Öncelikle bilinmelidir ki; bizimKur’an, sünnet ve ehlibeyt dışında dokunulmaz yanlarımız yoktur. Eleştiririz de eleştiriliriz de hiç fark etmez. Fakat mesele günümüzde Allah’ı tanımak değil şeytanı tanımaktır. Çünkü hakikat paranın iki yüzü gibidir, Allah’ı herkes tanır, marifet düşmanı tanımaktır. Kâfir bile inkârına rağmen inkâr edememiştir. Müslümanlar İslam’ı hakiki anlamda tanıdıkların da düşmanı da iyi tanıyacaklardır. Fakat günümüz Müslümanı kafa yormak istemiyor, düşünmek yerine üşenmeyi seçiyor. İslami anlamda yönetmek yerine yönetilmeyi ve birilerinin kendisini yönettiğini sanırken aslında ruhen ve bedenen her geçen gün hayattan uzaklaştırılıp etkisizleştirilerek yaşayan birer ölü haline getiriliyor. Manen ahlaki çöküntü ile bedensel olarak ta savunduğu rejim ve partisi tarafından sessizce GDO ve hormonla bilinçli olarak ölüme terkedildiğini bile anlamıyor. Derin uykular diye buna denir. Örneğin kendisini GDO ve hormonla öldüren partisine adeta celladına âşık birisi gibi davranabiliyor.Mazluma gücü yetenlerin GDO ya ise gücü yetmiyor deyip sıvışabiliyor. Çünkütoplum düşünme ve sorgulama belleğini kaybetmiş bulunuyor. müslümanlar ve mazlum halklar israilin 225 milyonluk dünya hayali için uşakları olan bütün ülkelerce bilinçli şekilde sessizce GDO ve hormonla öldürülüyor. Yaşadığımız dünya da kendini Müslüman aydın diye tanıtan gerçekte ise İsrail’in uşaklığını yapan ülkeleri aklayarak var olmaya çalışan bu satılık İslamcı görünen aydın tipler Müslümanların başına bela olmuşlardır. Bunların dünü ve bugününe baktığımız da, Dünoy vermeye şirk diyenler bugün şerbet diyor, dün rejimin sıkı muhalifleri bugün iyi vatandaş olmanın yollarını arıyor.
Şimdi gelelim asıl konumuza; esasen bir ülkede rejimin ne olduğunu kavramışsanız oradaki daruler kamlara da izin verilmeyeceğini anlamamız gerekiyor. Eğer orda darul er kâmlara izin verilmişse bu kez orda rejimin kesin olarak gizliyâda açık izlerini görmek lazım. Göremiyorsanız suç gözlerinizde değil bakan ama görmeyen zaafiyet sizdedir. İslamiİran öncesi dönem de şahlık rejimi feyziyle medresesini bastığın da imam Humeyni elhamdülillah demiştir. Çünkü imam Humeyni şunu iyi kavramıştır. Biz doğru yolda isek rejim bize neden dokunmuyor? Yanlış yolda isek rejim zaten bize dokunmaması normaldir. İşte bu yüzden rejimin medreseye müdahale edişini batılı rahatsız ettiğini gösteriyor. Hak ve batılın hayat sahnesin de barışık olması mümkün değildir. Türkiye de ise yardım derneklerinin çoğu rejimden onay aldıkları gibi hatta rejim tarafından kuruldukları ve kullanıldıkları fakat sivil görünerek halkın içine sızdıkları söylenebilir. Buna rağmen diyeceksiniz hepsi mi öyle?Yerel çaptakiler hepsi öyle olmasa da uluslararası çalışan yardım derneklerinin çoğu gayri İslami rejimler tarafından yeri geldiğin de kullanılırken yerel çapta olanların gücü de zaten belli olduğundan rejim büyüklerini kullanmayı uygun görüyor olabilir. Demek istiyoruz ki genel görüntü bu iken mutlaka istisnaları da vardır ve olabilirler.
