You need to enable JavaScript to run this app.

Skip to main content

Mezheplere bakış açımız nasıl olmalı?

Mezheplere bakış açımız nasıl olmalı?

هل أنا حقاً أنا ؟
RE: Mezheplere bakış açımız nasıl olmalı?
herkes döneminin müftüsünün mezhebinde neden olacakmış. birilerinin hatası neden doğru olacakmış. hiç kimsenin sözü hiç kimseye hüccet değildir. alimler arasında tahsise gidilmez dahası onların sözü hüccet değil ki onlardan birisini taklit etmek caiz olsun. herkes kitap ve sunnete başvurmak durumundadır. başvurmayı bilmiyorsa yalnız bir alime değil herhangi bir alime -delilini bilmek kaydıyla- tabii olmalıdır. eğer soran delilden anlamayan bir kimse ise ona güçlük yoktur.
Bunu ilk beğenen sen ol.
RE: Mezheplere bakış açımız nasıl olmalı?
Bu konuda bir yazı okumuştum.Paylaşayım burada kastedileni anlamanda faydası olabilir.

Bismillahirrrahmanirrahim,

Mezheplere ittiba meselesi çok dakik ve hassas bir mevzu olup günümüzde bu konuda ifrat ve tefritten uzak görüş belirten çok az kimse vardır. (zaten ilmin ortadan kalkıp cehaletin egemen olduğu günümüzde başta tevhid olmak üzere hangi mesele hakkında ifrat ve tefritten uzak vasat bir yol izleniyor ki bu meselede izlensin!) Bir tarafta mezhepleri adeta din haline getirmiş olan bir kesim; diğer tarafta da “delillere tabi olma sloganı” altında kendisini müçtehid payesine çıkartan ve bunu nasslardan kendi hevasına göre hüküm istinbat etmek için kalkan edinen başka bir kesim var. Özellikle bu ikinci grubta yer alan bir çok kimse de kendisini “selefi” olarak nitelendirmektedir. Ancak bu insanlar her nedense selefi davetin tarihteki öncüleri olan İbn Teymiye, İbn kayyım, Muhammed bin Abdilvehhab (rh.a) gibi imamların Hanbeli mezhebine mensup olduğunu unutmaktadırlar. Günümüzde ise selefilik adı altında Bir mezhebe mensub olmanın caiz olmadığı hatta şirk olduğu, alimleri rabb edinmek olduğu gibi fikirler neşredilmektedir. Bu insanlar delile tabi olma noktasında bu ismini saydığımız imamları geçtiklerini iddia ediyorlarsa diyecek bir şey yoktur! Halbuki –ilerde yapacağımız nakillerden de anlaşılacağı üzere- müçtehid durumunda olmayan birisinin alimlerden birisini taklid etmesi caiz, hatta yerine göre vaciptir. İlerde inşallah ilim elde etme usuluyle ilgili ayrıntılı bir çalışma neşredilecektir, bu söylediklerimizin tafsilatını oraya havale ediyoruz. Günümüzdeki itikadi problemlerin dahi bir çoğu bu konudaki usulsuzlukten kaynaklanmaktadır. İslam dininden zaruri olarak bilinen ve dinin aslını ilgilendiren açık meseleler haricindeki içtihadi meselelerde avama düşen herhangi bir alime ittiba etmektir.

İkinci bir nokta, birçok alime göre “avamın mezhebi olmaz. Avamın mezhebi müftüsünün mezhebidir” Ancak ilmin ve alimlerin ortadan kalktığı ve ilmin genelde kitaplardan öğrenilmeye çalışıldığı günümüzde birçok kimsenin “delile tabi olma adı altında” mezheplerdeki ruhsatları bir araya topladıkları da yaygın raslanan bir vakıadır. Burada tabi olunan şey delil değil, hevadır! Başlangıç seviyesindeki bir ilim talebesi önce belli bir mezhebe ait muhtasar bir kitabı hıfzedip, daha sonra delillerin tafsilatına iner. Tabi bundan önce tevhidi öğrenip amel eder! 1000 senedir uygulanan metod budur. Bu meselede söylenecek daha çok söz vardır ama şimdilik bu kadarıyla iktifa ediyoruz. Vesselamu ala men’ittebea’l huda.

