Kur'ân düşünen bir topluma gönderildi. Onu okuduğunuzda sizinle konuşmaya başlar
ve diyaloga girer. Kur'ân okuyucuya sorular sorar. Hayatı ve varlığı tezekkür, tefekkür ve
tedebbür edip etmediğini sorgular ve ona dünya hayatında aklını kullanmasını öğütler. Aklını
kullanmayan toplumların başına bir çok tehlike gelebileceğini hatırlatır. (Bk. Yunus, 100).
Bazen onu metodik şüphecilik yolu ile düşünmeye sevk eder. Örneğin; Bakara suresinde söze
şöyle başlanır:
Elif, lâm, mim. Lâ raybe fîh olan bu kitap takva sahiplerine rehberlik eder." (Bakara, 1,
2)
Daha işin başında Kur'ân büyük bir iddiada bulunur. Çünkü Lâ raybe fîh olma özelliğini
başka bir kitapta bulunmaz. Lâ raybe fîh, Arapça bir deyimdir, ki "doğruluğundan kesinlikle
kuşku duyulmayan şey" anlamına gelir. Kur'ân bu iddiayı ispatlamak için birkaç ayet sonra
okuyucu ile diyaloga girer:
"Eğer kulumuz (Muhammed'e) indirdiğimiz bu kitaptan (ve doğruluğundan) kuşku
duyuyorsanız, haydi siz de onun benzeri bir sure getirin. Allah dışında sizi destekleyenleri de
yardıma çağırın, eğer bu (kuşkunuzda) haklı olduğunuzu iddia ediyorsanız." (Bakara, 23)
Bu çağrıdan sonra, sanki olanları görüyormuşçasına şöyle cevap verir:
"Eğer yapamadıysanız –ki hiçbir zaman yapamayacaksınız- o halde yakıtı insanlar ve
taşlar olan (şu cehennem) ateşinden kendinizi koruyun." (Bakara, 24)
Kur'ân'ı doğru anlamak için düşünmek ve yöntem geliştirmek hepimizin görevidir.
Aşağıda zikredilen maddeler (25 yol) bu çabanın bir ürünüdür. Buna göre;
1- Başlangıçta şeytanın şerrinden (saptırmasından) Allah'a sığınmak gerekir. Çünkü
Kur'ân okuyan kişiyi, şeytan saptırmak ister.
"Sen Kur'ân okurken kovulmuş şeytanın şerrinden Allah'a sığın." (Nahl, 98)
2- Doğru anlamak için Rahman ve Rahim olan Allah'tan yardım istenmelidir. Bu da
Allah'ın adı ile başlamak demektir. Allah'ın adı ile başlanmayan bir işte bereket
yoktur, sonu kesiktir.
"Her hangi bir önemli iş ki Allah'ın ismi/zikri ile başlamazsa sonu
başarısızlıktır/kesikliktir." (Hadis için bk. Ahmed b. Hanbel, 2/359; Nesai, Sünen-i Kübra,
6/128 (10331))
3- Her gün bir parça (cüz veya hizip) Kur'ân okumayı plânlamak faydalı olur. Düzenli
olmak (hayatımızı plânlamak) geleceğimiz açısından önemlidir. Bu konuda hadisler
bulunmaktadır. (Bk. Oral, Rıfat, Kur'ân Tarihi Sürecinde Kıraatler, Bu makale için bk.
el-Müsned Tr. 5/297)
4- Mümkün olduğu kadar abdestli okumak tavsiye edilir.
"Ona ancak temiz olanlar dokunabilir." (Vakıa, 79). Her ne kadar bu ayet meleklerle
ilgili olup, Kur'ân'ın meleklerin koruması altında olduğunu beyan etse de; gökte nasıl
ona meleklerden başkası dokunamazsa yeryüzünde de abdest alarak tertemiz, melek
gibi olanlar dokunabilir, şeklinde anlamak doğru olur. Çünkü Peygamberimiz
Yemen'deki Amr b. Hazm'a yazdığı mektupta "Kur'ân'a ancak temiz olanlar
dokunabilir" buyurmuştur. (Muvatta, Kur,ân, 1 (469); İbn Hibban, 14/501 (6559)).
Bazı alimler ise buradaki emir dokunmak ile ilgili, ama ayetlerin olduğu yere
dokunmadan mushafın yüzünden abdestsiz okunması caizdir, yasak sadece cünüp
için geçerlidir, demişlerdir. Eğer bir kişi abdest almaktan üşenerek Kur'ân
okumayacaksa, ayetlere dokunmadan abdestsiz olarak Kur'ân ve tercümesini
okuyabilir. Ama abdestli okumanın sevabı daha fazladır.
5- Kur'ân sorulu cevaplı okunmalıdır. Örneğin, Fatiha suresini okurken; Allah'a niçin
hamd edilir? sorusu sorulur ve cevap aranır. Çünkü O; alemlerin Rabbidir, Rahman ve
Rahimdir, Gelecek hesap gününün sahibidir. (Bk. Fatiha, 1-3). Bu şekilde okumak
ayetlerin kalıcı olmasını sağlar.
