Hırsızlığın, sarhoşun, tecâvüzün ve zînânın bulunmadığı, yüksek ahlâkın geçerli bulunduğu bir medeniyetten koparılıp getirilen halkımız, karşılarında yeryüzünün en düşük ahlâklı ülkesini buldular. Fâhişeler, câniler ve diğer suçlular tarafından yurt edinilip onlar tarafından yönetilen bu ülkede, kendi tabiatlerine uygun bir toplum meydana getirmeye çalışan halkımız, sonunda tahammül edemeyip isyan etti. Boğazımıza taktıkları zincirlerle bizi buraya getirenler ise, her seferinde hikâyeye başvurdular. Spears'ın "Köle Ticareti" adlı kitabında bütün bunlar anlatılıyor. Burada belirtildiğine göre köle ticâretine ilk başlayanlardan biri, John Hawkings adlı bir İngiliz'di. Ve onun gemisinin ismi de "İsa" idi. Yani bizi buraya getirmek, (köleleştirmek,) ve burada tutmak için "İsa" kullanıldı.
Halkımız, buraya getirildiğinde; uğradıkları zulüm ve işkencelere isyan edip geri dönmek istemiş ve kendilerini getiren gemiyi gözlemeye başlamışlardı. Kölelerin bu yüzden sık sık söyledikleri eski bir ilâhîleri vardı: "İsa'ya doğru koşalım, yurdumuza doğru koşalım." Bu ilâhideki İsa, Afrika kıtasından kölelerin getirildiği geminin adıydı. Eski köleler, bu gemiye tekrar binip Afrika'daki yurtlarına yeniden dönebilmenin hayâlini kurmaktaydılar. Fakat bugün beyni yıkanmış bazı zavallı zenciler veya gerçek köleler, kilise sıralarına oturup hâlâ; "İsa'ya koşalım." ilâhisini söylemekteler. Bu ilâhiyi dilinden düşürmeyen zencileri şimdi alıp Afrika'ya götürmeye kalksanız, korkudan ölüp ölüp dirilirler. Bu da zihinlerin nasıl bozulup karmakarışık hâle getirildiğini çok iyi göstermektedir.
Malcolm X