Namaza tekbirle girmek; “İlahi, biz Senin huzurunda kurban olduk!” demektir.
Tekbir getirerek kurban kesildiği gibi, tekbirle namaza başlamak da, “Allah’ım canımız Sana feda olsun!” anlamındadır.
Namazda kıyama durmak; Allah’ın huzurunda kıyametteki muhasebeyi hatırlatır.
Kul, biraz sonraki hakkıyla yerine getiremediği kulluğundan ve işlediği günahlardan dolayı, utancından ayakta durmaya dermanı kalmaz, rükuya eğilir.
Başı rükuda iken; “Hakk’ın suallerine cevap ver” diye ilahi ferman gelir.
Kul, rükudan başını mahcup olarak kaldırır. Ayakta duramaz, yüzüstü secdeye kapanır.
Tekrar ona, “Secdeden başını kaldır! Yapmış olduklarından haber ver” diye ferman gelir.
O, yine mahcup bir halde başını kaldırsa da, tekrar yüzüstü kapanır.
O ağır yükün tesirinden dizleri üstüne çöker.
Sağa selam verir; Peygamberler ve melekler tarafına bakar, onlardan şefaat talep eder.
Onlar şöyle derler: “Çare ve yardım günü geçti. Çaresi ancak dünyada olabilir. Orada salih amellerde bulunmadınız, o günler getti.”
Sola selam verir; akraba ve yakınlarının tarafına bakar. Onlardan da bir fayda göremez.
Herkesten ümidini kesince, dua için iki elini kaldırır.
“Ya Rabbim, herkesten ümidimi kestim. Kuluna sığınak ancak Sensin. Senin rahmet ve mağfiretine sınır yoktur” der.