Daha önceleri bu işi Siyonist fakat İslami görünümlü eller ile Müslümanların paralarına el koymak için holdingler kuruluyor ve birkaç yıl sonra bu holdingler aynı eller ile bilinçlice zarar etti gösterilerek Müslüman bireylerin paralarına el koyularak Müslümanlar ekonomik olarak felce uğratılıyordu. Daha çok Konya ve Yozgat çevresin de bu operasyonel holdinglerden çok kuruldu ve sonra da bilinçlice batırıldı. Özellikle de Almanya dan dan gelen Müslümanların paralarına el koymak için bu tezgâh en az on yıl boyunca sözde İslami fakat özelde Siyonist eller ile Müslümanların paralarına el koyularak bir taşla birkaç noktada Müslümanları çökertmiş oldular.
Öyle ki bu holdinglere para verip hissedar olanların yanına hiç para vermediği halde hissedar mış gibi gösterilerek Müslümanların paraları hiç para yatırmadığı halde İstanbul da o zamanın parasıyla günlüğü bir milyar gibi harcamalarla lüks otellerde har vurup harman vuruyorlardı. Hissedar olmadığı halde Kendilerine hisse verilenlerin bir kısmı milletvekiliydi. Saf Müslümanlarda bak bizim de holdinglerimiz var derken aslın da kuyularının kazıldığını çok geç fark ettiler, çünkü bu holdingler bilinçlice batırıldığın da artık iş işten geçmişti. Kazanan taraf İslamcı görünen yerli Yahudiler olmuştu.
Hedefleri nelerdi diye baktığımız da birincisi Müslümanların paralarına bir şekilde el koyarak Müslümanlara ekonomik darbeler vurdular. Bu paralar artık İslami görünümlü Siyonistlerin eline geçmişti.
İkinci olarak bu holdingler aracılığıyla Müslümanların birbirine olan güven yardımlaşma ve paylaşma kültürünü yok etmek istediler. Çünkü sütten ağzı yanan yoğurdu üfleyerek yermiş. Müslüman görüntüsü vererek kurdukları holdingler bir hiç yere batırıldığında bunu anlayan fakat parasını geri alamayan hissedarlar artık güven bunalımına düşerek kimseye güvenmeyerek toplumda yardıma dahi muhtaçlar olduğunu varsayalım inancını yitiren bu hissedarlar yardım lafını duyunca inanmıyorlardı.
Üçüncü olarak toplum da gerekekonomik gerekse de manevi birlik düşüncesini böylece zihinlerden silmiş oldular.
Siyonist İslami görünümlü eller Müslümanlara her ne kadar darbe vurmuş olsalar da hayat devam ettiğine göre yeni taktikler geliştirmeleri gerekiyordu. Bu yeni süreç te piyasaya mantar gibi yardım dernekleri böylece kurulmuş oluyordu. Artık holdinglerin yerini yardım dernekleri almış oldu.
Yardım dernekleri de holdingler gibi aynı amaçlarla birlikte yola çıktıkları gibi eskiden toplumda birbirine yardım eden komşular bu yardımlarla birbirine muhabbet duyarken, yardım dernekleriyle ise artık hiç tanımadıkları insanlarla muhatap olurken kim bilir ne zaman bir daha yardım geleceğinin hayalini kura dursun, bu dernekler varlıklarını devam ettirmek için” on alıp bir dağıtarak” holdingler gibi yine karlı çıkıyorlardı. Eğer bu tezgâhta ellerinden gitse kim bilir ellerine bir daha fırsat geçip geçmeyeceğini bildiklerinden videolu ve görüntü eşliğinde yardım ettiklerini göstererek mazlum insanları bir şekilde kandırıyorlardı.
