You need to enable JavaScript to run this app.

Skip to main content

Kur’an okumak ve mânânın anlaşılması

Kur’an okumak ve mânânın anlaşılması

" HACI "
Kur’an okumak ve mânânın anlaşılması

Manasını bilmeden okunan Kur’an konusu üzerinde duruyorduk. Her şeyden önce Kur’an okumak “Sana vahyedilen kitabı oku.” (29/45) ve “…
Bana Kur’an okumam da emredildi.” (27/92) ayetlerinin emri ile Hz. Peygamber’in (sas) hayatı boyunca tatbik edegeldiği bir ibadettir. İbadetlerin dâisi ise Allah ve Rasulü’nün emridir. Bir diğer ifadeyle İslam’da ibadetler Allah ve Rasulü tarafından emredildiği için yapılır, yoksa beşer mantığı böyle bir ibadetin yapılmasını gerekli gördüğü için değil. Bu cümlede kastedilen mana çok açık: İbadet olarak kullara takdim edilen amelin illeti, sebebi, hikmeti; bunların akıl, mantık ve muhakeme tarafından tam anlamıyla kavranması veya kavranamaması, o ibadeti yapma veya yapmamada hakiki rol oynayamaz. Aksi bir kabul, Allah ve Rasulü’nün emrinin beşer tarafından sorgulanması manasına gelir ki; bunun imanla, kullukla uzaktan-yakından alakası yoktur.

Kur’an okuma özelinde bu düşünceyi açacak olursak; Efendimiz’in (sas) Kur’an okumayı bir ibadet olarak bizzat kendisinin yapmasının ötesinde, onu ümmetinin yapmasına yönelik emirleri vardır. Dikkat ederseniz, teşvik demiyorum; çünkü söz konusu olan ibadettir ve Allah katında neyin, hangi normun, hangi form içinde Rab tarafından ibadet olarak kabul edileceğini bizlere bildiren bizzat Efendimiz’dir (sas). Zira Allah’ı en iyi bilen O’dur. Nasıl olmasın ki; O (sas), Allah’ın elçisidir. O’nun muradını en iyi bilen, emir ve yasaklarını insanlara ileten aracıdır.

Bunun sağladığı fayda, en azından ibadette tevhidin yakalanmasıdır. Bu tevhid vasıtasıyla ilk günden bugüne farklı dil, ırk, mezhep, cins içindeki Müslümanların kalbden başlayıp mekân mimarisine uzanan çok geniş bir alanda ittifak ve ittihadını netice vermiştir. Efendimiz’in beyanıyla yeryüzü adeta Müslümanlara mescid olmuştur. Bunun bir an için aksini düşünsek karşımıza çıkan manzara şudur: Müslümanlar Allah’a ibadet etme lüzumuna kâil olsalar bile, Efendimiz’in kavlî ve fiilî tatbikatı ile gösterdiği bu tevhid olmasaydı, yeryüzünde yaşayan Müslüman adedince ibadet formu ortaya çıkardı. Kaldı ki bu, sadece bizim için değil, sair din mensupları için de aynıyla geçerlidir.

Hadislere gelince; Kur’an okuma, gerekliliği, fazileti konularında hadis kitaplarımızda yer alan yüzlerce hadisten birkaç tanesini art arda sıralayayım. Umarım yeterince bir fikir verecektir. “Kur’an’ı öğrenin ve okuyun.” (Tirmizi, Fedaili’l Kur’an, 2), “Sizin en hayırlınız Kur’an’ı öğrenen ve öğretendir.” (Tirmizi, Fedaili’l Kur’an, 15), “… İki kişiye gıpta edilir. Birincisi Allah’ın kendisine Kur’an öğrenme imkânı verdiği kişidir. Bu kişi, gece gündüz Kur’an okur ve hükümleriyle amel eder.” (Müslim, Salatü’l Müsafirin, 266), “Kur’an’ı güzel ve zahmetsiz şekilde okuyan kişi, şerefli ve sadık yazıcı meleklerle beraberdir. Kur’an’ı heceleye heceleye güçlükle okuyan kişiye ise iki sevap verilir.” (Tirmizi, Fedaili’l Kur’an, 13), “Kur’an’ı sesli okuyan açıktan sadaka veren, sessiz okuyan da gizli sadaka veren kişi gibidir.” (Tirmizi, Fedaili’l Kur’an, 20) “Kur’an’ı okuyunuz, çünkü Kur’an kıyamet gününde kendisini okuyana şefaat edecektir.” (Müslim, Musafirin, 252), “Kim Allah’ın kitabından bir harf okursa ona bir hasene vardır. Haseneye ise on misli sevap verilir. Ben ‘elif-lâm-mim bir harftir demiyorum, elif ayrı bir harf, lâm ayrı, mim ayrı bir harftir.” (Tirmizi, Fedaili’l Kur’an, 16)

