You need to enable JavaScript to run this app.

Skip to main content

Kıdemli Üye
Kul Hakkı
Kul hakkı, geniş bir kavram. Kulun bedenine ve malına yapılan tecavüzler maddî hukuk, kalp ve ruhuna verilen zararlar ise mânevî hukuk olarak değerlendirilmeli.

Kulun maddî hukukuna en büyük tecavüz, öldürme hâdisesi. İnsanın yaşama hakkına son verme, onun bu kâinatla olan bütün münasebetlerini bir anda kesip atma, kulu, Rabbine ibadetten alıkoyma, İlâhî eserleri tefekkürden, rahmanî nimetlere şükürden menetme cinayeti. Allah’ı tesbih eden yetmiş trilyona yakın hücrenin bütün bu tespihlerini bir kurşunla delip geçme, yahut bir bıçakla kesip atma ihaneti.


Fıkıh âlimlerimiz katlin üç yerde câiz olduğunu söylerler.

- İmandan sonra küfre girme
- evli olduğu halde zina etme
- haksız yere bir insanın kanına girme.


Bunlar dışında insanın hayatına son verilemiyor.


“Kim bir nefsi, kısas yahut yeryüzünde fesat çıkarma sebeplerinin biri olmaksızın öldürürse bütün insanları öldürmüş gibidir.”
(Mâide Sûresi, 32)




mealindeki âyet-i kerimenin tefsiri sadedinde Üstad Bediüzzaman Hazretleri, şu enteresan beyanda bulunur:

“Bir mâsumun hayatı, kanı, hatta umum beşer için de olsa heder olmaz. İkisi nazar-ı kudrette bir olduğu gibi, nazar-ı adalette de birdir.”
( Sünuhat)



Yâni, Allah’ın sonsuz kudretine nazaran bir insan yaratmakla bütün insanları yaratmak arasında fark olmadığı gibi, Onun sonsuz rahmet ve adaleti noktasında da bir insanın katli ile, bütün insanların katli arasında fark yoktur.

İnsanoğlu her nasılsa, başkalarının hakkını çiğnerken o insanların Allah’ın kulu olduklarını unutuyor. “Ben Allah’ın bir kuluna zulmedersem, Onun kahrına hedef olurum.” diye düşünemiyor. Bunun içindir ki, kendisine İlâhî ikazlar geliyor.

Bu rahmanî ikazlara tercüman olma sadedinde Allah Resulü de (asm.) ümmetini defalarca ve değişik şekillerde ikaz etmiştir.




“Tövbekâr olanlar hakkında hukukullah dâvâsı takip edilmez. Ancak hukuk-u şahsiye dâvâsı kalır.”
( Hak Dini Kur’an Dili)



Meselâ, gıybet eden bir insan gıybet ettiği kimseden helâllik almadıkça bu günahın cezasından kendini kurtaramaz.

Kur’an-ı Hakîm’de, ilk bakışta kul hakkı gibi görünen ve kullar arasındaki adalet esaslarını tespit eden birçok âyetlerden sonra, “İşte bu Allah’ın hudududur, onu tecavüz etmeyin.” mealinde İlâhî ikazlar gelir. Demek ki, kul hakkını çiğnemek, Allah’ın hududuna tecavüz olarak kabul ediliyor. Artık böyle bir cinayeti işleyen insan kime iltica edecek, kimden yardım dileyecektir?

İnsan, Allah’ın kulu olduğundan onun hukukuna riayetsizlik de İlâhî azabı netice veriyor ve bu noktada hukuklar birleşiyor.

Kendi parmağımızı niçin kesemez, hayatımıza neden kastedemeyiz? Çünkü, ne beden bizim, ne de ruh. Haneyi harap etmeye de hakkımız yok, misafiri oradan çıkarmaya da. Yaparsak ne olur? Allah’ın mahlûkatında Onun rızası dışında tasarrufa kalkışmış oluruz. Bu ise hem hukukullah’a karşı bir isyan, hem de kul hakkını ihlâldir. Demek ki aynı fiil ile iki hukuka birden tecavüz ediliyor.


