You need to enable JavaScript to run this app.

Skip to main content

Kuran'ın Bilimsel Mucizeleri Nelerdir?

Kuran'ın Bilimsel Mucizeleri Nelerdir?

Acemi Üye
Kuran'ın Bilimsel Mucizeleri Nelerdir?
Kuran'ın Bilimsel Mucizeleri Nelerdir?



Kuran 1400 sene önce vahyedilmiş olmasına rağmen, o dönemde kesinlikle bilinmeyen, günümüzde bilimin ve teknolojinin son imkanları kullanılarak bulunmuş birçok bilimsel gerçeği insanlara bildirmektedir. Kuran'ın bu özellikleri, onun Allah katından indirilmiş olduğunu son derece açık olarak gösterir. Bu mucizelerden birkaç tanesi şunlardır:

Evrenin sürekli genişliyor olması 20. yüzyılın en önemli keşiflerinden biri olarak nitelendirilmektedir. Ancak Allah bu gerçeği bize 1400 sene evvel Kuran'ın Zariyat Suresi'nin 47. ayetinde bildirmiştir:

Biz göğü 'büyük bir kudretle' bina ettik ve şüphesiz Biz, (onu) genişleticiyiz.

Gökcisimlerinin hesaplanmış bir yörünge üzerinde hareket halinde oldukları bundan asırlar önce Kuran'da şöyle haber verilmiştir:

Geceyi, gündüzü, Güneşi ve Ayı yaratan O'dur; her biri bir yörüngede yüzüp gitmektedir. (Enbiya Suresi, 33)

Kuran'da Güneş ve Ay'dan bahseden ayetlerin Arapçaları incelendiğinde ilginç bir özellik göze çarpar. Ayetlerde Güneş için "sirac" (lamba) veya "vahhac" (parıl parıl parlayan, yanıp tutuşan) kelimeleri kullanılmıştır. Ay içinse "munir" (aydınlatıcı, ışıklı) kavramı vardır. Gerçekten de Güneş kendi içindeki nükleer reaksiyonlar sonucunda büyük bir ısı ve ışık üretirken, Ay sadece Güneş'ten aldığı ışığı yansıtmaktadır. Ayetlerde bu ayrım şöyle geçer:

Görmüyor musunuz; Allah, yedi göğü birbirleriyle bir uyum (mutabakat) içinde yaratmıştır? Ve ayı bunlar içinde bir nur kılmış, güneşi de (aydınlatıcı ve yakıcı) bir kandil yapmıştır. (Nuh Suresi, 15-16)

Kuran'da rüzgarların 'aşılayıcı' özelliğinden Hicr Suresi'nin 22. ayetinde şöyle bahsedilir:

Ve aşılayıcı olarak rüzgarları gönderdik, böylece gökten su indirdik de sizleri suladık... (Hicr Suresi, 22)

Söz konusu ayette geçen "aşılama" kelimesinin Arapça karşılığı hem bitkilerin, hem de bulutların aşılanması anlamını taşımaktadır. Nitekim modern bilim, rüzgarların her iki işleve de sahip olduğunu göstermiştir.

Başka bir Kuran mucizesine bir ayette şöyle dikkat çekilir:

Gökleri ve yeri hak olarak yarattı. Geceyi gündüzün üstüne sarıp-örtüyor, gündüzü de gecenin üstüne sarıp-örtüyor... (Zümer Suresi, 5)

Ayette gecenin ve gündüzün birbirlerinin üzerlerini sarıp-örtmeleri için "tekvir" fiili kullanılmaktadır. Bu fiilin Türkçesi "yuvarlak birşeyin üzerine birşey sarmak"tır. Örneğin Arapça sözlüklerde "başa sarık sarma" gibi yuvarlak cisimleri içeren fiiller için bu kelime kullanılmaktadır. Bu ayet, Dünya'nın biçimi konusunda kesin bir bilgi içermektedir. Ancak ve ancak Dünya'nın yuvarlak olması durumunda bu ayette ifade edilen fiil gerçekleşebilir. Yani 7. yüzyılda indirilen Kuran'da, dünyanın yuvarlak olduğuna işaret edilmiştir.
Bunu ilk beğenen sen ol.
General
RE: Kuran'ın Bilimsel Mucizeleri Nelerdir?
herşey bildirilmişken hala şüpheye düşen beyinlere acırım ...
Bizi sen sevgisiz,susuz,havasız;
Ve vatansız bırakma Allah'ım!
Müslümanlıkla yoğrulan yurdu,
Müslümansız bırakma Allah'ım!
Bunu ilk beğenen sen ol.
Cezalı Üye
RE: Kuran'ın Bilimsel Mucizeleri Nelerdir?
De ki: “Gerçekten siz, arzı iki günde halkedeni mi inkâr ediyorsunuz? Ve O’na eşler mi kılıyorsunuz? İşte O, âlemlerin Rabbidir.”
(Fussilet 9)

