Acıyı yaşamadan gelen mutluluk insana derin bir tatmin hissi sağlamaz, kalıcı olmaz. Oysa acısıyla yüzleşen insanlar hayatta fark yaratır.
Sistem, Türkiye'de 1980'li yıllarda nasıl sol siyasete ait insanları bir ahlak sınavından geçirdiyse, bugün muhafazakar kitleyi ciddi bir ahlak sınavından geçiriyor. Bakıyorsunuz kimi insanlar bu sınavdan geçiyor, kimileri kalıyor.
Türkiye çocuksu bir toplum. Çocuksu bir toplum olarak çok kolay kutuplaşıyoruz, çok kolay birbirimizin boğazına çöküyoruz.
Neden hüzünden bu kadar kaçıyoruz? Pozitif düşünce akımlarının peşine takılıp, hayatı neden sadece pozitif duyguları görerek yaşayacağımız bir alan haline getirmeye çabalıyoruz? Ben bu sorulara cevap ararken, karşıma Biraz Yağmur Kimseyi İncitmez adlı bir kitap çıktı. Yazarı, psikiyatri profesörü Kemal Sayar. Anlamak ve hissetmenin aslında mutlu olmak kadar önemli olduğunu, insan olmanın acı çekmekle başladığını anlattığı son kitabı çok konuşulacak. Çünkü Sayar, pozitif düşünce akımına sert çıkıyor, "Acıyı yaşamadan gelen mutluluk kalıcı olmaz," diyor. Biraz yağmur, kimseyi incitmez...
alıntı
