İnsanların ve özellikle mü'minlerin kusurlarını araştırmaktan zevk almak müslüman ahlakına aykırıdır.
Bu ahlak kimde varsa o kimse şeytana yoldaş olmaktan korkmalı.
Rasulullah (s.a.v.) Efendimiz buyurmuş ki:
“Kim dünyada bir müslümanın kusurunu örterse, Allah da dünya ve ahirette onun kusurunu örter. Kim de bir müslüman kardeşinin gizli kalması gereken hallerini ortaya çıkarıp yayarsa, Allah da onun gizli ayıp hallerini ortaya çıkarır, onu evinde de olsa rezil eder.”
(Ali el-Müttakî, Kenzü’l-Ummâl, 3/248., nr. 6381)
İmam Gazali (k.s.) kusur arama hastalığına düşenlere manevi bir reçete olarak şu tavsiyede bulunur:
“Kardeşini kınayıp ayıplamaktan kurtulmanın yolu insanın kendi halini düşünmesidir. Sen kardeşinde bir kusur gördüğün zaman, onu suçlamadan önce kendinde her gün gördüğün ve bir türlü terk edemediğin kusurlarını düşün. Kendi nefsini ıslah edemediğin gibi, kardeşini de mazur gör. Bir kusuru ile onu kötülemeye kalkma. Kusursuz insan nerede?
Sen Allah Teala’ya karşı kusur içindeyken, başkasının sana karşı işlediği kusuru da çok görme. Çünkü senin ondaki hakkın Allah Teala’nın senin üzerindeki hakkından daha büyük değildir.''
Abdullah b. Mübarek (k.s.) hazretleri de demiş ki: “Mümin daima mazeretleri kabul eder. Münafık ise hep kusurlara göz diker. Daima kusur arayan kimse öyle bir şer içindedir ki, ondan Allah’a sığınmak gerekir.”