Ve orada, onun üzerinde sabit dağlar oluşturdu. Ve orayı bereketli kıldı. Orada (arzda) bulunanların besinlerini (rızıklarını), dileyenler için eşit olarak dört günde takdir etti. ( Fussilet 10)

Sonra duman halinde olan semaya yöneldi. Sonra da ona (semaya) ve arza: “İsteyerek veya istemeyerek gelin.” dedi. İkisi de: “İsteyerek geldik.” dediler. ( Fussilet 11)

Böylece onları iki günde yedi kat gök olarak kaza etti (yarattı, tamamladı). Her gök katına kendi emrini vahyetti. Ve dünya semasını kandillerle muhafaza ederek süsledik. İşte bu, Azîz ve Alîm olan (Allah’ın) takdiridir.( Fussilet 12)

Bilime göre önce Dünya'mı yoksa Evren mi oluştu ?
Bunu ilk beğenen sen ol.
Cezalı Üye
RE: Kuran'ın Bilimsel Mucizeleri Nelerdir?
Abdulbaki Gölpınarlı Sonra bir duman halinde olan göğü yaratmayı hükmetmiştir de ona ve yeryüzüne, dileyerek dilemeyerek meydana gelin demiştir, ikisi de, dileyerek geldik demişlerdir.
Abdullah Parlıyan Ve sonra da gaz ve duman halinde bulunan göğü yaratmaya yöneldi ve “Gönüllü veya gönülsüz emrime uyun!” dedi. Yer ve gök ikisi birden “Gönüllü, isteyerek ve itaat ederek geldik” dediler, yani “Hakkımızda koyduğun, her türlü kanun ve nizama uyacağız!” diyerek itaat edeceklerini bildirdiler.
Adem Uğur Sonra duman halinde olan göğe yöneldi, ona ve yerküreye: İsteyerek veya istemeyerek, gelin! dedi. İkisi de "İsteyerek geldik" dediler.
Ahmed Hulusi Sonra duhan (şekillenmemiş fıtrî benlik) hâlindeki semâya (bir kısım Esmâ mânâlarını açığa çıkarmak suretiyle) yerleşerek, ona (şuura) ve arza (bedene) dedi ki: "İsteyerek yahut zorunlu olarak gelin (Esmâ'mın gereğini açığa çıkarın) ikiniz!" İkisi dediler ki: "İsteyerek, itaat ediciler olarak geldik!"(Esmâ özellikleriyle oluşmuş bulunan beyinde semâ = düşünsel boyut ve arz = bedensel organlar boyutu, ikisi de Esmâ özellikleri açığa çıkışına itaat edici oldu. )
Ahmet Tekin Sonra gaz halinde olan göğe yönelerek, çekimini tesis edip dengesini sağladı, hükümranlığını kurdu. Göğe ve yer küreye:'İsteyerek veya istemeyerek buyruğuma gelin, kurduğum düzene dahil olun' buyurdu. Onlar: 'İsteyerek geldik' dediler.
Ahmet Varol Sonra duman halinde olan göğe yöneldi, ona ve yere: 'İsteyerek veya istemeyerek gelin' dedi. Onlar: 'İsteyerek geldik' dediler.
Ali Bulaç Sonra, duman halinde olan göğe yöneldi; böylece ona ve yere dedi ki: "İsteyerek veya istemeyerek gelin." İkisi de: "İsteyerek (İtaat ederek) geldik" dediler.
Ali Fikri Yavuz Sonra (Allah), buhar halinde olan göğü yaratmayı kasd etti de ona ve arza: “-İkiniz de istiyerek veya istemiyerek gelin meydana çıkın.” dedi. Onlar da: “-Biz istiyerek geldik.” dediler. (Allah’ın emrine boyun eğdiler).
Ali Ünal Ve (ilim, irade, kudret ve inayetini) bir gaz bulutu halindeki göğe yöneltti de, göğe ve yere “İsteyerek de olsa, istemeyerek de olsa gelin!” buyurdu. Onlar, “Gönüllü olarak geldik ve emrine boyun eğdik!” dediler.
Bayraktar Bayraklı “Sonra duman halinde olan göğe yöneldi, göğe ve yerküreye, “İsteyerek veya istemeyerek, geliniz!” dedi. İkisi de, “İsteyerek geldik” dediler.
Bekir Sadak Sonra, duman halinde bulunan goge yoneldi, ona ve yeryuzune: «Isteyerek veya istemiyerek buyruguma gelin» dedi. Ikisi de : «Isteyerek geldik» dediler.
Celal Yıldırım Sonra gaz halinde (veya duman halinde) bulunan göğe yöneldi. Ona ve yeryüzüne, ister istemez gelin, buyurdu. İkisi de «İsteyerek, boyun eğerek geldik» dediler.
Cemal Külünkoğlu Sonra (iradesi) duman hâlinde bulunan göğe yöneldi; ona ve yeryüzüne: “İkinizde İsteyerek veya istemeyerek (varlık alanına) gelin” buyurdu. O ikisi de, “İsteyerek geldik” dediler.
