Makamların çokluğu niceliğe değil, insan fıtratının kelimelerine işaret eder. Nasıl ki kırlangıç çamurdan ve tükürerek yaparsa yuvasını, nasıl ki kumrular gergef işlerse nazik gagalarıyla, nasıl ki keklikler sıcak bir yuva arayışındaysa hiç durmaksızın ve nasıl ki bir tür diğer bir türün kullanmazsa yuvasını… Makamların da kapıları ancak ehline açıktır. Kimi açık olan kapıyı görür, kimi ise göremez. Mertebeye talip olmak ise, kişiyi makamın zenginliklerinden mahrum bırakabilir.
Dergâhta da mana yolu farklı değildir. Post, makamın adıysa; dergâh kapısından geçmek de, dergah sofrasında kaşığı sallamak da yol almaktır asılda. Hiçbir makam hor görmez diğerini. Her birinin lezzetleri başka başkadır. Kimi bahşedilen nimetler karşısında bülbül olur şakır, kimi baykuş olur gecelerde ki o da bir nevi şakımaktır.
Bu gök kubbe altında sanılmasın ki her canlı uyur. Birileri uyurken ayaktadır başka birileri. Gecenin öyle koyu ve deruni bir hareketi vardır ki ehline maruftur. Başlı başına gece de bir makamdır. Nur gecede belirir. Ziya gecede kıymetlenir. ALLAH’ın nuruyla bakan göz, semadan sürekli inen meleklerden direklere gece şahit olur. Gece bir nimettir, bir ihsan… Gece bir aşktır, bir imtihan.
Kurşuni kubbenin altında demlenen makamlar vardır. Bir peşrevin vakarını, bir saz semâisi kıvraklığını taşırlar. Bu zirve yolunda söze hacet yoktur. İcralarında dudaklar hiç kıpırdamaz. Kimi zaman secdede, kimi zaman halvette, nice zamanda Efendi Hazretleri’nin himayesindedir onlar.
Bu makamların mekânı çilehaneler değildir. Onlar en ulvi değerlerin huşu içinde yaşandığı, lâ-mekân ehlinin arşında kâimdirler. Onlar Hazreti Pir’in teyakkuz halinin yansıması olan bir çift gözyaşında barınırlar.
Bu mertebenin sakinleri, vaktin her bir lisanını kullanarak; kelamın kelimeye döndüğü semaya, mutriphanede eşlik ederler. Semanın nirengi noktasında yer alan yürük semaiye gelindiğinde ise, artık bütün enstrümanlar susmuş ve ayda saklanan güneş misali, dem halini alan makam, âdemoğlunda temsil rengine bürünmüştür.
Bazı ruhlar bilirler makamlarını. Onlara bildirilir, haber verilir. Haber beraberinde mükellefiyet getirir. Âdemoğlunun seyri gariptir âlemde. Her dış içe yansır da, her iç dışa yansımaz genellikle…
Kurşuni kubbenin altında demlenen makamlar vardır. Makam makamdan evlâ, dem demden âlâdır. Her makamın ehli gelip geçicidir, kâmillik beldesinin sultanı ise tektir vesselam.alıntı
![[Resim: 1871qt9.gif]](http://img67.imageshack.us/img67/9378/1871qt9.gif)