan, mürşidi, layık olan vechile ve icaplarını yerine getirip, kemali edeble görmez, ona ve ihvanına karşı noksanlıkta bulunursa istifade edemez. Onun halini tadamaz. Ömür boyu onunla olsa bile, edebine riayet etmediği takdirde istifade edemez.

Kişi şeyhini hatırladığı zaman (râbıta ettiği zaman) Allah aklına geliyorsa, bu onu gördüğü zaman Allah'ı hatırlamasıyla aynı şeydir.

Peygamber Efendimiz (S.A.V) görüldüğü zaman Allah'ı hatırlatan insanları, Allah'ın velileri diye tanıtmıştır.

Mürşidi sevmek, Allah için, Allah'ı sevdiği ve sevmeyi emrettiği için olur. Bir kimseyi Allah'ı sever gibi sevmekle, Allah için sevmek arasında çok büyük fark vardır. Allah için sevmek, Allah'ı sevdiği için sevmek, O: "Seviniz, bu sevdiğimdir." dediği için sevmektir.

Müfessir Hamdi Yazır'ın, Bakara suresinin 165. ayetinin tefsirinde güzel bir şekilde açıkladığı gibi, Allah'ın sevdiği kulları sevmek ve onlara uymak şirk ve günah değil, ilahi emirdir ve bu Allah sevgisine delildir. Fakat bu sevgi hiçbir zaman, Allah sevgisi gibi olmamalıdır. Hıristiyanların Hz. İsa hakkında yaptıkları gibi, onları mabud derecesine çıkaracak bir ibadet şekli olmamalıdır.
Ne kadar seversen sev, bir gün ayrılacaksın.
Ne kadar toplarsan topla, bir gün bırakacaksın.
Ne kadar yaşarsan yaşa, bir gün öleceksin.
Ne yaparsan yap, bir gün hesabını vereceksin.
[Resim: 9qfd91186dd20fz6.gif]
[Resim: 373jx0.gif]
Bunu ilk beğenen sen ol.
Forumcu
RE: MURAKABENİN HAKİKATİ ve DERECELERİ
tamam mürşid-i kamil i düşünmesinde bi zarar yok yararda olabilir ama.

yinede Allah ı düşünerek yapılsa daha iyi olur.because: islama göre Allah seni 7/24 görür,bilir ama mürşid-i kamilde bir insandır.o seni görse bile(telapati v.s.) sen onun görüp görmediğini bilemezsin.ama Allah ın gördüğünden herzaman %100 eminsindir.

o yüzden benim tavsiyem.sadece Allah ı düşünerek yapılması
Bunu ilk beğenen sen ol.
General
RE: MURAKABENİN HAKİKATİ ve DERECELERİ
muri16 kardeşim ben üstte konuyu özetledim.iyi okursak konuyu anlarız.Allah cc hiçbirşeye benzemezki sennnasıl düşüneceksinki.Aklımız almaz.Allah korusun şekle şemale benzetirsek. dinden çıkarız yoksa.konuyu iyi oku bence
Ne kadar seversen sev, bir gün ayrılacaksın.
Ne kadar toplarsan topla, bir gün bırakacaksın.
Ne kadar yaşarsan yaşa, bir gün öleceksin.
Ne yaparsan yap, bir gün hesabını vereceksin.
[Resim: 9qfd91186dd20fz6.gif]
[Resim: 373jx0.gif]
Bunu ilk beğenen sen ol.
Forumcu
RE: MURAKABENİN HAKİKATİ ve DERECELERİ
o zaman Allah ı düşünmüycez. sadece 'Allahın bizi gördüğünü' düşüncez.

mesala bi çarşı pazarda dükkanlarda kameralar çalışıyor.sen çarşıyı gzerken kamrlar seni izliyor.sen izlndiğini biliyorsun ama seni nasıl biri izlmiş sarı saçlı mı mavi gözlü mü önemsiz.

esas olan izlendiğini bilmek.o zaman insan günaha yaklaşmaz
----------------
senin anlattığın yöntemde ise mürşid-i kamili düşünmek ve onun anlattığı nasihatlere uymak.