KONU DEVAM EDİYOR
[Resim: 65897398.gif]
Bunu ilk beğenen sen ol.
Kıdemli Üye
RE: Kul Hakkı
ÜZERİNDE KUL HAKKI BULUNAN İNSANLAR MUTLAKA HELALLEŞMELİ

Üzerinde kul hakkı bulunan bir insan, muhatabını bulup helâllik dilemek mecburiyetindedir. Bu hak, gıybet, iftira, yalan isnadı.. vs. gibi manevî boyutlu haklar ise, ancak hak sahibiyle açık–seçik konuşularak helâl ettirilebilir. Eğer hakkın borç–alacak gibi maddî boyutu varsa, bunları hemen ödeme cihetine gidilmelidir. Kişi, hem kul hakkından dem vuruyor, hem de imkânı olduğu halde borcunu ödemiyorsa, böylelerinin yalancı olduğu muhakkaktır.
[Resim: 65897398.gif]
Bunu ilk beğenen sen ol.
Kıdemli Üye
RE: Kul Hakkı
İslâm dininde, insanın hayatı gibi, inancı, namusu, hürriyeti, malı, mülkü, şeref ve haysiyeti de muhafaza altındadır. Zira insanın dünya ve ahiretteki huzur ve saadeti bunlara bina edilmiştir.

Kulun maddî yahut manevî hukukuna riayet etmemek, Allah katında büyük bir suçtur ve İlâhî affın dışında bırakılmıştır. Yani, bir kulun hukukunu çiğneyenleri ancak o kul affedebilir. Kul, hakkını almadıkça yahut hakkından vazgeçmedikçe Allah o suçu affetmemektedir. İslâm dininde herkes birbirinin hukukuna saygı göstermekle sorumludur.

İnsan toplum hayatı süren bir mahluktur. Şu halde insanlar arasında sayılamayacak kadar içtimai münasebetler vardır. Bu münasebetlerin hak ve adalet üzerine kurulu olması gerekir. Aksi halde, kul hakkına tecavüz ve zulüm ortaya çıkar.

Kuran-ı Kerim kulun manevî hukukunu o kadar muhafaza eder ki, müminlere su-i zannı (müminin hareketlerini kötüye yormayı), tecessüsü (başkasının hatalarını araştırmayı) ve gıybeti yasaklar.


“Ey inananlar! Zandan çok sakının, zira zannın bir kısmı günahtır. Birbirinizin suçunu araştırmayın; kimse kimseyi çekiştirmesin; biriniz ölü kardeşinin etini yemekten hoşlanır mı?”

( Hucurat Sûresi, 12)



Şimdi insafla düşünelim: Gıybeti ve su-i zannı bile yasaklayan bir din hiç anarşiye, teröre, haksız yere adam öldürmeye müsaade eder mi?
[Resim: 65897398.gif]
Bunu ilk beğenen sen ol.
Kıdemli Üye
RE: Kul Hakkı
SADAKA VE RİBA(FAİZ)

Eskilerin eskimez bir sözü vardır; “Kâmus namustur”
diye

Öyledir gerçekten

Zira, düşüncenin ve anlamın taşıyıcısı kelimelerdir;

insanlar, kelimeler ile düşünür ve anlaşırlar

O yüzden, kelimelere, yani kâmusa dair bir yozlaşma,

ister istemez doğru düşünüşün ve doğru anlayışın da mahvını

getirmektedir




Kur’ân-ı Hakîm’in ve onu bize bildiren Hz Peygamber’in bazı

kelimeler üzerindeki ısrarının bir hikmeti de bu olsa gerektir




Meselâ, kök itibarıyla ‘kat kat artma’ anlamını taşıyan ‘riba’yı,

yani ‘faiz’i ele alalım ‘Riba’ (kat kat artma) kelimesini özellikle faiz için ilk

kez kullananlar, faizi benimseyen ve beğenen insanlar olmalı ki,

bu kelimeyi lâyık görmüşlerdir ona

Oysa Kur’ân, bu kullanımın ardındaki yanlış düşünüşe karşı ince bir

uyarıda bulunur bir âyetinde

Hayır, yanlıştır; riba (faiz), kat kat artmaz, bilakis ‘Allah ribayı mahveder’ (bkz Bakara, 2:276)