6- Uzun surelerin özetleri okunmalıdır. Çünkü okuyucu bazen ayetler arasında
kaybolup gider. Örneğin, Bakara suresi 286 ayettir. Özeti okunmadan sureye
başlanırsa belki surenin temel mesajları algılanmadan okuma gerçekleşebilir. Bu da
Kur'ân'dan istenen faydanın (hidayetin/rehberliğin) oluşmaması demektir.
7- Kur'ân'ın 3 temel konusu vardır: Tevhid, risalet ve ahiret. Sureler bu 3 temel konu
üzerine kurgulanır. Sureleri okurken bu örgüyü ve mesajları yakalayabilmek gerekir.
Örneğin, Bakara suresinde farklı bir tevhid anlatımı vardır, diğer surelere benzemez.
Her surenin kendisine ait bir kimliği vardır.
8- Aslında Kur'ân 114 kitapçıktan (klasörden) oluşmaktadır. Her surenin kendi içinde
bir dosya ya da küçük bir kitap olduğunu düşünerek okumak ve sure özelinde mesajı
anlamaya çalışmak önemli bir olgudur. Meselâ, Bakara suresi ile Âl-i İmran veya
Yasin ile Mülk suresinin yapısı ve mesajı farklıdır.
9- Kur'ân'daki temel kavramları bilmek okumayı ve anlamayı kolaylaştırır. Örneğin; Rab,
sırat-ı müstekım, gayb, ilah, ibadet, iman, küfür, nifak, insan tipleri (Olumlu:
Peygamber, Sıddık, Salih ve Şehitler. Olumsuz: Firavun, Ebû Leheb, Haman, Nemrut,
Zalimler vs.), vahiy, takva, cihad, infak ve zühd gibi kavramlar bizim ufkumuzu
açacaktır.
10- Kur'ân'ın genel mesajları ayetlerde aranmalıdır. Bunlar;
(a)-Kainatın Rabbi Allah’tır.
(b)-İnsan başı boş ve sorumsuz yaratılmamıştır.
©-Peygamberler ve kitaplar
rehberlik eder. Bu ikisinden bağımsız iman ve takva bilinci gelişmez ya da eksiktir.
(d)-Bu dünya geçicidir. Ebedi olan öbür alemdir ki buna ahiret denir. Ahirette her kişi
yaptığının karşılığını görecektir.
(e)-Hata yapan kişi ya da topluluklara tövbe kapısı
açıktır..gibi.
11- Okuduğumuz kısımları yaşamak ve anlatmak gerekir. Hz. Peygamber ve sahabe
Kur'ân'ı öncelikle yaşamak ve anlatmak için okurlardı. Pratik hale gelmeyen ve
yaşanmayan bilgiler faydasızdır. Okuduğumuz kısımları başkalarına anlatmak bilgiyi
paylaşmak, demektir. Kabınızdaki suyu başkaları ile paylaşın. Cömert olanları Allah
sever.
12- Her hatmi farklı bir meal ve tefsirden okumak, belki de yapabileceğimiz en faydalı ve
hayırlı çalışmalardan birisi olacaktır. Çünkü her alimin farklı bir bakış açısı vardır.
Bal niçin bu kadar tatlıdır, lezzetlidir? Çünkü arı onları yüzlerce, binlerce çiçekten
almaktadır. Çok sayıda alimden ders alan kişinin görüşleri daha güzel, daha olgun,
oturmuş ve pişmiş olur.
13- Her hatmi farklı bir gözle/bir fikrin peşine düşerek okumak zihnimizi uyanık ve diri
tutacaktır. Maalesef bir çok Kur'ân okurunun zihni diri/uyanık değildir. Hatta bırakın
düşünmeyi, çoğu kere ne okuduğunun bile farkında değildir. Bundan dolayı her
okuyuşta bir konuya odaklanmak gerekir. Örneğin, Kur'ân'da; Allah'a iman, tarih
felsefesi, Peygamber ve insan gibi konular seçilir ve bunlar ile ilgili bilgi almak için
sureler dikkatlice okunur. Gerektiğinde not alınır ve bilgi kalıcı hale gelir, başkalarına
aktarırken de size kolaylık sağlar.
14- Sure ve ayetleri başkaları ile müzakere etmek berekettir. Çünkü cemaatte rahmet
vardır. Cemaatle okunan ve müzakere edilen Kur'ân; daha güzel, doğru ve zengin
anlaşılır.
15- Kur'ân'ı ağır ağır ve düşünerek okumak gerekir. Her kitabı aynı derecede
okuyamazsınız. Mesela, bir gazeteyi hızlı okursunuz, ama bir felsefi metni aynı hızda
okuyamazsınız.
