KUR'ANI ANLAYABİLMEK SORUNU ( 2 )
Kur'anı anlayabilmek için öncelikle Kur'anın özellikleri konusunda bilgi sahibi olmamız gerekir....Kur'anın özellikleri olarak:
Önce Aziz kur'anın bir ŞİİR özelliğinde olduğunu bilmemiz gerekir... Sonra Kur'andaki temel özelliğin tümüyle MECAZ adını verdiğimiz bir edebi sanat şaheseri olduğunu bilmemiz gerekir...
Kur'anı Kerimi sadece LAFIZ yani kelime anlamıyla değerlendirir ve yorumlarsak, kur'anın tebliğ edildiği arap toplumunun yaşam şartlarına göre bir anlam taşıdığı ,arap toplumu dışındaki dünyanın çeşitli yörelerindeki insan topluluklarının sahip oldukları yaşam şartlarına uygun düşmediği düşünülebilir. Bu konuda bir çok batılı mütefekkirlerin eleştirileri olduğunu biliyoruz...
İşte bu noktada Kur'anın MECAZ ve ÖRNEK almak prensiplerini göz önüne almamız gerektiği düşünülmelidir. yine bu noktada Kur'anda öğütlenen, tavsiye ve nasihatların ne maksatla yapıldığının ,bu tavsiye ve nasihatların neyi sağlamak için ,ne maksatla bildirildiğini dikkatle incelemek gerektiği bir şart olarak karşımıza çıkmaktadır.
Aslında Aziz Kur'anın LAFZİ anlamı ile batıni yani içsel anlamı arasında yapılan farklı yorumlar islami camiada çok tartışılmıştır. Bu konuda en dikkate değer düşünce Aziz Kur'anın dünyanın çok çeşitli ve farklı coğrafyalarda ve farklı iklimlerde yaşayan tüm insanlara, özellikle günlük yaşamları ile ilgili olarak TEK TİP öğüt ve nasihatlarda bulunmuş olamayacağı düşünülmelidir...
Bu noktada en anlamlı yorum yeryüzünde kutuplardan ekvatora kadar değişik coğrafyalarda ve iklimlerde yaşayan insanların Kur'anda ki öğüt ve nasihatların verilme maksat ve gayelerini inceleyerek toplumlarına bu gayenin gereklerine uygun yorumlar getirmeleridir.
Burada basit bir örnek vermek gerekirse Kur'anda oruç süresinin gün doğumundan ,güneşin batımı süresince olacağı belirtilmişken , kutuplara yakın bölgelerde gece ve gündüzün altı aya yakın sürdüğü düşünüldüğünde, orucun güneş doğumu ve batımına göre değil,kur'andaki temel gayenin yarım gün oruç tutmak olduğu düşünüldüğünde oruç sürelerinin yarım güne tekabül eden belirli bir saat süresinde olması gerektiği açıktır.
Aynı durumun kıyafet, giyim kuşam için de geçerli olduğunu düşünebiliriz. Yüce Allahın yer kürenin çok değişik coğrafi bölgelerinde, çok farklı iklim koşullarında yaşayan tüm insanlar için aynı tek tip bir kıyafet kullanmalarını istediği düşünülemez.Herhangi bir insanoğlu kendisine verilmiş çok kısıtlı aklı ile, kutuplarda yaşayan insanlarla, ekvatorda yaşayan insanların aynı kıyafetleri kullanamayacaklarını akıl edebildiğini düşünürsek, böyle bir talebi Yüce yaratana atfedemeyiz.....
Özellikle karşımızda çok ciddi ve kusursuz, akıl ve mantık çizgisinde bir Kur'anı Kerim varken bu ciddi ve saygın islamiyete, bazı arap din adamlarınca saçma,mantık dışı akla ziyan hurafe ve yalan ve uydurmaların karıştırılıp bulaştırılarak ,islamiyetin layık olmadığı gayri ciddi bir duruma getirilmesi affedilemez bir hata ve yanlışlık olarak görülmelidir. 15-16. asırdan sonra islamiyetin yayılmasındaki duraklamada bu hurafe ve uydurmaların islamiyeti gayri ciddi bir din kılığına sokmuş olmasının önemi büyüktür...
Arap din adamlarınca uydurulmuş bu hurafe ve uydurmalara kısaca bir iki örnek vermek gerekirse:
Kur'andaki KAMER suresi ilk ayeti :
Kıyamet saati yaklaştı. Ay yarıldı.
İfadesini Peygamberimizin mucize gösterip ay'ı ikiye yardığını.Yarılan ayın bir parçasının karşıdaki dağın bir tarafına ,diğer yarısının ise dağın diğer tarafına düştüğünü gördüklerini beyan etmişlerdir....Ancak daha sonra peygamberimizin ayın bu iki parçasını göğe yükseltip nasıl yapıştırdığı konusunda verilmiş hiçbir bilgi yoktur...!!!!
Kur'andaki İSRA suresi ilk ayetinde:
1 - Kulu Muhammed'i geceleyin, Mescid-i Haram'dan kendisine bazı âyetlerimizi göstermek için, etrafını mübarek kıldığımız Mescid-i Aksâ'ya götüren Allah, her türlü noksan sıfatlardan münezzehtir. Şüphesiz ki her şeyi hakkıyla işiten, hakkıyla gören O'dur.
Bu ayete yorum getiren arap din adamları, Peygamberimizi mekkedenkudüse ata benzer bir hayvanla birkaç dakika içinde seyakat ettirmişler,sonra asansöre benzer bir aletle 7 kat göğe çıkarmışlar. Bu yolculuk esmasında diğer peygamberlerle konuşmalarını tüm detaylarıyla birfantastik film havasında anlatmışlardır.
Arap din adamları uydurdukları yüzbinlerce hadislerle islam dinini inanılması zor bir duruma getirmişler. Her din adamının ileri sürdüğü değişik fetvalarla da islam camiasının yüzlerce mezheplere,tarikatlara ayrılıp parçalanmasına sebep olmuşlardır.
Çok açık ve net olan Kur'anı Kerimin tamamen dışına çıkılarak Kur'anda farklı bir islami oluşum meydana getirmişlerdir.
İSLAM KUR'AN'DIR.
KUR'ANI KERİM TEKDİR.
Bu nedenle bugün yapılması gereken şey Kur'anı anlamak iyi anlamaktır...........
Not: Yazılarım her zaman arkadaşlarımın eleştirilerine açıktır.