Allah'ım bu kadar sevgi ile, bu kadar merhametle beraber yine de bana şiddet ve hiddet gösteriyorsun, fakat ne olursa olsun ben sana gönül vermiş değil miyim?
Sen'i görebilmemiz için bütün bu can şişelerini kırıp durmadasın. Bütün bu kırılmalar, dökülmeler, Sen'in, 'Beni göremezsin.' sözünden ötürü değil midir?
Dünya evi deprem içinde sarsılıp duruyor. Çünkü evden eşya taşınıyor, ötelere göç var.
Yüz binlerce hasta, Sen'in aşkından ağlayıp inlemede. Sen de çok iyi bilirsin, onlar Sen'siz yaşayamazlar!
Dünya gece gibidir. Sen ise bir güneşsin. Halk bütün suretten, şekilden, tenden ibaret. Sen ise cansın.
İnsanlar kazanca, isteklere düşmüşler, didinip duruyorlar, candan gafletteler. Fakat can yerinden oynayınca, yani ölüm gelince feryad ve figana başlarlar. Can gidince, hayat güneşi tutulunca ne geçim kalır, ne neşe. İnsan sağken, hayatta iken kimse canı aklına getirmez. Fakat can gizlenince eyvahlar olsun, neler olur neler!
Ey meclisin neşesi; parlaklığı, ey pazarın canı, hayatı! Ey evin de dükkanın da tatlılığı, lezzeti; sus! Çünkü söz ortada duran manalar denizine bir perdedir.