Diyanet İşleri (eski) Sonra, duman halinde bulunan göğe yöneldi, ona ve yeryüzüne: 'İsteyerek veya istemeyerek buyruğuma gelin' dedi. İkisi de: 'İsteyerek geldik' dediler.
Diyanet Vakfi Sonra duman halinde olan göğe yöneldi, ona ve yerküreye: İsteyerek veya istemeyerek, gelin! dedi. İkisi de «İsteyerek geldik» dediler.
Edip Yüksel Sonra duman halindeki göğe yönelerek ona ve yere, “İsteyerek veya istemeyerek (kaostan çıkıp) gelin“ dedi. Onlar da, “İsteyerek geldik“ dediler.
Elmalılı Hamdi Yazır Sonra Semaya doğruldu da o bir dumanken ona ve Arza gelin, ikiniz de ister istemez, dedi: geldik istiye istiye dediler
Gültekin Onan Sonra, duman halinde olan göğe yöneldi; böylece ona ve yere dedi ki: "İsteyerek veya istemeyerek gelin." İkisi de: "İsteyerek (itaat ederek) geldik" dediler.
Harun Yıldırım Sonra duman halinde olan göğe yöneldi, ona ve yerküreye: İsteyerek veya istemeyerek, gelin! dedi. İkisi de "İsteyerek geldik" dediler.
Hasan Basri Çantay Sonra (irâdesi) göğe — ki, o bir buhaar haalinde idi — doğruldu da ona ve arza «ikiniz de ister istemez gelin» buyurdu. Onlar da «İsteye isteye geldik» dediler.
Hayrat Neşriyat Sonra duman hâlinde bulunan göğü kasdetti de ona ve yere: 'İsteyerek veya istemeyerek gelin!' dedi. (İkisi degülücük 'İtâat edenler olarak geldik!' dediler.
İbni Kesir Sonra göğe yöneldi ki; o, duman halindeydi. Ona ve yere dedi ki: İsteyerek veya istemeyerek ikiniz de gelin. İkisi de dediler ki: İsteyerek geldik.
İskender Evrenosoğlu Sonra duman halinde olan semaya yöneldi. Sonra da ona (semaya) ve arza: “İsteyerek veya istemeyerek gelin.” dedi. İkisi de: “İsteyerek geldik.” dediler.
Kadri Çelik Sonra, kendisi duman (gaz) halinde olan göğe yöneldi; böylece ona ve yere dedi ki: “İsteyerek veya istemeyerek gelin.” İkisi de “İsteyerek (itaat ederek) geldik” dediler.
Muhammed Esed Ve O, (sadece) duman halinde olan göklere şekil verdi; onlara ve arza, "İkiniz de isteyerek yahut istemeden (varlık alanına) gelin!" diye buyurdu. İkisi birden: "Peki, boyun eğerek geliriz!" dediler.
Ömer Nasuhi Bilmen Sonra göğe, o bir duman halinde iken teveccüh etti. Sonra ona ve yer için buyurdu ki: «İsteyerek veya istemeyerek geliniz». Onlar da, «İsteyiciler olarak geldik,» dediler.
Ömer Öngüt Sonra duman hâlinde bulunan göğe yöneldi. Göğe ve yere: "İsteyerek veya istemeyerek ikiniz de gelin!" buyurdu. İkisi de: "İsteyerek geldik. " dediler.
Şaban Piriş Sonra gaz halinde bulunan göğe yöneldi ve dünya ile göğe: -İsteyerek ya da istemeyerek gelin! dedi. Onlar da: -İsteyerek geldik, dediler.
Sadık Türkmen Aynı zamanda bir duman/gaz halinde olan göğe yöneldi. Ona (göğe) ve yere buyurdu: “İsteyerek veya istemeyerek, gelin!” (Onların ikisi de) ‘bizler boyun eğerek/isteyerek geldik’ dediler.
Seyyid Kutub Sonra duman halinde bulunan göğe yöneldi, ona ve yeryüzüne: «İsteyerek veya istemeyerek buyruğuma gelin» dedi. «İsteyerek geldik» dediler.
Suat Yıldırım Sonra iradesi bir gaz halinde olan göğe yöneldi. Ona ve yere şöyle buyurdu: "İsteyerek de olsa, istemeyerek de olsa emrime gelin!" Onlar da: "Gönüllü olarak geldik." dediler.
Süleyman Ateş Sonra duman (gaz) halinde bulunan göğe yöneldi, ona ve arza: "İsteyerek veya istemeyerek (buyruğuma) gelin" dedi. "İsteyerek (buyruğuna) geldik." dediler.
Tefhim-ul Kuran Sonra, kendisi duman halinde olan göğe yöneldi; böylece ona ve yere dedi ki: «İsteyerek veya istemeyerek gelin.» İkisi de: «İsteyerek (itaat ederek) geldik» dediler.
Yaşar Nuri Öztürk Sonra buhar/duman halindeki göğe yöneldi de ona ve yerküreye şöyle seslendi: "İsteyerek veya istemeyerek gelin!" Onlar şöyle dediler: "İsteyerek geldik!"


