"HİKMETULLAH VE MARİFETULLAH"
"ALLAH 'ın rızkından yeyiniz" hitabını mideye giden rızık sanıyoruz. Lütfu-ilâhi tecellîsi ile bakalım ki, manevî rızık hikmetullah ve marifetullah 'tır.
Hazret-i ALLAH Sure-i Yusuf 'ta buyuruyor ki:
"Biz Yusuf 'a rüyanın tabirini öğrettik. Ona hikmet verdik. Biz dilediğimize hikmet veririz. Hikmet verdiklerimize de çok çok rahmetimizi ihsan ederiz."
"Hikmet mü'minin kayıp malıdır; nerede bulursa alsın".
Dikkat edersek "mü'minin" diyor Cenab-ı Peygamber Efendimiz; "müslimin" demiyor.
Müslim "lâ ilâhe illallah" diyendir!..
Mü'min o telaffuzun manasını bilerek yaşayandır..
"Habîbim, o bedevîlere söyle: 'İman ettik' demesinler, 'İslam 'a girdik' desinler."
İşte bu manadan çok kişileri soyutladık. Bedevîliğe kaydırdık.
Diğer ümmetlerin de îman zafiyetinden dolayı düştükleri hata ve günahlara ümmet olarak bizler de usul ve adetmiş gibi nasıl düştük? Maddede zuhur eden mana gerçeklerinden nasıl uzaklaştık? Niçin geçmişte yaşanan hatalardan ibret alamadık?
Geçmiş ümmetlerin cümlesini küfürde göstermekle müteselli olduğumuzu zannettik. ALLAH 'a îman etmiş, peygamberinin getirdiği emr-i ilahîye, şeriata tabi olmuş, dîn-i İslam 'la şeref-yab olmuş, ALLAH 'ın îmanlı kullarına, bilmeden haksızlık ettik.
ALLAH kelamı Hazret-i Kuran 'ın bazı ayetlerinin manasını da bu çarpık düşüncemize göre ayarladık. Hazret-i ALLAH 'ın hiçbir kulunu ve elçilerinin ümmetlerini ayırmadan, rahmeti ile ihya ettiğini anlayamadık.
Gazabı ilahîyi celp ettik.
Lütuf ve ihsan olan her türlü güzelliklerden nasibimizi yeteri kadar alamadığımız gibi, geri kaldık! Hazret-i Kuran 'da, yer ve gökteki ayetlerde bariz manası görülen gerçekleri de umursamadık.
ALLAH 'ın bariz yasakları dışında cümle güzellikler dîn-i İslam 'ındır. "İslam'dan başka din yoktur" hitabını iyi anlayalım.
Peygamberimiz Efendimiz'in getirdiği mekarim-i ahlakı yaşamak, küllü rahmet-i ilahîdir.
Cümle peygamber efendilerimizin tebliğ eylediği, İslamiyet 'tir.
İslam ise semavî tek dindir. Başka din yoktur.
"Size din olarak İslam 'ı seçtim", "size dîninizi tamamladım" hitabı bir cemiyete, bir ferde mahsus özellik taşımaz; umumidir. Bunu da yanlış anladık ve yanlış anlattık.
"İslam bize özel verildi" zannettik. Hala aynı enaniyeti taşıyoruz. O hakka dair menkıbeler uydurduk. Hala manadan uzak zevkle tabir caiz ise yaşıyoruz.
Mevla 'mız affetsin.
Hz. ALLAH 'ın kullarının aczi, malumu,
merhamet-i ilahiye müsamahalı,
rahmeti sonsuz.
Samîmi kullarında samîmiyetine binaen her an tecellîsini görebiliyor isek, kulluğumuzun zevkini alırız. Ama o zevkini başkalarının felaketi ve manevî enkazı üzerine kuruyormuş gibi tutumumuzdan dolayı Hazret-i ALLAH a yakınlık duymamızın adalet dışı olduğunu iyi bilelim.
Hakîkat dışına çıkışımızın birinci nedeni işte budur!...