Başka bir ayet-i kerimede şöyle buyrulmuştur:
“(İnkarcı) İnsan, ‘Ben öldükten sonra bir daha dirileceğim ha!' der. Bu insan hatırlamıyormu ki, daha öncede hiçbir şey değilken biz onu yaratıp ortaya çıkardık. Rabbine yemin olsun, biz inkarcıları da, şeytanları da haşredeceğiz (diriltip mahşerde toplayacağız).” (Meryem; 66-68)
Haşir, dağınık olan şeyleri toplayıp bir araya getirmektir. Mahşer ise, bunların toplandığı yerdir. Allah-u Zülcelal sûr'a son kez üfürülmesinden sonra bütün canlıları diriltip bir geniş meydanda toplar. Bu toplananlar birbirlerine karışırlar. Haşir meydanı dümdüz bir yerdir. Haşir yeri dümdüz ve ağaçsız olduğu için hiç kimsenin bir deliğe girip kendisini gizlemesi veya bir gölgeye sığınıp dinlenmesi mümkün değildir. O gün sadece iyi amellerin gölgesi vardır.
İnsanlardan kötü olanların ve iyi olanların mahşere giderlerken görecekleri mükafat ve ceza hakkında Muaz b. Cebel (R.A) şu hadis-i şerifi rivayet eder: Ben Hz. Peygamber (S.A.V)'e:
“Sûr'a üfürüldüğü o gün (Mezarlardan kalkıp mahşere) bölük bölük gelirsiniz.” (Nebe; 18)
mealindeki ayetten sordum.
Akabinde Hz. Peygamber (S.A.V)'in mübarek gözlerinden yaş dökülüverdi ve şöyle buyurdu:
“Ey Muaz! Çok büyük bir işten soruyorsun. (O gün) ümmetim on iki fırka olarak haşrolunur: O gün ümmet on iki fırka olarak haşrolunur:
Birinci fırka:
Kabirlerinden elleri ve ayakları olmadan çıkar ve böyle mahşere sevkolunurlar. Allah-u Teala tarafından bir münadi şöyle nidâ da bulunur: 'Bunlar dünyada iken komşularına eziyet eden kimselerdir. Bu onların cezalarıdır. Gidecekleri yerde cehennemdir.'
İkinci fırka:
Kabirlerinden yabani hayvan şeklinde çıkarlar. Münadi bunların hakkında şöyle der: Bunlar dünyada iken onlar namazlarından gafildirler. (Maun; 5) gafletlerinden namaza aldırış etmeyenlerdir. İşte bu, onların cezalarıdır, gidecekleri yerde cehennemdir.
Üçüncü fırka:
Kabirlerinden, karınları yılanlarla dolu olduğu için şişmiş olarak çıkarlar. Bunlar içinde münadi şöyle nida eder: 'Bunlar kendilerine farz kılınan zekatları vermeyenlerdir. Bu, onlara verilen cezadır. Gidecekleri yerde cehennemdir.'
Dördüncü fırka:
Ağızlarından kan aktığı halde kabirlerinden çıkarlar ve bunların bağırsaklarıda yerde sürünür. Bunlar hakkında münadi şöyle der: 'Bunlar alışverişte yalan konuşan kimselerdir. Bu onların cezalarıdır. Gidecek oldukları yerde cehennemdir.'
Beşinci fırka:
Kabirlerinden çıktıkları vakit insanlar arasında çürümüş leşten daha kötü bir koku yayarlar. Bunlar hakkında bir münadi şöyle der: 'Bunlar günah işlerken, insanlardan korktukları için onlardan gizlerlerdi. Fakat Allah'tan korkmazlardı. Halbuki Allah onları görüyor ve ne yaptıklarını biliyordu. Bu onların cezasıdır. Gidecekleri yer ise cehennemdir.'
Altıncı fırka:
Kabirlerinden boğazları kesilmiş olarak çıkarlar. bunlar hakkında münadi şöyle der: Bunlar dünyada iken yalan yere şahitlik yapan kimselerdi. İşte cezaları budur. Gidecekleri yerde cehennemdir.
Yedinci fırka:
Cinsi organlarından irin aktığı halde kabirlerinden çıkarlar. Münadi onlar hakkında şöyle nida eder: 'Bunlar dünyada iken zina yaparlardı. Tevbe etmediler. İşte onların cezaları budur. Gidecek oldukları yerde cehennemdir.'
Sekizinci fırka:
Kabirlerinden çıkıp mahşere sevkolunurken dilleri bulunmaz ve ağızlarından kan ve irin akar. Bunlar hakkında münadi şöyle der: 'Bunlar şahadeti men edenlerdir. Bunlar yaptıkları bu günahtan tevbe etmeden öldüler. İşte bu onların cezasıdır. Gidecekleri yerde cehennemdir.'
Dokuzuncu Fırka:
Kabirlerinden yüzleri simsiyah, gözleri gök renkli, karınları da ateş dolu olarak çıkarlar. Münadi bunlar hakkında şöyle seslenir: 'Bunlar dünyada haksız olarak yetimlerin mallarını yiyenlerdir. Bunlar tevbe etmeden öldüler. İşte bu onların cezalarıdır. Gidecekleri yerde cehennemdir.'
Onuncu fırka:
Kabirlerinden cüzzam hastalığına tutularak çıkarlar. Bunlar hakkında münadi şöyle der: 'Bunlar ana ve babasına isyan eden kimselerdir. Bu onların cezasıdır. Gidecekleri yerde cehennemdir.'
Onbirinci fırka:
Baş ve kalp gözleri kör olarak, dişleri öküz boynuzu gibi, dudakları göğüslerine düşmüş, dilleri ise karınlarına sarkmış olarak kabirlerinden çıkarlar. Bunlar hakkında münadi şöyle der: 'Bunlar dünyada iken içki içenlerdir. Bunlar yaptıkları günahtan tevbe etmeden öldüler. Bu onların cezasıdır. Gidecekleri yerde cehennemdir.'
Onikinci fırka:
Kabirlerinden çıkıp ayın on dördü gibi parlarlar. Bunlar mahşere başlarında tac, üzerlerinde hülleleri, önlerinde ise bir nur olarak sevkolunurlar. Bunlar Sırat Köprüsü'nden şimşek gibi geçerler. Bunlar hakkında bir münadi şöyle der: Bunlar dünyada iken salih amellerde bulunurlardı. Kötülüğü nehyederlerdi. Beş vakit namazlarını vaktinde kılarlar, cemaate devam ederlerdi. Bunlar salih, abid ve sabırlı kimselerdi. Yapmış oldukları küçük günahlardan tevbe ederek ahirete göçtüler. İşte bu onların mükafatıdır. Gidecek oldukları yerde cennettir. (Kadı Beydavi)
Bir geceliğine değiş tokuş etseydik yüreğimizi,
Taşıyabilir miydin acaba bendeki seni!..