Bu yardım derneklerinin en tanınmışı olan İHH ise tabanına İslamigörünümlüleri de katarak gerçek çehresini saklasa da kendine İslamibir vitrin çizse de bilinmelidir ki yalancının mumu yatsıya kadardır. Keşkede gerçekler söylediğimiz gibi olmasa biz yanılsak. Fakat gerçekler acıdır. Müslümanlar uyanık olmalıdır. İslam’ın ve Müslümanların geleceği adına acı da olsa hakikatler saklanamaz. Peygamberimizsa. “mümin yılanın deliğinden bir kez ısırılır ”pekibizi kaç kez ısırdılar hiç düşündünüz mü? Çünkü günümüz de artık şeytanın dostları secdeye durmak zorunda kalmışlardır. O yüzden her sakallının dedemiz olmadığını fark etmemiz lazım değil mi? O yüzden ben İHH da çalışanları tanıyorum demek yerine İHH kime çalışır önce onu bilmek lazım. Evet, doğrudur İHH da çoğu çalışanlar gerçekten samimi insanlardır. Tıpkı daha önce anlattığımız holdingler de çalışanlarda temiz insanlardı ya yöneticileri nasıldı? Parayı toplayan temiz insanlar olabilir, paraya el koyan kirli insanları tanımalıyız. Kimin kasasına gittiği önemlidir.Oyüzden dir ki Mevlana hep “bana içerden haber ver” derken uyanık olarak olayların zahirine değil perde arkasına daimi suretle bakarsak oyuna gelmeyiz. Ki bu organizasyonda yer alan yöneticilerin bile çoğu vitrindir esas perde arkasında duranları tanımalıyız ama nasıl? Açıklayalım ve sorular soralım. Bunun için coğrafi sınırların ötesine de bakmak lazım.
Rusya ile Çeçenistan savaşın da cevher dudayevin şehit olmasın da cevher dudayevin yerini IHH dan dan başkası mı biliyordu? Uydu telefonunu ihh ya kim verdi? Bu şehadet olayında ister bilinçli isterse bilinçsizce olsun İHH nın parmağı olduğuna dair çok konuşuldu.
İkinci olarak 2006 İsrail Hizbullah savaşında İHH Müslümanlar tarafından kuruldu ise( çalışanları kastetmiyoruz) niçin Türkiye’den toplanan yardımlar Lübnan da Müslümanlara değil de İsrail taraftarlarına dağıtıldı bu savaşta?
İHH gerçekten İslami ve güvenilir ise Filistinlerin İHH ya gösterdikleri her tünel sonrasında neden ve nasıl hemen İsrail tarafından vuruldu rapor eden kimdi?
İHH nın Antep te el kaideye para verirken çekilmiş fotoları varken (Google’dan“İHH el kaide” yazarsanız çıkar) el kaide Işidin yan kolu olduğuna göre o kadar mazlum insanı öldüren “kaidesiz el- kaide” ve ışid’e yardım eden İHH nın açılımı gerçekte İsrail hain hareketi değilmidir? Hangi vicdan hangi akıl hangi iman El kaidecilere, insanlık bozması Işide mücahit gözüyle bakabilir?İHH insan bozması bu vahşi canavarlara mücahit gözüyle baktığı içindir ki Suriyeliler adına topladığı parayı bu teröristlere vermesey di . Türkiye de yoksul Suriyelilere verseydi Suriyeli kadınlar fuhuş tezgâhın da Suriyeli çocuklarda denizlerde mazlumca ölmezlerdi. Bu yardımlar mazlum halklar yerine İHH gibi ve benzeri yardım dernekleri aracılığı ile mücahit kılıklı( ışid, nusra, el kaide, ahraruşam, taliban) gibi teröristlere gittiği sürece akan kanda bu yardım derneklerine yardım edenlerin de günahı vardır. İster bilerek ister bilmeyerek sonuç değişmez.
Filistin’de muhatap İsrail olduğu için Filistinlilere çikolata gönderen İHH niçin Suriyelilere Libya üzerinden yardım adı altında silah verirken 60 yıldır öldürülen Filistinlilere tek bir mermi vermedi. Niçin Suriyede akan Müslüman kanına ve yanan ateşe habire odun taşıyor?