Fakat bütün bunlar demek değildir ki; okunan Kur’an’ın manasını anlamayalım, anlamak için gayret sarf etmeyelim; Arapça öğrenmeyelim, meal ve tefsir okumayalım. Hayır, böyle bir şey diyen yok ve olamaz da. Bizzat Kur’an “Yemin olsun: Biz, ders alınsın diye Kur’an’ın öğrenilmesini kolaylaştırdık. Haydi, var mı düşünen ve ibret alan?” (54/40), “Kur’an’ı tertîl ile, düşünerek oku.” 73/4 derken kim bunun aksini söyleyebilir ki?
Ahmet Kurucan
Bunu ilk beğenen sen ol.
Acemi Üye
RE: Kur’an okumak ve mânânın anlaşılması
Kuran okunmalı,bunun faydaları sevapları var diyorsunuz.
Bunun yanı sıra anlamakta lazım,ama anlamasanızda okumanız daha önemli gibi bir anlam çıkardım yazınızdan.Tabi demek istediğiniz bumudur bilemiyorum.
Benim için önemli olan okuduğumu anlamaktır.O nedenle Kuranı anlamadan arapça okumaktansa,Türkçe meal ve tefsirlerle okumak daha makul.Tabi bu benim kişisel düşüncem,kimseyi bağlamaz.

Konuyu biraz kıyısından köşesinden deşelim istiyorum.
Malum Kuran ayetlerinde onun apaçık olduğu,anlaması için arapça gönderildiği vs. yazar.Ama bazı ayetlerde de müteşabih ayetler olduğundan bahseder.Bir kitabın aynı anda hem apaçık-okunup anlaşılmak üzere gönderilmesinden bahsediliyor.Başka bir ayettede Müteşabih,üstü kapalı,insanlarca anlaşılamayacak türden ayetler olabileceği söyleniyor.Bu iki özelliğin aynı bünyede(Kuran) olması aynı zamanda bir çelişki değil mi?
İkinci sorumda Bazı ayetlerin başına konan ve anlamı bilinmeyen harflerle ilgili.Madem bu harflerin anlamını insanoğlu bilmeyecekse Kurana koymanın ne gibi bir hikmeti olabilir ki?
Örneğin ben bir koyunu karşıma alsam ve ona desemki E=MC2, siz bu durumu nasıl karşılarsınız.Bana herhalde deli dersiniz.Çünkü koyun söylediğimi anlamayacaktır.
Bizimde bu koyun misalindeki gibi anlayamayacağımız Hurufu Mukatta harflerinin Kuranda işi ne.Üstelikte apaçık olduğunu söyleyen bir kitapta bu türden anlaşılmaz ayetlerin varlık sebebi üzerine görüşlerinizi lütfeder misiniz?
Realist der ki:

Aklı ile öğünen kişi, hücresinin genişliği ile gururlanan mahkuma benzer.
Bunu ilk beğenen sen ol.
Son Düzenleme: 12-04-2010, Saat:11:06 PM, Düzenleyen: Realist.

İçerik sağlayıcı paylaşım sitesi olarak hizmet veren İslami Forum sitemizde 5651 sayılı kanunun 8. maddesine ve T.C.K'nın 125. maddesine göre tüm üyelerimiz yaptıkları paylaşımlardan kendileri sorumludur. Sitemiz hakkında yapılacak tüm hukuksal şikayetleri bağlantısından bize ulaşıldıktan en geç 3 (üç) gün içerisinde ilgili kanunlar ve yönetmenlikler çerçevesinde tarafımızca incelenerek, gereken işlemler yapılacak ve site yöneticilerimiz tarafından bilgi verilecektir.