You need to enable JavaScript to run this app.

Skip to main content

Kuşatılmış Hayat Melodramları

Kuşatılmış Hayat Melodramları

((Meksikalı))
Kuşatılmış Hayat Melodramları
Artık karşılaştığımız insanların çoğu kilo verdiğimizi veya aldığımızı söyleyerek konuşmaya başlıyor. Uzun süredir görüşmemiş olsak da konuşma bu sözlerle başlıyor nedense. Oysa onca zamandan sonraki ilk karşılaşmamızda daha derin cümleler kurarak sohbete başlamamız gerekmez mi?

Gözlerimizin içine bakıp, oralarda, daha derinlerde yer tutan bir duyguyu anlamak, kilo alınıp alınmadığını anlamaktan daha zor. “Birbirimizin içine bakabilmek” yetisini kaybettik. Bu yüzden de bir bakıştan anlaşılabilecek özelliklerimizle başlıyoruz konuşmaya.

Peki bir dostu sokaktaki herhangi bir insandan ayırt eden şey nedir?

**

Babam evde yoksa, okula giderken mahallemizdeki bakkalımızdan harçlık alabileceğimizi biliyorduk. Şimdi “bir çocuğun marketten harçlık isteyebilmesi” fikrine ne kadar uzak duruyorsak, hayat o kadar acımasız ve mekanik bir hale dönmüş demektir.

Bakkal, komşu, mahallenin delikanlısı, pencere önü teyzeleri…

Bütün bunlar katı kuşatmanın içinde açılan delikler olarak hayatımızı kolaylaştırıyordu. Şimdi nefes alacak küçücük bir aralık bile kalmadı.

Bu kuşatmanın sonunda, ruhlarımızı işgalden korumanın bir yolu yok gibi!

Kapitalizm, insanların birbirlerine merhamet duymasını engelleyebilmek için yüzyüze iletişim yerine kurumsal kimliklerin iletişimini önceler.

Merhamet, modern ekonomik ilişkilerde en büyük günahlardan biridir. Bir hesap hatasından veya stratejik yanlışlardan geri dönmek mümkündür. Oysa merhamet geri dönülemez bir zaaf olarak algılanır.

Bir yoksulun yüzüne bakan insanda küçücük bir vicdan kırıntısı bile varsa, o yoksula yardım etmek ihtiyacı doğar. Oysa bir markete herhangi bir şirkete girdiğinizde insanlarla değil, soyut bir kurum kimliğiyle muhatap olursunuz.

“Sonra öderim” sözünü duymayalı ne kadar uzun zaman oldu…

Kapitalizm yüzyüze bakmamaktır.

Kapitalizm insansızlıktır.

**
Bir pazar yerinde, tezgahlar kalktıktan sonra sokaklarda dolaşıp, yere atılan sebze ve meyvelerden toplayan kadınlar kimsenin yüzüne bakmazlar.

Biz de onların yüzüne bakamayız aslında.

Usulca yere eğilip, yerde duran sebzelerin arasından seçtiklerini koyu renk pazar çantalarına koyarlar.

Öyle zannediyorum ki, o kadınların komşuları da bundan habersizler. Yada habersizmiş gibi yapmak en rahatı.

O kadınlar insanlığın günahlarını toplamak için akşam üzerleri yeryüzüne inen mitolojik varlıklar gibi.

Abartıyorum. Düpedüz gerçekler işte! Utancımdan böyle söylüyorum.



Tarik Tufan
Bunu ilk beğenen sen ol.
Üye
RE: Kuşatılmış Hayat Melodramları
kapitalizm güzelde, paylaşmanın olduğu yerde....
bir ocak kışında gözüm uzaktan izler mayısı
Bunu ilk beğenen sen ol.
Son Düzenleme: 04-05-2009, Saat:03:37 PM, Düzenleyen: dessas.

İçerik sağlayıcı paylaşım sitesi olarak hizmet veren İslami Forum sitemizde 5651 sayılı kanunun 8. maddesine ve T.C.K'nın 125. maddesine göre tüm üyelerimiz yaptıkları paylaşımlardan kendileri sorumludur. Sitemiz hakkında yapılacak tüm hukuksal şikayetleri bağlantısından bize ulaşıldıktan en geç 3 (üç) gün içerisinde ilgili kanunlar ve yönetmenlikler çerçevesinde tarafımızca incelenerek, gereken işlemler yapılacak ve site yöneticilerimiz tarafından bilgi verilecektir.