![[Resim: 147931.jpg]](http://d.habervaktim.com/news/147931.jpg)
Yeni neslin uğrak mekânları arasında artık farklı pek çok kıyafetin bir arada bulunabildiği, rengârenk, cıvıl cıvıl alış veriş merkezleri var. Gel gelelim tesettür mağazaları, gençler için cazibe merkezi olmaktan oldukça uzak. Çünkü buralarda kendilerine alternatif model arayanların istediklerini bulması bir hayli güç. Genelde orta yaşlı ve klasik giyim tarzına sahip kadınlara hitap eden mağazalar sebebiyle özellikle gençler ‘tek tipleştirmeden’ şikâyet ediyor. Üstelik satılan ürünlerin fiyatları da dudak uçuklatıcı cinsten. Haliyle kadınları farklı arayışlara yönlendiriyor. Gündelik koşturmaca içerisinde istediği rahatlıkta ve tarzda kıyafet bulamayanlar gömleği a mağazasından, eteği b dükkanından alayım derken adeta kolaj çalışması yapıyor. Zaten alışveriş için kısıtlı zamana sahip özellikle okuyan ve çalışan kadınların işini zorlaşıyor.
Moda bize uyabiliyorsa ne ala! Yoksa “her koşulda ona uyacağız” diye sınırları zorlamak yersiz. Şüphesiz tesettürlü olmak demek, modadan soyutlanmak, zevksiz giyinmek anlamına gelmiyor. Mühim olan dini hassasiyetlerden ödün vermeden hem kesemize hem de gönlümüze göre kıyafet seçebilmek. Aksi takdirde ortaya günümüzde sık karşılaştığımız aykırı ve ‘tesettürvari’ giyim tarzı çıkıyor. Çünkü zamana uygun, rahat ve spor tarzda giyinmek isteyen gençler, bir tesettür mağazasına gitmek yerine eli mahkum herkese yönelik ürünler tasarlayan firmaların yolunu tutuyor. Zevkine uygun bir kıyafet bulunca da kolu veya boyu azıcık kısa, bedeni dar olmuş pek fark etmemeye başlıyor.
Moda tasarımcısı Rabia Yalçın da hazır giyim sektörü dışarıya kapalı olmasından şikayetçi. Firmalar yeni fikirlerle beslenip tasarımlarını ona göre güncellemiyor. Zevkine uygun bir şey bulamayan tesettürlü hanımlar kolları sıvayıp, piyasadaki mağazalardan kendine uygun kolektif bir tarz oluşturma telaşına kapılıyor. Bunun sonucunda kusurlu ya da zorlama, ortaya karışık bir giyim tarzı çıkıyor. Çünkü tasarımlarda tesettürlü bir kadının olmazsa olmazları göz ardı ediliyor. Bu da sektörün eksikliğinden kaynaklanıyor: “Moda dünyada sektörün başındaki birkaç kişinin oturup karar verdiği ticari bir olgu. Ellerindeki malzemeye göre modayı belirliyorlar. Fermuarsa, fermuarı bol tasarımlar moda oluyor. Bir oyun gibi aslında. Modayı her dine, her inanca uyarlayabilirsiniz. Tabi ki dinin gerektirdiği ‘olmazsa olmazları’ uygulayarak.”
Tesettür ve moda ayrı düştü!
Herkesin modadan farklı bir beklentisi var. Her kadın farklı giyinip ayrıcalıklı olmak istiyor. Bu noktada iş daha çok tasarımcılara düşüyor. Çünkü tesettürlü kadınların ihtiyaçları ve prensiplerinin aynı potada eritildiği makul bütçeli kıyafetler tasarlamak sanıldığı kadar ütopik değil. Nasıl mı? Çoğu tesettürlü kadın tiril tiril kumaştan yapılmış, bir kıyafet beğendiğinde ‘Ah bizim dilimizden anlayan bir tasarımcı da olsa! Şöyle yazın kavurucu sıcağında tiril tiril kumaşları iç göstermeden rahatlıkla giyebilsek.’ diye içinden geçirir. Bu serzenişe cevap verenlerden biri de İstanbul Nişantaşı’nda seçkin firmalarla çalışan ve sektörü yakından gözlemleyen mağaza sahibi Şengül Yeşil. Kendisi firmalara her gittiğinde ‘neden tesettüre uygun kıyafetler yapmıyorsunuz, bakış açınıza mı ters?’ diye soruyor. Bunun savaşını verip, tesettüre uygun olmayan kıyafetleri inanç ve yaşam tarzına hitap eden bir şekle uyarladıktan sonra siparişler veriyor. Şengül, tesettürlü kıyafetlere kafa yoran tasarımcının olmadığı düşüncesini destekliyor. “Sizin bakış açınızla tasarımcıların bakış açısı çok farklı. Özellikle kısa elbiselerin uzununu istiyoruz. Ama bilinçli insanlar arttıkça insanlar beklentilerini oturttukça zamanla bizim gönül rahatlığıyla giyebileceğimiz kıyafetler tasarlanacak”