You need to enable JavaScript to run this app.

Skip to main content

Muhammed bin Abdülvahab'ın kendi dilinden akidesi

Muhammed bin Abdülvahab'ın kendi dilinden akidesi

Acemi Üye
Muhammed bin Abdülvahab'ın kendi dilinden akidesi
MUHAMMED BiN ABDULVAHHAB’IN AKiDESi
Kasım halkına yazdığı bir mektubta Şeyh Muhammed bin AbdulVahhab (rahimehUllah)

Fırkayı Naciyye/Kurtulan Fırka akidesini şöyle açıklar: “Allah'ı ve meleklerden yanımda bulunanları ve sizleri şahit tutarak , diyorum ki, şübhesiz ben akidemde Fırkayı Naciyye/Kurtulan Fırka akidesi üzereyim. Ehli Sünnet ve'l Cemaat’ın Allah'a, meleklerine, kitaplarına, resullerine, ölümden sonra dirilişe iman etmek ve hayrıyla, şerriyle kadere iman ettiklerine bende aynen iman ediyorum. Allah'a iman konusunda: Allah kendisini kitabı Kur’an’da ve resulunun lisanıyla nasıl vasıflandırmışsa, tahrif ve ta’til etmeden iman ediyorum. Bilakis Allah (subhanehu ve teala)’nın benzeri hiç bir sey yoktur. O işitendir ve görendir. O’nun kendisini vasfettiği hiç bir şeyi O'ndan reddetmem, Allah’in ayetlerini konumlarından saptırmam ne de isimlerinde ve ayetlerinde ilhada saparım . Ne keyfiyetini/nasıllığını takdir ederim ne de O'nun sıfatlarını yaratılmışların sıfatlarına misallendiririm/benzetirim. Zira Allah’ın bir dengi, bir ortağı olmadığı gibi, O’nun yüceliğinide hiç bir şey ulaşamaz ve O yarattıklarıyla kıyaslanamaz. O kendini ve başkasını da herkesten en iyi bilen, kelamında en doğru ve en güzel olandır. O nefsini muhaliflerden tekyif ve temsil ehlinin vasfettiklerinden tenzih etmiş, tahrif ve ta‘til ehlinin nefyedip inkar ettiklerinden beri kılmıştır. Ve şöyle buyurmuştur: “Daima kudret ve galebenin rabbi olan rabbin, onların isnad ettikleri sıfatlardan münezzehtir. Peygamberlere selam olsun. Hamd alemlerin rabbi olan Allah’a mahsustur.” (Saffat Suresi 180.-182. ayetler)

