![[Resim: 38804_430506797512_1614280_n.jpg]](http://productivemuslim.com/wp-content/uploads/2013/09/38804_430506797512_1614280_n.jpg)
Kur'an-ı Kerim üç terim ve bu terimlerin değişik gramer halleriyle sarih bir şekilde güzellikten sözetmiştir:
1- Hüsn veya Hasen terimi: Pek çok defa kullanılmıştır.[9]
2- Cemal terimi: Dokuz yerde.
3- Ziynet terimi: Kırktan fazla.
Bu terimlerin geçtiği ayetleri teker teker ele almak istersek mevzu daha ziyade tefsire dönüşeceğinden esas konudan ayrılmış olacağız. Bu yüzden sözkonusu ayetleri gruplama suretiyle Kur'an-ı Kerim'in görüşünü aktarmaya çalışacağız:
a- Allah Teala bütün kâinatı ve bu cümleden olmak üzere insanı güzel yaratmıştır. Güzellik bilgece bir nimet olduğu gibi yaratılmışların, bilhassa insanın ihtiyaç duyduğu şeylerden biridir. Kur'an-ı Kerim bu nimeti memnuniyet verici; kudret, nimet ve hikmeti hatırlatıcı olarak zikreder:
"Ki O, yarattığı herşeyi en güzel yapan(dır)..." (Secde/7)
"...Suretinizi de en güzel (bir biçim ve incelikte) yarattı" buyrulur. (Mu'min/64)
"...Yaratıcıların en güzeli olan Allah ne de yücedir..." (Mü'minun/14)
"Şüphesiz, biz yeryüzü üzerindeki şeyleri ona bir süs kıldık; insanlardan kimin daha güzel davranışta bulunduğunu deneyelim diye..." (Kehf/7)
"Hiç şüphesiz biz dünya göğünü çekici süsler olan yıldızlarla süsleyip donattık..." (Saffat/6)
"...Biz dünya göğünü de kandiller -ve geceleri aydınlatan- yıldızlarla süsleyip donattık..." (Fussilet/12)
"...Andoslun biz dünya göğünü kandille süsleyip donattık..." (Mülk/5).
"Andolsun biz gökte burçlar kıldık ve onu gözleyenler için süsledik." (Hicr/16).
"Üzerlerindeki göğe bakmıyorlar mı? Biz onu nasıl bina ettik ve onu nasıl süsledik... Onun hiçbir çatlağı yok...."(Kâf/6)
b- Kuran-ı Kerim manevi güzellikleri önemle vurgulamakta ve madde olmayan şeyler için "güzel" tabirini kullanmaktadır. Aşağıdaki ayetlerde "hüsn" (güzellik) sıfatı manevi ve yarı manevi konular için kullanılmıştır.
Âl-i İmran'ın 13, Ra'd'ın 29, Sâd'ın 25,40 ve 49. ayetlerinde "hüsn" kelimesi "güzel", "güzel bir yer", "iyi bir son" ve "iyi" anlamlarında kullanılmıştır.
Keza Bâkara suresinin 83. ayetinde de şöyle buyrulur: "... İnsanlarla güzellik ve iyilikle konuşun"
Öte yandan Mâide 12, Teğabun 17 ve Hadîd 11'de de "hüsn" kelimesi "güzel borç", "iyi borç" anlamıyla kullanılmıştır.
Nahl/67 ve 75, Hud/88 ve Hac/58'de de "iyi rızık", "güzel rızık" anlamında; Nahl/125'te ise "güzel nasihat" ve "iyi öğüt" anlamında geçer.
Ahzab/21 ve Mümtehine/4'te "iyi örnek", "güzel örnek" anlamında kullanılmıştır.
Yusuf suresinin 3. ayetinde de "kıssaların en güzeli" ve "iyi hikaye" şeklinde zikrolunur.
Aynı şekilde Kuran-ı Kerim'de geçen bazı ayetlerde de insani fazilet ve hasletler için de "güzel" tabiri kullanılmıştır. İslam edabiyatında da "güzel yüze ve alımlı çehre"ye karşılık "güzel huy ve iyi hamur -yaratılış-" tabirleri sıkça geçer.
Yusuf Suresi'nin 18 ve 83. ayetlerinde Hz. Yusuf'un kanlı gömleği kendisine getirildiğinde Hz. Yakub'un şöyle dediği buyrulur: "Bu çirkin işi nefsiniz güzel gösterdi size... Ben bu felakete karşı güzel sabır gösteririm."
Aynı şekilde, Mısır'dan döndüklerinde diğer oğlunun da hırsızlık suçuyla yakalanıp köle edildiğini duyduğu zaman da Hz. Yakub'un (a.s) aynı cümleyi tekrarladığı buyrulur.
Hicr Suresi'nin 85. ayet-i kerimesinde "hüsn" kökü şöyle geçer: "Biz gökleri, yeri ve ikisinin arasındakileri hak dışında -bir amaçla- yaratmadık. Hiç şüphesiz o saat -kıyamet- yaklaşarak gelmektedir; öyleyse -ey elçimiz- sen o inkarcılara karşı iyi davran."
Ahzab Suresi'nin 28.ayetinde de şöyle buyrulur: "Ey peygamber! Eşlerine söyle ‘Eğer siz dünya hayatını ve onun süslü çekiciliğini istiyorsanız gelin hepinizin boşanma bedelini vereyim ve sizi hoşlukla ve iyi bir şekilde salıvereyim’".
