Mevlevi ayıp görmemeye, göstermemeye borçludur. Bu yüzden kahvesini yahut çayını içince, kirli fincanını öperek yanında bir yere gizler. Kadehleri toplayan gelince, oturan cana baş keser, o da sol eli ile fincanın üstünü örter, fincanla görüşüp hizmet edene sunar. Hizmet eden de aynı şekilde, aynı eliyle fincanın üstünü örterek ve görüşerek alır götürür.
Herhangi bir kitabı okumak üzere alınca kitapla görüşür, işi bitince görüşerek hafifçe yerine bırakır. Tesbihi görüşerek alır, çektikten sonra yine görüşerek usulca yerine kor. Mendil, para vs. gibi öpülmesi mahzurlu şey istenirse onu verirken de öpüyormuş gibi ağzına götürür ve kendi şehadet parmağını öperek verir; aynı şekilde alır.
Görüşme, mevlevilerin birbirlerinin ellerini aynı zamanda öpmelerine denir. İki can karşılaştıklarında birisi, iki eliyle onun sağ elini tutar; o da iki eliyle karşısındakinin sağ elini kavrar, birbirlerine hafifçe eğilirler, baş parmaklar ya ellerin üstünde kalır, yahut eller, içleri birbirine temas edecek şekilde düz tutulur; birbirlerinin ellerini aynı zamanda öperler. Yaş, bilgi, makam farkı itibara alınmaksızın iki can eş ve eşit bir anlayış içerisinde görüşür, birbirlerine esenlik dilerler.
Mevlevilerde, şeyh ve halifelerle de böyle görüşülür. Mevlevilikte insan unsuru önde gelir; şan, şöhret, makam, mevki gibi sıfatlar arızi, gelip geçici şeylerdir; aslolan insandır, insandaki özdür, cevherdir.
Mevlevi Usul ve Adabı, H. Hüseyin Top, Ötüken yay. Shf: 49
)