Buna karşılık, âyetin hemen sonraki ibaresine bakarsak, ‘sadakayı da ribalandırır’


Yani, ‘riba’ adı verilen şey hakikat-ı halde mahvolan ve mahva götüren birşeydir; ve eksilme zannedilen sadaka ise ribalanan birşey

Kadîr-i Zülcelâl alınan ribanın hesabını soracağı gibi, verilen sadakaların kat kat fazlasını verir, verecektir ve vermektedir



Bu âyetiyle hakikate aykırı anlamlar çağrıştıran bir kelime olarak ‘riba’ya karşı bizi uyaran Kur’ân, öte yandan, birçok kelime için bir teyid zemini sunar


Meselâ, ‘sadaka’ kelimesi, bilinen anlamıyla Kur’ân nazil olmadan önce de kullanılan bir kelimedir muhtemelen

Ve, Kur’ân, bu kelimeyi, bir dizi âyetinde açık biçimde kullanır

Sadaka, bildiğimiz üzere, bir insanın ihtiyaç hâlinde gördüğü başka

insanlara kendi malından verdiği birşeyin adıdır;

ama, kök anlamı itibarıyla, ‘sadaka’nın ‘vermek’le hiç mi hiç alâkası

yoktur


Sadaka, kök anlamı itibarıyla, ‘sadakat’le, ‘sıdk’la, ‘tasdik’le akrabadır

Ve bu kelimeyi bildiğimiz sadaka anlamında defalarca kullanan

Kur’ân, bildiğimiz ‘sadaka’ ile bildiğimiz ‘sadakat’ ve ‘tasdik’ arasındaki

anlam akrabalığına da çeker dikkatimizi

Sadaka, sadakattir gerçekten

Zira, sadaka, “Mülk O’nundur” sözünü gerçekten bilerek ve inanarak mı

söylediğimizin, mülkün Malikinin gerçekten Allah olduğunu tasdik edip

etmediğimizin bir sınanması hükmündedir

Kendisinde olanı gerçekten O’ndan bilen biri, bunu ‘sadaka’ ile teyid ve

tasdik eder

Zira, ancak Verenin O olduğunu bilen bir insan gönül rahatlığıyla ve

karşılığında maddî-manevî hiçbir menfaat beklemeksizin başkalarına

verebilir



Açıkçası, her sadaka verişimizde, sadakatimizi teyid ederiz esasında

Her sadaka, bir sadakat teyididir


Sadaka, ‘Mülk O’nundur’ hakikatine sadakatin meyvesidir

Madem öyle, muhtaçların giderek arttığı zor bir zamanda sadakatimizi gösterelim

Madem öyle, gereğince ve yeterince veremiyorsak,

kendimizi ‘Mülk O’nundur’ hakikati noktasında yepyeni bir talimden

geçirelim
[Resim: 65897398.gif]
Bunu ilk beğenen sen ol.
Kıdemli Üye
RE: Kul Hakkı
Kul Hakkı Beş Türlüdür:


1- Malî (Parasal)
2- Nefsî (hayati yönden)
3- Irzî (Haysiyetle ilgili)
4- Mahremî (Namusla ilgili)
5- Dinî.



