كَانُوا كَمَا نَعَتَهُمُ اللَّهُ عَزَّ وَجَلَّ تَدْمَعُ أَعْيُنُهُمْ وَتَقْشَعِرُّ جُلُودُهُمْ قُلْتُ فَإِنَّ نَاسًا هَاهُنَا إِذَا سَمِعُوا ذَلِكَ تَأْخُذُهُمْ عَلَيْهِ غَشْية فَقَالَتْ أَعُوذُ بِاللَّهِ مِنَ الشَّيْطَانِ!
“Gözleri yaşarır, derileri ürperirdi. Tıpkı Allah Teâlâ’nın nitelediği gibi.” Ben:
“Burada bazı insanlar var. Onlardan biri Kur’ân dinlediği zaman düşüp bayılıyor” dedim. Dedi ki:
“Şeytandan Allah’a sığınırım.”
Said b. Mansur (95) Beyhaki
Şuab (2/365) İbn Asakir Tarihu Dımeşk (69/20)
Katade rahimehullah Enes radiyallahu anh’den rivayet ediyor:
أَنَّهُ سُئِلَ عَنِ الْقَوْمِ يُقْرَأُ عَلَيْهِمِ الْقُرْآنُ فَيَصْعَقُونَ فَقَالَ ذَلِكَ فِعْلُ الْخَوَارِجِ
“Enes b. Malik radiyallahu anh’e: “Kur’an dinleyince bayılıp düşen bir topluluk soruldu. Dedi ki:
“Bunu hariciler yapar.”
Ebu Ubeyd Fadailu’l-Kur’an (308) El-İbane (7/195)
Ebu Hazım Seleme b. Dinar rahimehullah şöyle anlattı:
مَرَّ ابْنُ عُمَرَ بِرَجُلٍ مِنْ أَهْلِ الْعِرَاقِ سَاقِطًا وَالنَّاسُ حَوْلَهُ فَقَالَ مَا هَذَا؟ فَقَالُوا إِذَا قُرِئَ عَلَيْهِ الْقُرْآنُ أَوْ سَمِعَ اللَّهَ يُذْكَرُ خَرَّ مِنْ خَشْيَةِ اللَّهِ فَقَالَ ابْنُ عُمَرَ وَاللَّهِ إِنَّا لَنَخْشَى اللَّهَ وَمَا نَسْقُطُ
“İbn Ömer radıyallahu anhuma Irak’lı bir adama uğradı. Adam yere düşmüş, insanlar etrafına toplanmışlardı.
“Ne oluyor?” diye sorunca:
“Bu adama Kur’ân okunduğu zaman veya Allah’ın zikredildiğini işittiği zaman Allah korkusundan düşüp bayıldı” dediler. İbn Ömer radıyallahu anhuma dedi ki:
“Allah’a yemin olsun biz de Allah’tan korkuyoruz ama düşüp bayılmıyoruz.”
Ebu Ubeyd Fadailu’l-Kur’ân (305)
İkrime dedi ki: “Esma radıyallahu anha’ya seleften birinin korkudan dolayı bayılıp bayılmadığı soruldu. Dedi ki:
لَا وَلَكِنَّهُمْ كَانُوا يَبْكُونَ
“Hayır. Lakin onlar sadece ağlarlardı.”
İbn Sad Tabakat (10/241) Ebu Ubeyd Fadailu’l-Kur’ân (306)