Fırkayı Naciyye/Kurtulan Fırka Allah'ın fiilleri konusunda Kaderiyye ve Cebriyye arasında vasat bir yol takib ettiği gibi, Allah'ın azabı konusunda Mürcie ile Vaidiyye arasında, İman ve din konusunda Mu’tezile ve Haruriyye ile Mürcie ve Cehmiyye arasında, Allah Resulu (sallAllahu aleyhi ve sellem)‘in ashabı konusunda Hariciler ile Rafiziler arasında vasattırlar. İman ediyorum ki, Kur’an Allah’ın kelamıdır O’ndan indirilmiştir, mahluk değildir. O’ndan başlamış ve yine O’na dönecektir. Allah (subhanehu ve teala) onunla hakikaten konuşmuş, onu kulu, resulu, vahyinin emini, kendisiyle kulları ile arasındaki elçisi nebimiz Muhammed (sallAllahu aleyhi ve sellem)‘e indirmiştir. Ve inaniyorumki Allah dilediğini yapandır, O’nun iradesi ve meşiieti dışında bir şey vuku bulamaz. Alemde meydana gelen her şey O’nun takdir ve tedbiri iledir. Hiç kimse kendisine belirlenen kaderi değiştiremez ve levhi mahfuzda yazılan neyse kesinkes gerçekleşecektir. Nebi (sallAllahu aleyhi ve sellem) ölümden sonra olacak şeylere dair haber verdiklerine, kabir fitnesine ve nimetine, ruhların bedenlere tekrar iadesine, insanların yalınayak, çıplak ve sölpük bir halde kalkacaklarına, güneşin onlara yaklaşacağına, terazinin kurulacağına, kulların amellerinin tartılacağına, tartıları ağır gelenlerin kurtulanlardan, hafif gelenlerin ise hüsrana uğrayıp, cehenneme atılacakarına, divanların yayılacağına ve iyilerin kitablarını sağlarından, kötülerin kitablarını sol taraflarından alacaklarına inanıyorum. Nebimiz Muhammed (sallAllahu aleyhi ve sellem)'in havzına, arasat meydanına, onun suyunun sütten daha beyaz, baldan daha tatlı olduğuna, içinde gökteki yıldızlar misali su kabı bulunduğuna, ondan bir kez içenin bir daha asla susamayacağına, sıratın cehennemin kenarı üzerine kurulacağına ve insanların amellerinin miktarınca oradan geçeceklerine inanıyorum. Nebi (sallAllahu aleyhi ve sellem)'in şefaatına, ilk şefaat eden ve ilk şefaatçı kılınan olduğuna, O’nun şefaatını ancak bid'at ve dalalet ehlinin inkar edeceğine, yanlız bu şefaatın Allah’ın izin ve rızasıyla olacağına inanıyorum. Çünkü Allah (subhanehu ve teala) şöyle buyurmaktadır: “Onlar da O ,nun razı olduğundan başkasına şefaat etmezler.“

(Enbiya Suresi, 28.ayet ) “Kimmiş, izni olmadıkça O nun katında şefaat edecek olan?“

