You need to enable JavaScript to run this app.

Skip to main content

Kurban Edilen Musevilik

Kurban Edilen Musevilik

Zorko
Kurban Edilen Musevilik
SİYONİZME KURBAN EDİLEN MUSEVİLİK VE YOK EDİLEN İSLAMİ SEMBOLLER

Kudüs işgalcisi rejim, Filistin topraklarında siyasi hedeflerine ulaşmak için Yahudi dinini kullanarak ve hatta bu dini tahrif dahil her şeyden yararlanarak, bütün bunları Filistin’deki Müslümanlar için büyük bir zulme dönüştürmektedir.

Dini bakımdan Siyonist rejimin iddiası; ilahi vaat, seçkin kavim ve mukaddes topraklar şeklinde üç esasa dayanmaktadır.
Bu iddiaya göre Allah Teala, İsrailoğullarını seçkin kavim ve topluluk olarak kabul etmiş ve mukaddes topraklara dönmeleri için söz vermiştir.

Siyonist rejimin din, siyaset ve düşüncede öncüleri, Filistin topraklarında Yahudi devletini kurma yoluyla ilahi vaadin gerçekleşmekte olduğunu iddia etmektedirler.
Bu işin gerekliliği olarak da Filistin topraklarında yaşayan diğer din taraftarlarına, özellikle de Müslümanlara ait mescit ve ezan gibi dini sembollerin Filistin topraklarında bulunmaması gerektiğini savunmaktadırlar.

Bundan dolayı yerleşim yerlerinde yaşayan Yahudiler ile Siyonist gruplar, işgal edilmiş Filistin’in Güneyindeki şehirlerden Yafa’nın el-Cebeliye gibi eski mescitlerinde birkaç gün önce ezanın okunmasını yasakladılar.

El Cezire internet sitesinin bildirdiğine göre polisten hüküm sadır eden söz konusu gruplar, bu camide ezan okumanın kanunsuz olduğunu ilan ettiler.
Ezanın yüksekçe okunmasının Yahudi dinine bağlı olanlara eziyet ve işkence olduğunu iddia etmektedirler.

Bu girişimden sonra Yafa şehrinin imamlarını çağıran emniyet güçleri, bir daha bu camilerde ezan okumaları durumunda tutuklanıp cezaevine konulacaklarını bildirdiler.

El Cebeliye Camiinin imamı Ahmet Ebu Acuveh, el Cezire televizyonuna yaptığı açıklamada, Yafa polisinin girişimini faşizm olarak nitelendirip Siyonist rejimin bu tutumuyla Yahudi dinini kullandığını ileri sürdü.
Acuveh, İslam’ın zuhuruyla birlikte Yafa’nın sakinlerinin İslam’ı kabul ettiklerini, o zamandan beri İslam’ın sembollerinin önemlilerinden biri olan ezanın bu şehrin camilerinde aralıksız okuduğunu, Yahudiler için hiçbir rahatsızlığa yol açmadığını dile getirdi.

Tarihi kitaplara ve senetlere göre Yafa şehri, Yahudilerin tedrici olarak Filistin’e göçmesinden önce Müslümanların oturduğu bir şehirdi.
İngilizlerin sömürge projeleri, Siyonist rejimin kanunsuzca ve zorbaca kurulması ve Siyonist teşkilatların yoğun çabaları sonucunda Yahudi nüfus Müslüman nüfusundan daha fazla hale getirildi.

Ezan sesinin yüksek olması ve Yahudileri rahatsız etmesi gibi iddialar, Telaviv’in dini, siyasi ve askeri bahanelerindendir.
1948’de işgal edilen Yafa şehrinde ezanın yasaklanması, bu şehrin kimliğinin değiştirilmesi girişimi Filistin’in Yahudileştirilmesi operasyonunun bir parçasını oluşturmaktadır.

Bununla bağlı olarak Kudüs işgalcisi rejimin polisleri, birkaç gün önce güneşin doğmasıyla birlikte, Filistin’in güneyinde bulunan Rahat şehrinde bir camiye baskın düzenleyip camiyi yıktılar.
Cami inşasının kanun dışı olduğunu, izninin bulunmadığını iddia ediyorlardı.

Filistin haber ajansının bildirdiğine göre İslami hareketin mahalli sözcüsü olup 1948 yılında işgal edilen Filistin’de ikamet eden Yusuf Ebu Camir şunları dile getirmektedir:
Siyonist rejimin polisleri sabah erkenden mescidi bastılar.
Namaz kılanları birer birer gözaltına alıp şehir dışına çıkarttılar.
Mescidin yıkılması tamamlandıktan sonra onları serbest bıraktılar.

