7. Sücûddan doğrulmak: Buna delil Peygamber efendimizin namazını doğru dürüst kılamayan kimseye söylediği: ".Sonra mutmain (azaların ve eklemlerin yerli yerine oturuncaya) oluncaya kadar oturacak şekilde başını kaldır."
8. İki secde arasında oturuş: Çünkü peygamber SallAllahu aleyhi vesellem doğru dürüst namaz kılamayan kişiye şöyle demiştir: "Sonra başını (secdeden) kaldır ve mutmain oluncaya kadar otur"[221]
9. Bütün Rükunlerde tuma'nine (yani herbir Rükunde bütün organ ve eklemlerin yerli yerine oturması): Yüce Allah şöyle buyurmaktadır: "Mü'minler gerçekten felâh bulmuşlardır. Onlar ki namazlarında huşû’ içindedirler." (el-Mu'minûn, 23/1-2); "İman edenlerin kalblerinin Allah'ın zikrine ve inen hakka karşı yumuşayarak saygı ile boyun eğecekleri zaman. gelmedi mi?" (el-Hadid, 57/16)
Ebu Hureyre RadıyAllahu anh'dan rivâyete göre Rasûlullah SallAllahu aleyhi vesellem şöyle buyurmuştur: "Siz benim şu kıbleye doğru yönelişimi görüyor musunuz? Allah'a yemin olsun ki rükûnuz da, huşû’unuz da bana gizli kalmıyor. Şüphesiz ki ben sizleri sırtımın arkasındanda görüyorum."[222]
Enes b. Malik RadıyAllahu anh'dan rivâyete göre Peygamber SallAllahu aleyhi vesellem şöyle buyurmuştur: "Rükûu ve sücûdu dosdoğru yapınız. Allah'a yemin ederim şüphesiz ki ben sizleri ardımdan -rivâyetlerde: sırtımın arkasından- rukû ve secde ettiğiniz vakit görüyorum."[223]
Ayrıca Rasûlullah SallAllahu aleyhi vesellem namazını doğru dürüst kılamayan kimseye rukû, sucûd, doğrulmalar ve oturmalarda tuma'nineyi yerine getirmesini (her bir hareketinde bütün aza ve eklemlerinin yerli yerince oturuncaya kadar beklemesini) söylemiştir.
10. Son teşehhüd: İbn Mesud'dan şöyle dediği rivâyet edilmiştir: Bizler Peygamber SallAllahu aleyhi vesellem'in arkasında namaz kıldık mı es-selâmu alâ Cibril ve Mikâil es-selâmu alâ fulan ve fulan (Cebrail'e, Mikail'e selam olsun, filan ve filana selam olsun) derdik. Rasûlullah SallAllahu aleyhi vesellem bize yönelerek dedi ki: "Şüphesiz (es-selam) Allah'tır. Dolayısıyla sizden biriniz namaz kıldı mı: et-tahiyyatu lillahi." desin.[224] İşte bu daha önceleri farz değilken, sonradan (son teşehhüdün) farz kılındığının delilidir.
11. Son teşehhüd için oturmak: Çünkü Nebi SallAllahu aleyhi vesellem'in böyle yaptığı tevâtür ile sabit olmuştur. O son oturuşu oturur ve orada teşehhüdü okurdu. Bize de Rasûlullah SallAllahu aleyhi vesellem kendisine uymayı emrederek: ".Ve benim nasıl namaz kıldığımı gördüyseniz, siz de öylece kılınız." diye buyurmuştur.[225]
12. Peygamber Muhammed SallAllahu aleyhi vesellem'e salât getirmek: Buna delil yüce Allah'ın şu buyruğudur: "Şüphesiz Allah ve melekleri Peygambere salât ederler. Ey mü'minler, siz de ona salât ve selâm edin." (el-Ahzâb, 33/56)
Ebu Mesud el-Bedri'den şöyle dediği rivâyet edilmiştir: Beşir b. Sa’d dedi ki: Yüce Allah bize sana salât getirmemizi emretti. Ey Allah'ın Rasûlü, sana nasıl salât getirelim? Rasûlullah SallAllahu aleyhi vesellem sustu, sonra şöyle buyurdu:
: Allah'ım İbrahim'e ve İbrahim'in âline (ümmetine) salât (rahmet) eylediğin gibi, Muhammed'e ve Muhammed'in âline de salât eyle! Âlemler arasında İbrahim'e ve İbrahim'in âline bereketler ihsan eylediğin gibi, Muhammed'e ve Muhammed'in âline de bereketler ihsan eyle. Şüphesiz ki sen Hamidsin, Mecidsin” deyiniz. Selam ise bildiğiniz gibidir."[226]
13. Bütün bu Rükunlerde -namazını doğru dürüst kılamayan zatın hadisinde geçtiği üzere- tertibe riayet etmek.
14. Selâm vermek. Çünkü Ali RadıyAllahu anh'dan şöyle dediği rivâyet edilmiştir: Peygamber SallAllahu aleyhi vesellem buyurdu ki: "Namazın anahtarı taharet, onun tahrimi (namazın dışındaki fiillerin haram kılınması) tekbir, tahlili (namazın dışındaki fiilleri yapmanın helal olması) da selâm vermektir."[227]
Âmir b. Sa’d da babasından şöyle dediğini rivâyet etmektedir: "Ben Peygamber SallAllahu aleyhi vesellem'in yanağının beyazını (sakalsız kısmını) görünceye kadar sağına ve soluna selam verdiğini görüyordum."[228]
Alkame b. Vaîl de babasından şöyle dediğini rivâyet etmektedir: Peygamber SallAllahu aleyhi vesellem ile birlikte namaz kıldım. Sağına “es-selamu aleykum ve rahmetullahi ve berekâtuhû” diyerek selâm veriyordu, soluna da; es-selâmu aleykum ve rahmetullahi ve berekâtuhû” diyerek selâm veriyordu."[229]
Kaynaklar :
[220] Buhârî, I, 198
[221] Buhârî, I, 184
[222] Buhârî, I, 259, Beyrut, 1407/1987 (çeviren)
[223] Buhârî, I, 181
[224] Buhârî, I, 202
[225] Buhârî, I, 155
[226] Muslim, I, 305, H. no: 405
[227] Ebu Davud, I, 49, H. no: 61; Tirmizî, I, 9, H. no: 3; Bu hadis bu hususta varid olmuş en sahih ve en güzel şeydir kaydıyla.
[228] Muslim, I, 409, H. no: 582
[229] Ebu Davud, I, 607, H. no: 997; el-Albâni, Sahihu Sunen-i Ebi Davud, I, 186, H. no: 879'da sahih olduğunu belirtmektedir.
Bir geceliğine değiş tokuş etseydik yüreğimizi,
Taşıyabilir miydin acaba bendeki seni!..