Kendi düşenin ağlamaya hakkı yoktur.
Din istismarı yapılıyormuş… Din istismarı yapılıyor da, dinsizlik istismarı yapılmıyor mu?
Birileri Türkiye’yi 1925 ile 1945 yılları arasına geri götürmek istiyor. O yirmi sene onların altın çağıdır. İnsanların inançlarından, fikirlerinden, görüşlerinden dolayı apar topar asıldığı terör ve zulüm altın çağı.
Toplu katliamların yapıldığı altın çağ.
Şapka yüzünden nice vatandaşın idam edildiği, olağanüstü mahkemelerde süründürüldüğü, zindanlarda çürütüldüğü altın çağ.
Ezan okumanın yasak olduğu altın çağ.
Onların altın çağı, Müslüman çoğunluk için karanlık ve kanlı çağdır.
O günlerde memleketi kasıp kavuran acımasız bir diktatörlük vardı.
Peygamberimiz (Salat ve selam olsun ona) haber veriyor: Bir toplum ne halde ise öyle idare olunur, buyuruyor.
Biz ne halde isek, seçimlerden sonra başımıza bize layık idare gelecektir.
İyi isek iyi, doğru isek doğru, güzel isek güzel bir idare.
Vatandaş seçim günü sandığa git ve oyunu at. Ya Mevlanın rızası için, ya belanı bulmak için.
Mehmet Şevket Eygi