Siyonistlere göre sadece işgal edilmiş Filistin’in küçük şehirlerinde bulunan mescitler ve burada okunan ezanlar kanun dışı değil.
Beyt’ül Mukaddes gibi büyük bir şehirde bulunan ve Müslümanların ilk kıblesi olan Mescid’ul Aksa’nın bile kanunsuz olduğu ileri sürülmektedir.
Zira mescidin heykelin (Süleyman Tapınağı) yıkıntıları üzerine bina edildiğini iddia ediyorlar.
Bu mescidin yıkılmasıyla tapınağın onarılması ve Müslümanların tümünün bu şehirden çıkarılması öncelikli hedeflerini oluşturmaktadır.
Kudüs işgalcisi rejimin resmi yöneticileri, Filistin topraklarında Müslümanların özerkliklerinden ve onların haklarından hiçbir şekilde bahsetmediler.

Siyonistlerin resmi rivayetlerinde ve Siyonist rejimde, Filistinli Müslüman sakinlerin tarihinden bahsedilince, Osmanlı’nın hakim olduğu tarih başlangıç olarak kabul edilmektedir.
Filistinlilerden “sığınmacılar” bahsedilmekte, 1948 yılındaki savaştan sonra topraklarını Yahudilerin vaad edilmiş topraklarına terk edip kaçanlar/toplu olarak muhacerete çıkanlar olarak nitelendirmektedirler.

Bağımsız araştırmacılar ve hatta bazı insaflı Yahudi araştırmacılar, Müslümanların toplu muhaceretini sorgulamaya başladılar.
Onarın kendi iradeleriyle ya da Arapların kral ve yöneticilerinin daveti üzerine Filistin topraklarını terk ettikleriyle ilgili İşgalci rejimin iddialarının büyük yalanlardan ibaret olduğunu ileri sürdüler.
Örneğin işgal edilmiş Filistin’de Hayfa üniversitesinden siyasi ilimler öğretim görevlisi Eylan Baby şunları dile getirmektedir:
1948 savaşının kanıtları, Siyonistlerin Filistinlileri topraklarından çıkarmak için halkı öldürmeye başladığını ispatlamaktadır.
Filistin’in hikâyesi, musibet ve facialarla doludur”

Şimdilerde Siyonistler, Müslümanları topraklarından çıkarmak ve mecburi göçe tabi tutup Filistin’i Yahudileştirme projesini işlevsel hale getirmek için mescitleri yıkmaya, ezanı yasaklamaya, öldürmeye ve büyük vahşetlere el atmaktadırlar.

Buranın sakinleri olan Müslümanlara dayatılan Filistin’i Yahudileştirme projesi insani faciadan başka bir şey değildir.
İşte bu proje ilk başlarda İngilizler ve ABD gibi Batılı güçlerin desteği, siyasi ve mutaassıp Siyonist grupların çabalarıyla gün geçtikçe işlevsel hale sokulmaktadır.

Bu facianın bütünüyle icra edilmesi için, uluslararası ve bölgesel güç ve şartlar tamamıyla Siyonist rejimin hizmetindedir.
Bu siyasi ve ırkçı rejime bağlı gruplar ve Siyonizm, Filistin’de hedefine ulaşmak için başta din olmak üzere her şeyden istifade etmektedir.

Filistin topraklarında insani facianın genişlemesi ve derinleşmesi, Kudüs’te ve Batı yakasında yerleşim yerleri inşa ederek bu toprakları Yahudileştirme çabaları göz önüne alınınca, bu bölgede barışın ve huzurun çok zor olduğunu ortaya çıkarmaktadır.
Direniş geliştirilmeden, zor kullanılarak Siyonist rejimin önü kesilmeden ve merkezi Beyt’ül Mukaddes olan bağımsız Filistin devleti kurulmadan bölgeye barışın gelmesi beklenmemelidir.

Kaynak: İrna Haber Ajansı

Çeviren: Ahmet Dağcı
Bunu ilk beğenen sen ol.
-İKRA-
RE: Kurban Edilen Musevilik
Paylaşım için teşekkürler.
Direnen Filistinlileri suçlayan Batı dünyası ve ruhlarını batıya satmış müslüman(!) yöneticiler, İsrail'in yayılmacı politikasının en sonunda o topraklarda Filistinli bırakmayıp, Mescid-i Aksayı da yıkmak olduğunu bilmiyor olabilirler mi? Ah zalimler, sonunuz yakındır inşallah!
Allahümme salli alâ seyyidina Muhammedin ve alâ âli seyyidina Muhammed
Bunu ilk beğenen sen ol.

İçerik sağlayıcı paylaşım sitesi olarak hizmet veren İslami Forum sitemizde 5651 sayılı kanunun 8. maddesine ve T.C.K'nın 125. maddesine göre tüm üyelerimiz yaptıkları paylaşımlardan kendileri sorumludur. Sitemiz hakkında yapılacak tüm hukuksal şikayetleri bağlantısından bize ulaşıldıktan en geç 3 (üç) gün içerisinde ilgili kanunlar ve yönetmenlikler çerçevesinde tarafımızca incelenerek, gereken işlemler yapılacak ve site yöneticilerimiz tarafından bilgi verilecektir.