Siz tüm mealcilerden daha iyi biliyorsunuz değil mi ?
Bunu ilk beğenen sen ol.
Kıdemli Üye
RE: Kuran'ın Bilimsel Mucizeleri Nelerdir?
Ben o meallere bir şey demiyorum. Türkçeyle arapça aynı değil. Zaten tabirime de dikkat edin: "Gün kelimesi, dönem olarak kullanılmıştır." Bunları tefsir kitaplarında da bulabilirsiniz.

Hiç olmazsa, çoğunluğa uymak konusunda şöyle ayetler vardır:

İnsanların çoğuna uyan sapıtır. (Enam 116)
2- Allah'ın mucize yaratabileceğini çoğu bilmez. (Enam 37)
3- Rızkı Allah'ın verdiğini çoğu bilmez. (Sebe 36)
4- İnsanların çoğu kâfirdir. (Nahl 83)
5- Çoğu fâsıktır. (Maide 49, 81,Tevbe 8, Hadid 16, 27)
6- Çoğu müşriktir. (Rum 42)
7- Çoğu inanmaz, iman etmez. (Bekara 100, Hud 17, Rad 1)
8- Çoğu inkârcıdır. (İsra 89)
9- Çoğu gâfildir. (Yunus 92)
10- Çoğu şükretmez. (Bekara 243, Yunus 60, Yusuf 38)
11- Çoğu zanna uyar. (Yunus 36)
12- Çoğu nankördür. (Furkan 50)
13- Çoğu yalancıdır. (Şuara 223)
14- Çoğu Allah'a ortak koşar. (Yusuf 106)
15- Çoğu haktan hoşlanmaz. (Zuhruf 78)
16- Çoğu Kur'andan yüz çevirdi. (Fussilet 4)
17- Kâfirlerin çoğu akıl etmez, kafası çalışmaz. (Maide 103)
18- Ölüleri Allah'ın dirilteceğini çoğu bilmez. (Nahl 38)
19- Kıyametin geleceğine çoğu inanmaz. (Mümin 59)
20- Doğru olan dinin Müslümanlık olduğunu, çoğu bilmez. (Rum 30, Yusuf 40)
21- Kıyametin ne zaman kopacağının bilinmeyeceğini çoğu bilemez. (Araf 187)

Allah, hiçbir zaman çoğunluğun doğru olduğunu söylemedi. İnanıp inanmamak size kalmış?