farklı ama uygunılırsa ikiside aynı kapıya açılıyor.siz hangisini daha iyi uygulayabilirseniz onu deneyin en iyisi.:D
Bunu ilk beğenen sen ol.
General
RE: MURAKABENİN HAKİKATİ ve DERECELERİ
tasavvuf bir okuldur.nefsini terbiye etme yoludur.bu yolun yolcuları çoktur.rabbim buyuruyorya nefsini terbiye eden kurtuluşa ermiştir.nefsini terbiye edenler Allaha cc daha layık bir kul ve sevgili olmuştur.hem dünyada hemde ahirette onlara korku üzüntü yoktur.bu tasavvuf yolunun mürşidi kamilleri vardır.sayıları çok azdır.ve günümüzdede hizmet aşkıyla ümmeti muhammedin imanını kurtarmak için var güçleriyle çalışmaktadırlar.onlar peygamber efendimizin varisleridir.vekilleridir.nasıl sahabe peygamber efendimize uyup birer yıldız olmuşlarsa.bizlerde bir mürşidi kamile bağlanıp.bir ölünün yıkayıcısına teslim olduğu gibi teslim olmalıyız.doktor misali .hastasındır doktora gidersin.doktorun vermiş olduğu reçeteleri ilaçları alıp kullandığımızda nasıl hastalığımız iyileşiyorsa.aynen bizde mürşidi kamile bağlanıp onun vermiş olduğu ilaçları kullanırsak bizlerde inş.gerçek manada Allah cc istediği bir kul olacağız.Allah cc buyuruyor sadıklarla beraber olun.nasıl beraber olacaksın.ya zahiren yanında olucaksın sahbetlerinde bulunacaksın.yanında yoksan eğer.onları hayal ederek sanki yanındaymış gibi düşüneceksin."Onlar öyle kimselerdir ki, görüldükleri zaman Allah'ı hatırlatırlar." (İbn Mace, 4119; İbn Ebi'd-Dünya, K. Evliya, 48)


çoğu tasavvuffuftaki rabıta(düşünmek) karşı çıkmaktadır.şeyhi niye düşünüyorsunuz şirke giriyorsunuz diye bu kardeşlerimizin insaflı bir şekilde düşünmeleri lazımdır.sen hiç göremediğin uzaktaki anneni babanı arkadaşını düşünmüyormusun.hayal etmiyormusun.sofilerde Allah ı hatırlatan şeyhlerini düşünmesi niçin şirk olsunki.Gerçekte velileri görmek derhal ahireti hatırlatır. Zira onlarda haşyet ve tevazu vardır. Sanki nübüvvetten bir nur parlamaktadır. Çünkü Allah-u Zülcelal ayet-i kerimede şöyle buyurmuştur:

"Allah, iman edenlerin velisidir (dostudur, yardımcısıdır), onları karanlıklardan aydınlığa çıkarır." (Bakara; 257)
Ne kadar seversen sev, bir gün ayrılacaksın.
Ne kadar toplarsan topla, bir gün bırakacaksın.
Ne kadar yaşarsan yaşa, bir gün öleceksin.
Ne yaparsan yap, bir gün hesabını vereceksin.
[Resim: 9qfd91186dd20fz6.gif]
[Resim: 373jx0.gif]
Bunu ilk beğenen sen ol.
Kıdemli Üye
RE: MURAKABENİN HAKİKATİ ve DERECELERİ
TEŞK.EMEĞİNİZE SAĞLIK...


KULA KUL OLMAK İÇİN ATILMADIK MEYDANA,

BİZ YANLIZ HAKİKATE,HAKK'A SECDE EDERİZ!

NASIL GİRDİYSE DAVA SAHİPLERİ ZİNDANA,

BİLSİN Kİ KAHPE DEVİR BİZDE ÖYLE GİRERİZ!...
Bunu ilk beğenen sen ol.

İçerik sağlayıcı paylaşım sitesi olarak hizmet veren İslami Forum sitemizde 5651 sayılı kanunun 8. maddesine ve T.C.K'nın 125. maddesine göre tüm üyelerimiz yaptıkları paylaşımlardan kendileri sorumludur. Sitemiz hakkında yapılacak tüm hukuksal şikayetleri bağlantısından bize ulaşıldıktan en geç 3 (üç) gün içerisinde ilgili kanunlar ve yönetmenlikler çerçevesinde tarafımızca incelenerek, gereken işlemler yapılacak ve site yöneticilerimiz tarafından bilgi verilecektir.