Öneriler:1997 yılında yapılan Kyoto Protokolü ülkelerin CO2 emisyonlarını 2008-2012 periyodunda 1990 yılına göre % 5 oranında azaltmalarını öngörmüştür. Yine bu protokole göre ülkeler 2006 yılına kadar sera gazları ulusal izleme sistemi kuracaklardır. Ülkemiz gelişme sürecini olumsuz yönde etkileyeceği düşüncesi ile protokolü imzalamak için gelişmiş ülkelerin yer aldığı listeden çıkarılmayı istemektedir. Ancak yinede protokol şartlarına uyum sağlayacak çalışmalar ülkemizde disiplinler arası olarak sürdürülmelidir. Küresel iklim değişimi probleminin çözümüne katkıda bulunmak için onu sadece ekstrem hava olaylarında hatırlayarak spekülasyonlarda bulunmak yeterli değildir. 21. Yüzyıla girmek üzere olduğumuz bu günlerde kalkınma çabaları ile çevreyi yitirme endişeleri “Sürdürülebilir Kalkınma” kavramını ortaya çıkartmıştır. Böylece Haziran 1992&de Birleşmiş Milletler Kalkınma ve Çevre Uluslararası Konferansı (UNCED) adında bir Dünya Zirvesi de gerçekleştirilmiştir. Bu zirve sonucunda imzaya açılan beş temel belgeden biri olan (Local Agenda 21) Gündem 21’i de Türkiye kabul etmiştir. Artık Dünya Gündem 21 ile gelecek yüzyıla hazırlanmaktadır. “Küresel Düşün Yerel Hareket Et” felsefesi ister küçük ister büyük olsun yurtdışında bir çok yerel yönetim belde ve belediye tarafından Yerel Gündem 21 programları ülkemizde de bir an önce yaygınlaşması gerekiyor. Bu sözleşme yükümlüklerinin tüm ülkeler tarafından eksiksiz yerine getirilmesi ve artık dünya atmosferine gaz salınışının tümüyle durdurulması durumunda bile şu ana kadar atmosferde biriken sera gazlarının 2100 yılına kadar etkili olacağı hesaplanmaktadır. Bu nedenle bu problem ve onun olası sosyo-ekonomik etkilerini günümüzde ayrıntılı olarak inceleyip araştırılması gerekir. Bu tür araştırmaların yapılabilmesi için de tüm bilimcilere açık bir “İklim Veri
HeRkes sesimi duyuyoR dü$ündüqümü kimse ßiLmiyoR..
HeRkes yazdıkLaRımı okuyoR qözya$LaRımı kimse qöRmüyoR..
HeRkes ßeni tanıdıqını sanıyoR Ama kimse ßnim kim oLduqumu
ßiLmiyoR..