Kâfir olanlar dediler ki: Biz hiçbir zaman bu Kur'an'a ve bundan önce gelen kitaplara inanmayacağız. Sen o zalimleri, Rablerinin huzurunda tutuklanmış, birbirlerine söz atarlarken bir görsen! Zayıf sayılanlar, büyüklük taslayanlara: Siz olmasaydınız, elbette biz inanan insanlar olurduk, derler. (Sebe suresi 31)
Elhamdülillah, Müslümanım.
Bunu ilk beğenen sen ol.
Cezalı Üye
RE: Kuran'ın Bilimsel Mucizeleri Nelerdir?
Gün kelimesiyle ilgili bir eleştiri yapmadım ben zaten. Ayette sonra diyor. Sorduğum soruda buna yönelikti. Koyduğunuz videoda da bunun üzerinde durulmuş. Tüm mealciler sonra diye çevirirken. Biri you tubeye bir video koyuyor ve hayır öyle olmayacak böyle olacak diyor. Buna nasıl inanmamızı bekliyor ki ?
Bunu ilk beğenen sen ol.
Kıdemli Üye
RE: Kuran'ın Bilimsel Mucizeleri Nelerdir?
Dediğim gibi insanların çoğuna uyarsan sapıtırsın. Bence burada da buna güzel bir mesaj verilmek istenmiş. Bu arada yanlış şeyden bahsettiğim için özür dilerim. Bu arada bunun böyle olduğunu düşünen sadece bu video değil. Daha var öyle tanıdığım kimseler. Bu birincisiydi.

İkinci olarak Kur'an meallerinde çeşitli farklılıklar olabiliyor. Bu, bir kitabın yanlış olduğunu göstermez. Kur'anda belirsiz çok ifade var. Bunlardan bazılarında mucize, bazılarında da çelişki çıkabilir. Neden? Çünkü çok kimse gerçeği bilmiyor. İslam inancına göre de Kur'an mealleri %100 doğru değildir zaten.

Neden ateizm, (ya da başka inançlar) böyle olduğunu söylüyor bunu da anlamış değiliz. Kur'anı en iyi anlayan Peygamberimizdi. Bizim Kur'anda çelişki aramamız yerine onu hayatımızın bir köşesi olarak, anayasa olarak koysaydık, daha iyi olmaz mıydı? Peygamberimizi örnek bir adam olarak alsaydık, daha mantıklı olmayacak mıydı? Niye, bunlarda çelişki arıyoruz? Zorumuz ne? Lütfen bunu cevaplayın. Kur'anda çelişki aramamız veya bulmamız neyi değiştirecek? Bir çeviri, öteki meale uymuyor ki?

Bunu hayatına uygulayan insanları rol model olarak almamız en doğrusudur. Kanaatimce, insanlar, sırf nefislerine uymamak için (veya art niyetlerinden dolayı, devleti dinsizleştirmek için) böyle oyunlar oynuyorlar. Oysa, onların da bir dediği diğerini tutmuyor ki?

Bir ateist şöyle diyebilir: "Müslümanlar neden 4 kadın alıyor?"

O zaman ben de ona şunu diyebilirim: "Senin, hayatında kaç kişiyle yatıp kalktığın (metreslerin) belli değil."
Yani önce insan, kendisini sorgulayacak. Sonra, hayatını şekillendirecek olan Kur'anı sorgulayacak. Ben kesin olarak Kur'ana inanıyorum, çünkü evrenselliğe ters düşen bir ayet göremiyorum. Bazı sayfalarım oldu. Orada bazı iddialara da cevap vermiştik. Örneğin kadınların dövülmesi meselesi, Ahzab 53 meselesi..." Çok iddia var ateistler tarafından. Bunların hepsine cevap veremeyiz. Bunları tevil etmeye de hakkımız yok Umarım anlatabildim. gülücük
Elhamdülillah, Müslümanım.
Bunu ilk beğenen sen ol.

İçerik sağlayıcı paylaşım sitesi olarak hizmet veren İslami Forum sitemizde 5651 sayılı kanunun 8. maddesine ve T.C.K'nın 125. maddesine göre tüm üyelerimiz yaptıkları paylaşımlardan kendileri sorumludur. Sitemiz hakkında yapılacak tüm hukuksal şikayetleri bağlantısından bize ulaşıldıktan en geç 3 (üç) gün içerisinde ilgili kanunlar ve yönetmenlikler çerçevesinde tarafımızca incelenerek, gereken işlemler yapılacak ve site yöneticilerimiz tarafından bilgi verilecektir.