Ve İHH nın İsrail adına casusluk yaparken Lübnan da Filistin de yakalanan elemanıvar mıdır? varsa niçin açıklamıyor? Deşifre olmamak için mi?
Bir diğer husus mavi Marmara konusu; mavi Marmara İHH nın değil İngiltere deki Müslümanların rehberliğin de olan bir organizayondu. İHH ise sadece davet edildi. Nitekim ikinci kez İngiltere deki Müslümanlar Filistin deki ambargoyu delmek için İHH yı davet ettiklerin de İHH rejimden onaylı olduğu için İngiltere’de ki yardım kuruluşlarının organizasyonuna katılmadı. İsrail karşısın da geri adım atan İHH Suriye de cihat ilan etmiş görünüyor. Hâlbuki İsrail mavimarmarada sekiz vatandaşımızı öldürmüştü. İsrail’e kuzu Suriye’ye direnişçi olan İHH nın her yerde iki yüzünü görmek mümkün.
Değil İHH, babamız da olsa Suriye deki halk adı altında Suriye deki teröristlerle bağlantı kurup yardım ediyorsa İslam düşmanıdır. Suriye yi yıkıp İsrail’i rahatlatmak isteyen herkes ister İslami görünümlü isterse gayrı İslamcı olsun düşmanımızdır.Laik Kemalist baas rejimin İHH ile gayet uyumlu çalıştığını da bu fotoğrafa eklerseniz nasıl bir yapı olduğu ortadadır. Değilse laik Kemalist baas rejiminin rahatsız olması lazım değil mi? Hak ile batıl yanyana gelmeyeceğine göre bu birlikteliği nasıl yorumlayacaksınız? İslam’ın hukuk sistemini kabul etmeyen bir rejim nasıl oluyor ki İslamcı görünen yardım derneğine göz yumuyor olabilir? Aklı ve mantık bunu alır mı?
Soruları çoğaltabiliriz fakat bir yardım derneğinin İslami kılıkla dolaşıp Müslümanları arkadanhançerlemesine ve Müslüman eliyle para toplayıp Müslümanı kendi eliyle vurmasına imanı, vicdanı, yüreği olan hiç kimse kanmaz kanmamalıdır. Halkımızın ne ümitlerle elindekini avucundakini verip mazlumların ümitlerini ve geleceklerini yok eden rejimden onaylı sonu “DER” ile bütün yapıların ne yaptıkları uyanık Müslümanlarca sorgulanmalıdır. Onlar para toplamasını bilir de bizler halk olarak sorgulama hakkımız yok mu? Kurtuluş savaşını halk verdi Atatürk gibi adamlar kaymağını yedi. İskilipli atıf hocalar suçsuz yere idam edildiler. Halk oy verdi her yere genel evi ve tekel büfesi açıldı, güvendik dedik yaptığımız yardımlar bize İsrail ve tetikçileri( ışid, nursa, el- kaide gibi..) aracılığı ile kurşun olarak geri döndü. Irak ,Suriye ve yemen de böyle olmadı mı? GDO ve hormonla sağlığımız tehdit edilirken neden ve niçin bizden gözükenlere inanalım? Her şey olup bittikten sonra mı ah vah edelim? Yaşadığımız acılar yetmedi mi?