Yine Ahzab Suresi'nin 49. ayetinde şöyle geçer: "Ey iman edenler! Mümin kadınları nikahlayıp sonra onlara dokunmadan boşarsanız bu durumda (...) onları -mal mülkle- yararlandırın ve güzellikle salıverin."
Mearic Suresi'nin 5. ayetinde de "Şu halde ey peygamber, sen güzel bir sabır göstererek sabret" buyrulur.
Müzemmil Suresi 10. ayette ise güzel tabiri "Onların -kafirlerle saçma konuşanların- sözlerine karşı sen sabret ve onlardan güzel bir tarzda uzak dur" mazmunuyla geçer.
c- Maddi güzellikler insanoğlu için mutlak anlamda hayırlı ve iyi değildir. Bilakis; insanın bu güzelliklerden yararlanma tarzıdır önemli olan. İnsanoğlu bu dünyevi güzellik ve çekiciliklerden "insanca yaratılışının gereği olan maslahatlar ve hayırlar yolunda" faydalanırsa bu hayırlı bir ameldir ve sonucu da insan için iyidir; ama eğer dünyevi çekicilik ve güzellikleri manevi ve kalıcı güzelliklere tercih eder ve kötü amaçlarla kullanırsa bu güzellikler onun için "şerr" olur ve kötü sonuçlar doğururlar. Nitekim Kasas Suresi'nin 60. ayet-i kerimesinde şöyle buyrulur: "Size verilen herşey yalnızca dünya hayatının metâı ve süsüdür, Allah katında olan ise daha hayırlı ve daha kalıcıdır. Yine de düşünüp akıllanmaz mısınız?"
Kehf Suresi'nin 46. ayet-i kerimesindeyse şöyle buyrulur: "Mal ve çocuklar dünya hayatının çekici süsüdür. Sürekli olan salih davranışlar ise Rabbinin katında sevap, mükafat ve umut etmek bakımından daha hayırlıdır."
Hadid Suresi'nin 20. ve Hûd Suresi'nin 15. ayet-i kerimesinde dünya ve dünyanın süslerinin ahiret alemi ve onun ebedî nimetlerine tercih edilmesi teessüfle kınanır. Bu ise elbette ki dünyevî güzellikleri mutlak anlamda ve tamamen reddetmek demek değildir. Kur'an'ın kınadığı şey ruhî yücelik, manevi haslet, insanî meleke ve mükemmelliklerden uzaklaşmaya neden olacak bir "dünyevî tutkunluk ve dünyanın çekiciliklerine kapılış"tır. Dünyanın yerilmesi; daha açık bir deyişle "yerilen" ve "övülen" dünya arasındaki sınırın tam ve dakik bir tayini meselesi tamamen inanca dayalı, akidevî, dinî ve ahlakî bir meseledir. Ana bahsimizden daha fazla kopmamak için bu meselenin detaylı izahına girmiyor ve Hadid Suresi'nin 20. ayet-i kerimesini aktarıyoruz:
"Bilin ki dünya hayatı ancak bir oyun -eğlence türü- tutkulu bir oyalanma, bir süs, kendi aranızda bir övünme, -süresi ve konusu- mal ve çocuklarda bir çoğalma tutkusudur. Bunun misali tıpkı bir yağmur örneği gibidir: Onun bitirdiği ekin -önce- kafirlerin hoşuna gider, sonra kuruyuverir, bir de bakarsın ki, kesilmiş. Sonra o, çör-çöp oluvermiştir... Ahirette ise şiddetli bir azab; Allah'tan bir mağfiret ve hoşnutluk da vardır. Dünya hayatı, aldanış olan bir metâdan başka birşey değildir."
Hûd Suresi'nin 15. ayet-i kerimesinde de şöyle buyrulur: "Kim dünya hayatını ve onun çekiciliğini isterse onlara yapıp ettiklerini, onda tastamam öderiz ve onlar bunda hiçbir eksikliğe de uğratılmazlar."
d- Kur'an-ı Kerim maddi güzelliği de kısaca över ve onun da ilahi nimetlerden olduğunu buyurur:
"Ve hayvanları da yarattı, sizin için onlarda ısınma ve yararlar vardır ve siz onlardan yemektesiniz. Onları -otlaktan- akşamları getirir, sabahları götürürken onlarda sizin için bir güzellik vardır." (Nahl/5 ve 6.)
"Onlara binmeniz ve süs için atları, katırları ve merkepleri -yarattı- ve daha sizlerin bilmediğiniz neleri yaratmaktadır." (Nahl/8)
"Denizi de sizin emrinize veren O'dur. Ondan taze et yemektesiniz ve giyiminizde ondan süs eşyaları çıkarmaktasınız..." (Nahl/14)
"Ey Ademoğulları! Biz sizin çirkin yerlerinizi örtecek bir elbise ve size süs kazandıracak bir giyim indirdik -varettik- Takva ile kuşanıp donanmak ise, bu daha hayırlıdır, daha güzeldir. Bu, Allah'ın ayetlerindendir. Umulur ki öğüt alıp düşünürler." (A'raf/26)
"Ey Ademoğulları! Her mescid yanında ziynetlerinizi takının. Yiyin, için ve israf etmeyin. Çünkü O, israf edenleri sevmez. De ki, Allah'ın kulları için çıkardığı ziyneti ve temiz rızıkları kim haram kılmıştır? De ki, bunlar dünya hayatında iman edenler içindir, kıyamet günü ise yalnızca onlarındır. Bilen bir topluluk için ayetleri böyle birer birer açıklarız." (A'raf/31-32)