Bakara Suresi, 255.ayet) “Göklerde nice melekler vardır ki onların şefaatleri dilediği ve razı olduğu kimse hakkında Allah ın izin vermesinden sonra olması müstesna hiçbir işe yaramaz.“ (Necm Suresi, 26.ayet) Allah (subhanehu ve teala) ancak tevhidten razı olur, ve şefaat icinde ancak tevhid ehline izin verir. Ama müşriklere gelince, şefaatten onlara pay yoktur. Zira Allah (subhanehu ve teala) şöyle buyurur : “Artik şefaatcıların şefaatı onlara fayda vermez.“ (Müddessir Suresi, 48.ayet) Cennet ve cehennemin yaratıldığına, ve günümüzde varolduklarına inanıyorum. Onlar fena bulmayacaklardır. Mü‘minler ayın onbeşinde ayı gördükleri gibi kıyamet günü rablerini gözleriyle göreceklerdir. Ve inanıyorum ki, Nebimiz Muhammed (sallAllahu aleyhi ve sellem) nebi ve resullerin sonuncusudur. Bir kul O‘nun nübüvvet ve risaletine iman etmedikçe imanı sahih değildir. Ümmetinin en hayırlısı Ebu Bekr es-Sıddık, sonra Ömer el-Faruk, sonra iki nur sahibi Osman, sonra Ali el-Murteza, sonra cennetle müjdelenmiş on sahabe, sonra Bedir ehli, sonra ağaç altında Allah Resulu (sallAllahu aleyhi ve sellem)‘e bey‘at eden (Beyat’ur-Rıdvan) ehli, sonra da diğer sahabilerdir. (Allah hepsinden razı olsun). Allah Resulu (sallAllahu aleyhi ve sellem)'in ashabını dost edinir, onların iyiliklerini zikreder, Allah‘ın onlardan razı olmasını ve onları bağışlamasını dileyerek, onların olumsuz yönlerinden uzak durur, aralarında geçenleri dile getirmem ve onların faziletli insanlar olduğuna inanırım. Zira Allah (subhanehu ve teala) şöyle buyurmuştur: “Onlardan sonra gelenler Rabbimiz derler bizi ve imanda bizden önce gelmiş ve geçmiş kardeşlerimize mağfiret et. Kalplerimizde iman edenlere karşı kin tutturma. Rabbimiz şüphe yok ki sen rauf ve rahim olansın.“ (Haşr Suresi, 10.ayet) Allah’ın, her tür kötülükten beri ve tertemiz olan mü‘minlerin annelerinden razı olmasını dilerim. Evliyanın keramet ve keşiflerine inanırım, ancak onların Allah üzerinde bir hakları olmadıgı gibi, Allah‘tan başkasının güç yetiremeyeceği şeyleri de on(lar)dan istemeyi caiz görmem . Allah Resulu (sallAllahu aleyhi ve sellem)'in cennet ve cehennemle müjdeledikleri hariç, hicbir müslümanın cennetlik ya da cehennemlik olduğuna karışmam. Ancak mü’minin cennetine girmesini diler, kötü akibetinden korkarım. Müslümanlardan hiç kimseyi günahı dolayısıyla tekfir etmem ve onu İslam dairesinden çıkarmam. Salih olsun facir olsun her imamla birlikte cihad yapılmasını uygun görürüm. Onların arkalarında namaz kılmak caizdir. Cihad Allah(subhanehu ve teala)‘nın Muhammed (sallAllahu aleyhi ve sellem)‘i gönderilmesiyle başlamış ve bu ümmetin sonuncularının Deccal ile savaşmasına kadar da devam edecektir. Onu ne zalimin zulmü, ne de adilin adaleti ortadan kaldıramayacaktır. Salih olsun facir olsun müslümanların imamlarına itaatin vacip olduğunu söylüyorum, ta ki Allah‘a isyan emredinceye kadar. Kim hilafete atanır, insanlar onun etrafında toplanır ve kendisinden razı olurlarsa o da kılıcıyla onlara galib gelirse halife kabul edilir ve itaati vacip, isyanı haram olur. Bid‘at ehlinden tevbe edinceye kadar onlardan uzaklaşılması gerekir. Onları dinden çıkarmam, hallerini Allaha’a havale ederim. Ve İslam’a sonradan sokulan her şeyin bid’at olduğunu görürüm. İnanıyorum ki iman dil ile ikrar, rukünlarla amel etmek ve kalp ile tasdiktir. Taat ile artar, günahlar ile eksilir. İman yetmiş küsur şubedir. Bu şubelerin en yükseği la ilahe illAllah‘a şehadet etmek en aşağısı eziyet veren şeyi yoldan kaldırmaktır. Tertemiz olan Muhammedi şeriatın uygun gördüğü gibi iyiliğin emredilip, kötülüğün yasaklanması vaciptir. Bu, inancımı ifade ettiğim bir risaledir. Bunun böyle olduğuna Allah en güzel vekildir ."
(bknz. Durer’us-Sunniyye, 1/28-31, Resail’uş-Şahsiyye, 1. Mektub, 7-13)
Bunu ilk beğenen sen ol.
General
RE: Muhammed bin Abdülvahab'ın kendi dilinden akidesi
Allah ondan razı olsun, yaptığı iyilikleri yaptığı hatalarına kefaret kılsın ahirette.
Irkçılık ideolojik bir düşünce değil, aksine psikolojik bir hastalıktır.(Şehid İnşaAllah Malcolm x-Malik El Şahbaz)

Sizi rahatsız etmeye geldim!
Bunu ilk beğenen sen ol.

İçerik sağlayıcı paylaşım sitesi olarak hizmet veren İslami Forum sitemizde 5651 sayılı kanunun 8. maddesine ve T.C.K'nın 125. maddesine göre tüm üyelerimiz yaptıkları paylaşımlardan kendileri sorumludur. Sitemiz hakkında yapılacak tüm hukuksal şikayetleri bağlantısından bize ulaşıldıktan en geç 3 (üç) gün içerisinde ilgili kanunlar ve yönetmenlikler çerçevesinde tarafımızca incelenerek, gereken işlemler yapılacak ve site yöneticilerimiz tarafından bilgi verilecektir.