İmam Muhyiddin En Nevevi (631-676 h/ 1233-1277 m) “Ravdatut Talibin” isimli kitabında şöyle demektedir:

وهل يجوز للعامِّي أن يتخيَّرَ ويقلِّدَ أيَّ مذهبٍ شاءَ، نُظر إن كان منتسبًا إلى مذهبٍ، بُني على وجهين، حَكاهما القاضي حُسين في أن العامِّيَّ هل له مذهبٌ أم لا ؟
أحدهما: لا، لأن المذهبَ لعارفِ الادلة، فعلى هذا له أن يستفتيَ مَن شاءَ، وأصحُّهما عند القفّال له مذهبٌ، فلا تجوز مخالفتُه. وإن لم يكنْ منتسبًا، بُني على وجهين، حَكاهما ابنُ بَرْهانٍ بفتْح الباء مِن أصحابنا في أن العاميَّ هل يلزَمه التقيُّد بمذهبٍ معيَّنٍ ؟ أحدهما: لا، فعلى هذا هل له أن يقلِّدَ من شاءَ أم يبحَثَ عن أسَدِّ المذاهب، فيقلِّدَ أهلَه وجهان، كالبحْث عن الأعلم.
والثاني وبه قطَع أبو الحسن إلْكِيا: يلزَمه. وهو جارٍ في كلِّ مَن لَم يبلُغْ رُتبةَ الاجتهاد مِن الفقهاء وأصحابِ سائرِ العلوم، لئلا يَتلقَّطَ رُخَصَ المذاهب بخلاف العصْر الاوَّل، ولم تكنْ مذاهب مدوَّنة، فيَتلقَّطَ رُخَصَها. فعلى هذا يلزَمه أن يختارَ مذهبًا يقلِّده في كلِّ شئ، وليس له التمَذهُب بمجرَّد التشهِّي، ولا بما وجدَ عليه أباه، هذا كلامُ الأَصحاب. والذي يقتضِيه الدليلُ أنه لا يلزَمه التمَذهُبُ بمذهبٍ، بل يَستفتي مَن شاءَ، أو مَن اتَّفقَ، لكنْ من غير تلقُّط للرُّخَص. ولعل من منَعه لم يثِقْ بعدم تلقُّطه. وإذا استَفتى وأَفتاه المفتي، فقال أبو المظفَّر السَّمْعاني: لا يلزَمه العملُ به إلا بإلزامه، قال: ويجوز أن يقال: يلزَمه إذا أخَذ في العمل به، وقيل: يلزَمه إذا وقَع في نفسه صحتُه، قال: وهذا أولى الأوْجُه


“Avamın istediği mezhebi seçip taklid etmesi caiz midir?

Bakılır... Eğer bir mezhebe bağlıysa bu iki görüş üzerine bina edilir. Bu görüşlerin ikisini de el Kadi Huseyn “Avamın mezhebi var mı dır yok mudur?” meselesinde zikr etmektedir. Şöyle ki:

Birinci görüş : Avamın mezhebi yokdur. Çünkü, mezheb delilleri bilenler içindir. Buna binaen kişi istediği (alimden) fetva alabilir.

Bu iki görüşden El Kaffal katında daha sahih olanına göre avamın mezhebi vardır ve onun bu mezhebe muhalefet etmesi caiz değildir.

Yok eğer bir mezhebe bağlı değilse bu da iki görüş üzerine bina edilir. Bu iki görüşü ashabımızdan İbn Barhan “Avamın muayyen bir mezhebi taklid etmesi gereklidir mi?” meselesinde zikr etmektedir:

Birinci görüş : Gerekli değildir. Bundan sonra o istediği kişiyi taklid edebilir mi? Yoksa mezheblerin en doğrusunu aramalı ve o mezheblerin ehlini taklid etmelidirmi? Bu sualin cevabında da iki görüş vardır. En iyi bileni araştırmak gibi...

İkinci görüş : Bu görüş Ebul Hasen Elkiyanın (El Herrasi) kati olarak bildirdiği görüşdür . Buna göre onun muayyen bir mezhebi taklid etmesi gereklidir.

İlk asırdan farklı olarak, bu fakihlerden ve diger ilim ehlinden ictihad rütbesine ulaşmamış herkes üzerinde caridir/geçerlidir. İlk asırde sistemleşdirilmiş mezhebler yoktu ki, onlardan ruhsat hükümlerini alsın.
Bu sebeble onun, her hükümde taklid edeceği bir mezheb seçmesi lazımdır ve mücerred olarak sadece hoşuna gitdiği için veya ataları o mezhebe bağlı olduğu için bir mezhebe bağlanmamalıdır. Bunlar (Şafi mezhebinden olan) ashabın sözleridir.