1- Malî olan kul hakları:

Hırsızlık, gasp, aldatarak, yalan söyleyerek mal satmak, sahte para vermek, başkasının malına zarar vermek, yalancı şahitlik, rüşvet almak gibi.
Bu haklar için sahibi ile helalleşmek gerekir. Dünyada helalleşmezse, ahirette sevapları ona verilerek helalleştirilecektir. Mal sahibi ölmüş ise, vârisine ödenir. Vârisi yoksa veya mal sahibi bilinmiyorsa, salih bir fakire hediye olarak verilip, sevabı sahibine gönderilir. Salih fakir yoksa, İslamiyet'e hizmet eden hayır kurumlarına, vakıflara verilir. Kendi salih akrabasına, fakir olan ana babalarına, çocuklarına hediye olarak vermesi de, caiz olur. Bunları yapmak imkanını bulamazsa, mal sahibinin ve kendisinin af olunmaları için dua eder. Kâfirin hakkı için de, onunla helalleşmek gerekir. Gönlü alınmazsa, ahirette af olunması, çok güç olur.


2- Nefsî, yani hayati günah olan kul hakları:


Adam öldürmek, bir uzvunu kesmek, sakat bırakmak gibi şeylerdir.
Önce tevbe eder. Adam ölmüş ise, velisi ile helalleşmek gerekir. Velisi isterse af eder. İsterse belli bir mal ister. İsterse, mahkemeye verip, hakimden cezalandırılmasını ister. İslamiyet'te kan davası yoktur.


3- Irza dokunan kul hakları:

Dedikodu, iftira, alay, sövmek gibi haysiyetle, şerefle ilgili şeylerdir.
Tevbe etmek ve helalleşmek lazımdır. Bunlarda vârisleri ile helalleşmek olmaz.

4- Mahremî olan kul hakları:

Başkasının çoluk çocuğuna hıyanet etmek gibi şeylerdir.
Tövbe ve istiğfar eder. Fitne çıkmak ihtimali yoksa sahibi ile helalleşir. Fitne ihtimali varsa helalleşmek yerine, ona dua eder ve onun için sadaka verir. Yaptığı ibadetlerin sevaplarını ona bağışlar. Fitne ihtimali olunca, helalleşirken işlediği günahları bildirmeyip, bendeki bütün haklarını af et demekle yetinir.


5- Dinî olan kul hakları:


Akrabasına ve emri altında olanlara doğru din bilgisi vermeyi terk etmek, insanların din bilgisi öğrenmelerine ve ibadetlerine mani olmak, onlara kâfir, fasık demek. Bid’at çıkarıp veya mevcut bid’atleri savunup Müslümanların yanlış inanmalarına ve yanlış ibadet etmelerine sebep olmak. Açıktan oruç yiyerek veya açıktan başka haram işleyerek kötü örnek olmak. Bu günahlar için de tövbe etmek, hak sahipleri ile helalleşmek gerekir.
[Resim: 65897398.gif]
Bunu ilk beğenen sen ol.
LoadinG....*
RE: Kul Hakkı
çok güzel bi konu kardesım.. saol ama ılk once sen oku anla konuyu .. ne kadar hassas bı konu oldugunu

06/07/2012 İçinde bulunduğum durumu kimseye anlatamam, sen de anlamazsın. Ben bile anlamıyorum ki başkasına nasıl anlatırım!



Franz Kafka


Bunu ilk beğenen sen ol.
LoadinG....*
RE: Kul Hakkı
okumak deıl kardesım anlayarak okumak guzeldır.

06/07/2012 İçinde bulunduğum durumu kimseye anlatamam, sen de anlamazsın. Ben bile anlamıyorum ki başkasına nasıl anlatırım!



Franz Kafka


Bunu ilk beğenen sen ol.

İçerik sağlayıcı paylaşım sitesi olarak hizmet veren İslami Forum sitemizde 5651 sayılı kanunun 8. maddesine ve T.C.K'nın 125. maddesine göre tüm üyelerimiz yaptıkları paylaşımlardan kendileri sorumludur. Sitemiz hakkında yapılacak tüm hukuksal şikayetleri bağlantısından bize ulaşıldıktan en geç 3 (üç) gün içerisinde ilgili kanunlar ve yönetmenlikler çerçevesinde tarafımızca incelenerek, gereken işlemler yapılacak ve site yöneticilerimiz tarafından bilgi verilecektir.