"Nasıl davranırsan, öyle karşılık görürsün."
Yaptığın yanına kar kalacak öyle mi? Hiç sanmıyorum. Yaptığın zulüm, uzun dilin, büktüğün dudak, kendine yaptığın bir bedduadır.
Çalma kapıyı, çalarlar kapını. Sen hor görme ki, bir gün sen de hor görülme. Sen namusa dil uzatma ki, namusuna dil uzatılmasın. Zavallı duygulara ihanet etme ki, ihanete uğrama. Zulümle mal edinme ki, zalimin iştahını kabartma. Rüzgâr eken fırtına biçer.
Yanlışlarımız kaderin adaletine davetiyedir. Yani: Ya Rabbi, ben bu yanlışı yapıyorum, cezasını istediğin gibi ver, demektir. Başımıza gelen musibetler Allah’ın adaletidir. Gizli günahlarımızın karşılığıdır. ( Cezası ertelenenler kısmen dünyada mutlu olabilir.)
Hulasa: Attan inip, eşeğe binmek zordur. Atalarımız ‘’ Yedisinde kınadığın yetmişinde başına gelir.’’ Demiş. Kınadığımız şey Allah’ın işidir. Bir imtihanıdır. Kınamak ise ben imtihan edilse idim kazanırdım demek gibi bir şey. İmtihan edilince hiçte öyle olmadığı görülür. Yanlışın faturası mutlaka tahsil edilir.
Bir adam vardı. Kayın pederini ve kayın validesini hiç sevmezdi. Öyle ki; öldüler gittiler, evlerine çıkmadı. Hâlbuki onların suçu neydi? Kötü mü etmişlerdi? Fidan gibi kızlarını yetiştirip vermişlerdi. Gün geldi kayın validesi vefat etti. Camiye gelip, yıllarca üzdüğü kayın validesinin cenaze merasimine katıldı. Beşer zulüm eder, kader adalet eder, adalette etti. Nasıl mı?
Gel zaman git zaman bu adamın öz oğlu kendisine düşman oldu. Baba merhamet ettikçe oğul daha beter düşman oldu. Öyle ki; bayramlarda bile gelmez oldu. Kırdığı kalplerin cezasını, çok ağır ödüyordu. Mahzun gönüllerin ahı, öz evladı eliyle ödetiliyordu. Ne ile karşılaşmak istersen, öyle yaşa, öyle davran.
Allah, babasına asi olup da geleceğini karartmak için kendine beddua eden bu evlat gibi olmaktan bizleri korusun.
..teşkler emeğine sağlık çok güzel paylaşım..