Bütün bildiklerimiz yeniden biçimleniyor/ Şiirimiz aşkımız yeniden/
Son kötü günleri yaşıyoruz belki/ İlk güzel günleri de yaşarız belki/
kekre bir şey var bu havada/ Geçmişle gelecek arasında/ Acıyla sevinç arasında/
öfkeyle bağış arasında/(...) Biz kırıldık daha da kırılırız. Kimse dokunamaz bizim suçsuzluğumuza...
Cemal Süreyya
Kimse kendini İslam’ın üzerinde görmeye kalkmasın. Kimse dava adına bir başkasını örselemeye, ezmeye hele hele dışlamaya kalkışmasın. Kimse kendini Sultan Süleyman sanmasın…
Evet, bu davada büyüdüm bu davayla öğrendim Kudüs’ü. Bu davayla öğrendim Ahmet Yasin’i. Evet bu davayla öğrendim Kudüs’ün ve dünya mazlumlarının büyük bir umutla beklediği merhametin inananların ellerden mazlumlara erişeceğini…
Bu davada öğrendim kendimi. Bu davanın içinde dirildim her daim yeniden. Hiçbir nefsi dünyevi arzularımız olmadı…
Son paramız yol parasıydı belki davanın yolunu tutarken ama ümmetin derdinden de büyük değildi ki dertlerimiz.
Ağladık, örselendik. Bazen bir örtülü bir kızı korumak adına önünde polisten dayak yedik. Bazen Beyazıt meydanından ilk yardımlara gittik hastane kapılarından geçtik…
İsrail her dokunduğunda kardeşlerimize, Irak üstlerimizden vurulduğunda kuşattığımız Siyonist elçilik az geliyordu artık o dev gibi ruhumuza…
Bazen İstanbul büyükşehir belediyesi önünde başbakana mahkûmiyet verildiğinde bir milyon sekiz yüz elli bin imza toplarken bulduk kendimizi özgürlükler adına…
Bazen Ak-Der'in özgürlük gecelerinde Mehmet Ali Şahin’e ümmet adına hesap sorduğumuzda…
Bazen yorgunluk emaresi gördüysek kendimizde yine ellerimizle düzeltmesini bildik imanla…
Başbakanın buyurun gelin beraber çalışalım davetlerine hiç tevessül etmedik…
Baba ocağımız mahzun kalmasın diye.
Ümmetin ruhuna mal olmuş milli görüşsüz olmaz diye gitmedik…
Ayaklarımız hiçbir yere kaymadığı için Allah’a hep çok şükrettik…
Bu davaya şeref ve izzet katmak değildi ki duruşumuz. Hâşâ katamazdık da.
Ancak izzet ve şereflenirdik…
Eğer ümmete mal olmuş Müslümanların en mühim adamı lider Erbakan olmasaydı diye başlayan sözcüklerle geçti ömrümüz…
Çağlayan meydanı şahitti onun aşkına…
Doğu Beyazıt şahitti.
Kudüs, Gazze, Filistin, Bağdat şahitti…
Yemen’in Husi kabilesi şahitti…
Mavi Marmara’nın şehitleri şahitti…
Kim şahit değildi?
Zalimler, mazlumlar herkes onun davasına şahitti…
Kimse ümmete öğrettiklerini Müslüman ülkelerin sonsuzluk uykusundayken sarsıp silkelediğini inkâr edebilir miydi?
Lakin nedir bu davanın son hali? Nedir bu mahremlerimizi düşman kapılarında ifşa etmek?
Kendi kendimizi kötülemek…
Nedir babasının soyadını kendine mal edip kendini dava üstü görmek?
Beraber yürüdüğümüz kardeşlerimize şimdi ötekisin artık demek…
Neyin nesi? Kime izah edebiliriz bu akıl dışı gerçeği…
Kimin elinde Hz. Allah’ın terazisi var ki ölçmeye kalkıyoruz bir birimizin sadakatini…
Kim bu belirleyici otorite? Kimden alıyorlar bu emri? Kim yetki verdi bu ayrılık fitnecilerine bu denli?
Nereye gidiyoruz büyükler? Nereye gidiyoruz çocuklar? Nereye gidiyoruz ey milli görüş neferleri?
Bu görünen resim kimin hoşuna giderdi hiç düşündünüz mü?
Kimler fırsat kolluyor ve gözetiyordu sizin birbirinizi her alanda bizden değildir artık sözleriyle ilan etmenizi?
Ne olmuş yani iki listeden biri kazandıysa?
Dün en sevdiğiniz Numan Kurtulmuş şimdi düşman mı oldu?
Milli görüşçüler için ikinci adam olan Recai Kutan düşman safında mı?
Şimdi…
Kalemiz mi kuşatıldı yoksa?
Kıymetli lider Erbakan yeni fetihler için yeni bir lider mi yetiştirdi?