16- Siyer okumayan Kur'ân'ı doğru anlayamaz. Hz. Peygamber'in hayatını ve tarihi
gelişimi okumak/bilmek bizim ufkumuzu açacak, tarihi bilgileri okurken taşlar
yerine oturacaktır. Meselâ, Haşr suresinin konusu sorulsa bir çok kişi diriliş ile
ilgilidir, diyecektir. Çünkü Haşr, diriliş demektir. Ama Haşr kelimesinin; toplanmak
ve isyan etmek manası da vardır. Bu sure Medine'deki ilk Yahudi isyanı ile ilgilidir.
Sureyi anlamak için önce Beni Nadîr olayını okumanız gerekir. Sonra Haşr suresini
okursanız, sure sanki canlanır; ete kemiğe bürünür ve ayağa kalkar.
"O (Allah); (hain Nadir oğullarından) Ehl-i kitap kafirleri ilk isyanlarında yurtlarından
çıkarıp sürendir." (Haşr, 2)
17- Anlamaya yardımcı olan bazı kitapları okumak gerekir Meselâ, Seyyid Kutup,
Kur’ân’da Edebî Tasvir (Trc.: Mehmet Yolcu) ; Salah el-Halidi, Kur’ân’ın Temel
Hedefleri (Trc.: Yusuf Işıcık), vd.
18- Farklı okuma şekillerini deneyin. a-Baştan sona okumak, b-Sure seçerek okumak, c-
Nüzul sırasına göre okumak…gibi. Bunları birer kere de olsa mutlaka deneyin.
19- Anlamadaki en önemli olgulardan birisi de Kur'ân şu anda bana iniyor, düşüncesi ile
okumaktır. Önce kendimize/nefsimize okumak gerekir. Biz Kur'ân'ın tarihsel değil
de, evrensel bir kitap olduğuna inanırız. Ama okurken sanki tarihsel bir kitabı okuyor
gibi davranırız, sanki ayetler bizi ilgilendirmez ve günümüzle ilgili değildir. Bu
hatadan kurtulup Allah'ın bize seslendiğini düşünerek okumalıyız. Muhammed
İkbal'ın devamlı Kur'an-ı Kerim okumakta olduğunu gören babası, bir gün ona
Kur'an-ı Kerim'i anlamak istiyorsan, "Sana indiriliyormuş gibi oku" dedi.
Kur'ân senin kalbine ilk günkü tazeliği ile inmezse,
Sana ne Zemahşeri'nin Keşşaf'ı fayda verir, ne de Razi'nin Mefatih'i.
20- Kur'ân mealini ve tefsirini tv, mp3, teyp vb. araç ve gereçlerden dinlemek size büyük
bir Kur'ân kültürü yükleyecektir.
21- Haftalık Kur'ân okumaları, beraber düşünmeyi gerçekleştirecektir. Beyin fırtınası
gelişmenin ve terakkinin en önemli unsurudur. Örneğin, bir hafta Yasin suresini
herkes evinde okur, tercüme ve tefsirlerden anlamaya çalışır. Hafta sonu bir kişi
tarafından surenin özeti yapılıp ana mesajları aktarılır. Sonra diğer katılımcıların
katkıları ile konu olgunlaşır.
22- Kısa surelerin manasını Arapçaları ile birlikte öğrenmeye çalışmalıyız, çocuklarımıza
da böyle öğretmeliyiz. En azından namaz sureleri dediğimiz kısa sureler üzerinde
yoğunlaşmak gerekir. Meselâ, Tebbet suresi. (Manası yanında iniş sebebi bilinmelidir.
Örneğin; Peygamberimiz zamanında Ebû Leheb diye birisi varmış…gibi).
23- Muteber hadis kitaplarını okumalıyız. Çünkü Hz. Peygamber Kur'ân'ın en önemli
müfessiridir. Onun Kur'ân'ı beyan (açıklama) görevi vardır.
"Biz her peygamberi ancak kendi halkının dili ile göndeririz ki onlara (ayetleri doğru)
beyan etsin, açıklasın." (İbrahim, 4)
24- Ahkam ayetlerini okurken acele etmemeliyiz. Bu konuda mutlaka tefsir veya fıkıh
kitaplarına müracaat etmeliyiz ve anlaşılmayan yerleri alimlere sormalıyız. Bütünü
bilmeyenler için ayetlerden parçacı bir şekilde yanlış hüküm ve fetva verme riski
vardır. Bir konuda bilgisi olmayanların fetva vermesi haramdır. Araştırmak ve
bilenlere sormak gerekir. Aslında bu durum bütün ayetler için geçerlidir, özellikle
ahkam ayetlerinde dikkat etmek gerekir.
25- Son olarak dua etmeliyiz. Ya Rabbi! Kur'ân'ı anlamada bana yardım et. Bana doğru
yolu gösterdikten sonra ayağımı kaydırma, kendi yolundan ayırma. Amin…
Rıfat ORAL