“Köpek leşi gibi uyuyor dünya: yok, yok öyle değil…
Köpek leşi, kokusu yönünden iğrenç yoksa ölmüş bir köpekte kırılmış bir çocuk oyuncağının hüznünden başka, tatsız ne vardır?
Koku cihetinden öyle bu dünya.
Pis bir şehir bu.
Alabildiğine pis dünya:
bir gezmemiş kanepe, sümük sürülmemiş, tükürülmemiş, balgam atılmamış hiçbir yeri yok. Yakamızdaki kir, fabrika dumanından değil, pislikten, tozdan, mikroptan.
Bu şehir laubaliliğin, kötülüğün, ikiyüzlülüğün kaynaştığı bir dünya.
İyi insanlar yok mu?
Dolu.
Ama nasıl çekilmişler, nasıl ürkmüşler, nasıl kapanmışlar bir yere?
Neredeler?
Bu dünyada düşünülemez.
Düşünmek iyi değil, sıhhate muzurdur.
Allah’ı bile düşünemezsin.
Düşündün müydü karşına onun namına iğrenç mecmualar,
nefesleri yırtık para kokan şairler,
ölü bekleyen imamlar çıkar.
Avaidini isterler”.