Dolayısı ile holdinglerin yerine mantar gibi kurulan bu yardım derneklerinin gerçek çehresini tanımalıyız ve kanmamalıyız. Milletin kuyusunu kazarken Afrika da insanlariçin su kuyusu kazıyoruz diyenlere inanmamalıyız. Çünkü bunlar için Savaşlar bahane yardımlar şahanedir. Yardımı elimizden geldiğince Kuran’da belirtildiği gibi önce yakınlarımızdan vermeliyiz. Ve birebir yakınlarımıza komşularımıza yardım yaparak bu derneklerin oyununa gelmemeliyiz. Ki yaptığımız birebir yardımlar toplum da sevgi ve kaynaşmayı artıracaktır. Ben verdim nereye giderse gitsin mantığı sorumluluk taşıyan bir anlayış değildir. Yardım dernekleri ise buyardım işinede tersten başlıyor ve falan filan ülke de yardıma muhtaçlar var diyerek bizden almak istediği paranın miktarını büyütürken bir taraftan da yakınlarımızla aramıza setler çekmek istiyor. Yakına kör, uzağaaçıkgöz olan bu dernekler bir taraftan bizi bizden uzaklaştırırken diğer taraftan zenginliklerine zenginlik katarak asıl muhtaçlara değil dünya da İsrail hangi cephe de zor durum da ise oraya koşmaya devam ediyor. Örneğin Suriye de İHH gibi bir yardım derneğinin silahla ne işi olabilir? Aynı dernek Filistin’e çikolata göndermekle meşgul iken Suriye de İsrail cephesine her türlü yardımı yaparak Filistin’e uzanan tek köprü olan Suriye direniş cephesini zayıflatmak ve yok etmek istediği ortadır. Suriye de Anneleri, çocukları, yaşlıları acımasızca öldüren insanlık bozması vahşi canavarları bize mücahit diye suna İHH ya halen güvenebilir miyiz? Kadınları yeraltın da bir metrekarelik demirden kafeslere koyup her türlü işkenceyi yapan Işid ve türevleri olan el kaide, nusra, ahraruşam gibi yapılar Müslüman olabilir mi? Siz bu yapıların hiç İsrail de savaştığını duydunuz mu? Kim kimi kandırabilir?Yine diğer bir yönüyle gerek sosyal ve gerek sede psikolojik olarak bu yardım derneği adı altındaki kuruluşlar insanı insandan koparmak için siz bu yardım işini yapamazsınız diyerek, aldatma uzmanı olduklarından önce kendilerini güvenilir bir şekilde sunarak sonrasın da eğer yalanları, yolsuzlukları ve dolandırıcılıkları ortaya çıkınca da ikinci aşama olarak insanların hayallerini ve yardım ümitlerini bilerekten kırmışlardır. Böyle ce “yardım” dendiğin de insanların kafasında soru işareti bırakarak toplumda güven bunalımını da yine bilinçlice yapmışlardır.Nihayetinde Komşunun komşuya muhabbetini bitirmek istedikleri için İsrail’in içimizdeki projeleridirler. Toplumun birebir yardımlarını engelleyerek toplumun kaynaşmasını engelleyen bu yardım dernekleri hedeflerine her şekilde varmış oluyorlar.Söylediğimiz hususlara dikkat edip uyanık olmadıkça Müslümanlar bu yardım dernekleri ve holdingler aracılığı ile kendilerine kurşun sıkmaya ve kendi geleceklerini yok etmeye devam edeceklerdir. Yaşadığımız dünya sahnesinin Hak batıl savaşın da her türlü oyun, hile, desise, kurnazlık, yalan, riya ve düşmanın planlarına alet olmamak için uyanık, zinde, dakik, pratik bir zekâ, basiret ve feraset sahibi olarak Allaha sığınmaz isek niçin geri kaldığımızı anlamadığımız gibi kendi geleceğimizi debelirleyemeyiz. O yüzden içimiz deki düşmanın bize sızarak bizimle aynı din ve aynı dili konuşan, aynı yolda bir süre yürüyüp bir süre sonra ise “uhud da “olduğu gibi rotasını değiştirip psikolojik yenilgilerle bizi doğru yoldan dönmemizi ümit edebilse de biz bütün desiselere karşı uyanık olur isek Allah’ın yardımı ile düşmanın tuzağı boşa çıkacaktır. Tedbir bizim takdir Allah’ındır. Onlar istese de istemese de Allah nurunu tamamlayacaktır
islamic düşünceler