Yüce Allah muhabbet ehli hakkında şöyle buyurmuştur:
“Allah onları sever, onlar da Allah’ı severler.” (Maide, 54) Ayetin devamında “Bu Allah’ın bir lütfudur; onu dilediklerine verir.” buyrulmuştur.
Müminler, Allah sevgisi noktasında farklı derecelere sahiptirler. Bu farklılığın sebebi, marifet ve müşahede bakımından farklı seviyelerde bulunmalarıdır.
Allah Rasulü s.a.v. , Allah sevgisini imanın şartlarından biri olarak görmüş ve: “İman nedir?” sorusuna: “Allah ve Rasulünün, kulun nazarında her şeyden daha sevgili olmalarıdır.” (Buharî, İman, 9; Edeb, 42; Müslim, İman, 66) cevabını vermiştir.
Rasulullah s.a.v., “Allah Tealâ, sevdiği kuluna ateşte azap etmez.” (Ahmed, Müsned, 104; Bezzar, Müsned, 235; Ebu Ya’la, Müsned, 3735) buyurmuştur.
Allah Tealâ günahların bağışlanmasını muhabbetine bağlamış, sevdiklerini bağışlayacağını şöylece beyan buyurmuştur:
“Rasulüm de ki: Bana uyun ki Allah sizleri sevsin ve günahlarınızı bağışlasın.” (Âl-i İmran, 31)
Her mümin Allah’ı sever fakat muhabbeti Allah’a imanı nisbetinde, O’nun tecellilerini müşahedesi ve Allah Tealâ’nın herhangi bir sıfatının kula tecellisi derecesindedir. Bunun delili de kulların tevhid ilkesine sarılmaları, O’nun emir ve yasaklarına sıkıca bağlanmaları ve hükmüne teslim olmalarıdır. Şu da var ki, kulların tevhidi müşahedeleri, ilahi emirlere bağlılıktaki devamlılıkları ve hükmüne teslim olmaları farklı derecelerde gerçekleşir. Bütün bunlar, farklı derecelerdeki muhabbetten kaynaklanır.
Kaynaklar