Delilin gereği ise onun bir mezhebe bağlanma lüzumunun olmadığıdır. Aksine istediği (alimden) veya ulaşabildiğinden fetva alır. Lakin, bunu yaparken mezheblerden sadece ruhsatları toplamamalıdır!
Sanırım buna cevaz vermeyenlerin tavrı, insanların kasıtlı bir şekilde ruhsatları arama¬ları endişesinden kaynaklanıyor. Fetva istediği zaman müftü ona fetva verirse bununla amel etmesi gerekir denebilir.
Ebu Muzaffer Es Semani dedi: O görüşle/mezheble amel etmeyi kendisine şart kılmadıkça amel etmesi gerekli değildir. Dedi ki: şöyle denilmesi caizdir: o görüşle/mezheble amel etmeyi kendisine şart kılarsa amel etmesi gereklidir. Şöyle de denilmişdir: Kendi nefsinde bu görüşün doğruluğuna inanırsa o zaman amel etmesi gereklidir.

Dedi ki: bu görüşlerin en evla olanıdır ...” (Muhyiddin En Nevevi, Ravdatut Talibin, 8/101, Darul Kutub’il İlmiyye)

İmam Nevevi’nin sözlerinden anlaşıldığı kadarıyla; evvela dört mezhebten birisine tabi olup her meselede ona uymak vacib midir, değil midir meselesi müteahhirun nezdinde ihtilaflı bir meseledir. Sahih olan bunun vacib olmadığıdır. Ancak avamdan olan (yani çok bilgili hatta fakih dahi olsa içtihad mertebesine ulaşmamış olan) kişi ister bir mezhebe tabi olsun, ister olmasın mutlaka riayet etmesi gereken hususlar vardır. Onlar da özetle;
-Her mezhebin en kolay görüşlerini bulup onlarla amel etmeye kalkmamalıdır.
-En önemlisi de mutlaka bir müçtehide ittiba etmelidir. Yaptığı her amel mutlaka bir müçtehidin kavline dayanmalıdır. Yani Kuran ve Sünnetten kendi re’yiyle çıkarttığı bir hükme dayanmamalıdır.
Bunu ilk beğenen sen ol.
Son Düzenleme: 03-11-2013, Saat:04:50 PM, Düzenleyen: Haifa As-Sudani.
RE: Mezheplere bakış açımız nasıl olmalı?
Sen o seviyede isen bilemem.Ben oyle düşünmüyorum..Elimizde her konuda 1 hadis yok ki?
Misal: "Sizden kim sabah namazının sünnetini kılarsa sağ tarafına uzansın!.."
Burada emir var emir vucubiyeti gerektirir.İbn Hazm buna dayanıp gerekli olduğunu söylemiş.Şimdi bize bu hadis ulaştı diye yapmayan kimse emri terk etti haram işledi mi diyeceğiz? Biri çıkar hadis açık ben boyle anlıyorum der.
Oysa mesele boyle değildir..

Herkes kafasına göre bir hadis bir ayet alır müçtehitliğe soyunur ortalık neye doner biliyor musun?
Bunu ilk beğenen sen ol.
Son Düzenleme: 03-11-2013, Saat:09:57 PM, Düzenleyen: Haifa As-Sudani.
General
RE: Mezheplere bakış açımız nasıl olmalı?
bu dediğiniz durum din hakkında söz söyleme yetkisinin sınırlanması gereken bir ruhbanlık anlayışına götürüyor, farkında mısınız? bunun üstünden nasıl gelinecek?
Irkçılık ideolojik bir düşünce değil, aksine psikolojik bir hastalıktır.(Şehid İnşaAllah Malcolm x-Malik El Şahbaz)

Sizi rahatsız etmeye geldim!
Bunu ilk beğenen sen ol.

İçerik sağlayıcı paylaşım sitesi olarak hizmet veren İslami Forum sitemizde 5651 sayılı kanunun 8. maddesine ve T.C.K'nın 125. maddesine göre tüm üyelerimiz yaptıkları paylaşımlardan kendileri sorumludur. Sitemiz hakkında yapılacak tüm hukuksal şikayetleri bağlantısından bize ulaşıldıktan en geç 3 (üç) gün içerisinde ilgili kanunlar ve yönetmenlikler çerçevesinde tarafımızca incelenerek, gereken işlemler yapılacak ve site yöneticilerimiz tarafından bilgi verilecektir.