Sorunun cevabı: Evet…
Kolay olmadı… Müslümanlarca çok kolay yapamadığımız akil adam yetiştirememe sıkıntısında O Numan Kurtulmuş gibi bir lideri yetiştirdi…
Yapmayın Allah adına. Yapmayın bu kadar acı ve gözyaşı varken ümmetin bağrında. Bu düşman oyunlarına kanmayın…
Kim inkâr edebilir ki Numan Kurtulmuş’un yaptıklarını? Kim sorgulaya bilir özde, gönülde milli görüş adamlığını…
Daha dün Genel Başkanımız Numan Kurtulmuş’a başkanımız diyenler şimdilerde internet başında sokak ortasında, evde yollarda bir birine olumsuz sözler söylüyor bu hiç yakışık alıyor mu dostlar…
Şu bir gerçek ki Türkiye’nin kilit partisidir Saadet Partisi… Bundan böyle ve onun resmi genel başkanıdır muhterem Numan Kurtulmuş…
Öyleyse yapılacak iş derhal kırgınlıkları bertaraf etmek ve hızla seçim sathına girilen şu günlerde canla başla çalışılıp Türkiye’nin muktedir siyasetini inşa etmelisiniz…
"Öfke gelir yüz kararır öfke gider yüz kızarır" atasözü aslında işin özetidir…
Tüm gönüller alınmalı ve derhal mazlumların umudu olan bir dava içindeki bu ağır süreç son bulmalıdır…
Kimse kendini bir başka milli görüşçüden daha fazla milli görüşçü olmakla itham etmeye kalkmasın…
Kimse kendini davanın üstünde davadan daha mühim sanmasın…
Kimse bu hareketi bu kadar basit işlerle oyalamaya, yavaşlatmaya, geriletmeye çalışmasın.
Herkes yerini ve haddini bilsin…
Herkesin söz sahibi olduğu bir dava dinlenilen, değer gören ve sayılan davadır…
Üç beş kişi böyle istemiyor diye yıllarca hak etmediği yerden tamda sıçrama noktasına gelen bu davayı duraksatmaya kalkmasın…
Bunun hesabı dünyada da öteler âleminde de sorulur…
Bundan sonra engellenemez büyük bir sevgi oluşumunun mimarı olan Sayın Numan Kurtulmuş siyasetin artık tamda göbeğindedir…
Ümmetin özlemleri, insanlığın beklentileri ve milli görüşün gerçek temsilcisi olarak yoluna devam edecek kendisinden beklenenleri ve beklentileri yerine getirecektir…
Donanımı, samimiyeti, kabiliyeti İslam şuuru merhamet dolu gönlüyle samimi kadrosu, akil adamlardan oluşan ekibiyle milli görüşün vefa abidesi Recai Kutan’ıyla artık Saadet Partisi’nin olmazsa olmazıdır Profesör Sayın Numan Kurtulmuş…
Milli görüş okulu rol biçilen isimler üzerinden yola gidilen bir medeniyetin adı değildir…
Lakin halkın gönlünde büyük bir karşılık bulan Numan Kurtulmuş’un niyetini kimse ölçmeye kalkmasın çarpılır…
Bunca sancılı süreci yani derin krizi iyi yöneten ahlak ve üslubuyla herkesin takdirini toplayan Sayın Numan Kurtulmuş büyük memleket krizlerini de yönetebileceğini kanıtlamıştır…
Büyük Türkiye hayalini gerçekleştirmek üzere arkasına bakmadan emin adımlarla ilerlemektedir…
Şimdi merhametin, özgürlüğün, mazlumların adıyla yan yana anılan milli görüş camiasına düşen kongreyi geride bırakmak, önlerine bakmak ve durmadan maraton koşucuları gibi davranmaktır…
Şimdi herkes derin bir sessizlikle ruhunu dinlesin. Herkes bir birine kardeşim diyerek yürekten ellerini kilitlesin. Gönüllerinden gönüllerine köprüler kurup üzerinde yeni bir dünyanın hayaliyle gezinsin…
Helalleşip dualar edilsin. Kırgınlıkları okyanusun ortasına atıp unutsun…
Mazlum coğrafyalar sizi bekliyor ey milli görüşçüler. Kimse dağılıp parçalanmıyor. Hiçbir kimse bir yere gitmiyor. Kalkın ve toparlanın… Hepimiz yeniden dirilip burada kalıyoruz demelisiniz…
Kazayla dışarıda birini unutursanız hesabı çok ağır olur. Adli ilahide gelir Ömer sorarsa ne dersiniz? O yüzden arkanızda kimseyi bırakmadan bineceğiniz Nuh’un gemisi cennetiniz olsun…
Sayın Genel Başkan Profesör Numan Kurtulmuş ve ekibini canı gönülden tebrik ediyor, sonuz saygılarımı sunuyorum… Yeni bir dünyayı merhametle kuracağınız günleri umutla bekliyorum…
düzeltiyorum..
