“O (Allah) size kitapta: “Allah’ın ayetlerinin inkar edildiğini veya onlarla alay edildiğini işittiğiniz zaman onlar bundan başka bir söze dalıncaya kadar onlarla oturmayın” diye bir hüküm indirdi. Aksi halde siz de onlar gibi olursunuz. Elbette Allah münafıkları ve kafirleri cehennemde biraraya toplayacaktır.” (Nisa: 140)
İmam Taberi şöyle dedi:
“Aksi halde siz de onlar gibi olursunuz.”
Allah (c.c)’ın bu sözünden kasıt; Allah (c.c)’ın ayetlerine küfreden onlarla alay eden kimseleri duyduğunuzda hala onlarla oturmaya devam ederseniz siz de onlar gibi olursunuz. Zira Allah: “Allah size kitapta: “Allah’ın ayetlerinin inkar edildiğini yahut onlarla alay edildiğini işittiğiniz zaman onlar bundan başka bir söze dalıncaya kadar kafirlerle oturmayın” diye bir hüküm indirdi” diye bildirmiş ve bu konudaki hükmü size daha önce indirmişti. Buna göre; şayet Allah (c.c)’ın ayetlerine küfreden, onlarla alay eden kimselerden, böyle yapmalarına rağmen ayrılmaz ve hala onlarla haşir neşir olmaya devam ederseniz şüphesiz siz de onlar gibi olur ve onların yaptığı hükmü alırsınız. Onlar, Allah (c.c)’ın ayetlerini inkar ve onlarla alay ettikleri böyle bir hal üzereyken hala onlarla oturmakla Allah (c.c)’a karşı gelmiş olursunuz. Dolayısıyla böyle bir durumda onlar nasıl Allah (c.c)’ın ayetleriyle alay ederek Allah (c.c)’a karşı gelmişlerse işte sizler de onlarla birlikte oturmakla aynen onlar gibi Allah (c.c)’a karşı gelmiş sayılırsınız. Onlar Allah (c.c)’a karşı nasıl masiyet işlemişlerse sizler de aynı şekilde Allah (c.c)’a karşı masiyet işlemiş sayılırsınız. Oysa Allah (c.c) onlarla beraber oturmaktan sizi nehyetmişti. İşte bu ayet, batıl ehli batıl üzere konuştuklarında onlarla birlikte oturmanın yasak olduğunu göstermektedir.” (Taberi Tefsiri)
İmam Kurtubi bu ayet hakkında şöyle dedi:
“Nisa: 140 ayetindeki hitab; imanını zahiren gösteren gerek gerçek manada iman etmiş ve gerekse münafık olan herkes içindir. Zira imanı zahiren gösteren bir kimse, Allah (c.c)’ın kitabının emirlerine uymakla mükelleftir.
Allah (c.c)’ın ayetteki: “...diye bir hüküm indirdi..” sözünden kasıt; Allah (c.c)’ın:
“Ayetlerimiz hakkında ileri geri konuşmaya dalan kimseleri gördüğünde, onlar başka bir söze geçinceye kadar onlardan yüz çevir. Şayet şeytan sana unutturursa, hatırladıktan sonra zalim toplulukla beraber (kesinlikle) oturma!” (En’am: 68) ayetidir.
Bu ayet inmeden önce münafıklar, Kur’an’la alay etmelerine rağmen yahudi alimlerinin yanlarında oturmaktaydılar.
Ayetteki: “...inkar edildiğini ...işittiğiniz zaman” lafzı; Allah (c.c)’ın ayetlerinin inkar edildiğini ve alaya alındığını duyduğunuz zaman, manasındadır.
“Onlar bundan başka bir söze dalıncaya kadar onlarla oturmayın!” Bu lafız ise; söylemiş oldukları küfür sözünden başka, küfür olmayan bir söze geçinceye kadar onlarla oturmayın, manasındadır.
“Aksi halde siz de onlar gibi olursunuz.” lafzı; günah işleyen kimselerden İslam’a aykırı bir durum ortaya çıktığında onlardan uzak kalmanın farz olduğunu gösterir. Çünkü münker olan birşeyi işleyen veya söyleyen kimselerle haşir neşir olan, onlardan uzak durmayan bir kimse onların yaptıklarına rıza gösteriyor demektir. Küfre rıza ise küfürdür.
Allah (c.c) şöyle buyuruyor:
“Aksi halde siz de onlar gibi olursunuz.”
İşte bu ayet; Allah (c.c)’a karşı suç işlenen bir mecliste oturan ve suç işleyen kimselere karşı çıkmayan bir kimsenin günah işlediğini göstermektedir. İşte bu sebeple Allah (c.c)’a karşı suç işlenen bir mecliste bulunan bir kimsenin onlara karşı gelmesi gerekir. Şayet onlara karşı gelecek güçte değilse, onların hükmünü almaması ve bu ayetin hükmüne girmemesi için onlardan ayrılması gerekir.
Bir rivayette, Ömer b. Abdilaziz (r.a) içki içen bir grubu, onlara ceza vermek için yakalattı. Onları yakalayanlar Ömer b. Abdilaziz (r.a)’e şöyle dediler:
“İçki içenlerle birlikte oturan, fakat onlarla içki içmeyen, üstelik oruçlu olan bir adam vardı.” Ömer b. Abdilaziz (r.a) bunun üzerine cezaya önce o adamla başlamış ve şu ayeti okumuştur:
“Aksi halde siz de onlar gibi olursunuz.”
Buna göre; günaha rıza göstermek günahtır ve günahı işleyenle o günaha rıza gösteren kimseler cezada eşittirler. Her ikisi de birlikte helak olurlar. Her ikisi arasındaki ben-zerlik, bütün sıfatlarda bir benzerlik değildir. Sadece onunla beraber oturmuş olduğu için zahiren onun gibi olmuştur. İşte bu zahire göre olan hükümdür. Tıpkı şairin dediği gibi: “Her arkadaş arkadaşına uyar.”
Günah işleyenlerle beraber oturmamak, onlardan uzaklaşmak gerekli olduğu gibi bid’at ehlinden ve heva ve hevese göre hareket edenlerden uzaklaşmak elbetteki daha önceliklidir.” (Kurtubi Tefsiri)
İmam Fahreddin Er Razi şöyle demiştir:
“Müfessirler şöyle dediler: “Müşrikler, meclislerinde Kur’an’a laf atar ve onunla alay ederlerdi. İşte Allah (c.c) En’am: 68 ayetini bu sebeble indirmiştir. Bu ayet, Mekke’de inmiştir. Daha sonra Medine’deki yahudi alimleri, Mekke’deki müşrikler gibi yapmaya başladılar. Münafıklar da onlarla beraber oturmakta ve onlara karşı gelmemekteydiler. Bunun üzerine Allah (c.c) münafıklara hitaben:
“O (Allah) size kitapta: “Allah’ın ayetlerinin inkar edildiğini veya onlarla alay edildiğini işittiğiniz zaman onlar bundan başka bir söze dalıncaya kadar onlarla oturmayın” diye bir hüküm indirmedi mi?” (Nisa: 140) buyurdu. Bu ayetin manası şöyledir:
“Allah (c.c)’ın ayetlerinin inkar edildiğini ve onlarla alay edildiğini duyduğunuzda küfür ve alay olmayan bir başka söze geçinceye kadar onlarla oturmayın!”
Allah (c.c) sonra;
“Aksi halde siz de onlar gibi olursunuz. Elbette Allah münafıkları ve kafirleri cehennemde biraraya toplayacaktır” buyururak münafıklara şöyle dedi:
“Ey münafıklar! Şayet Allah (c.c)’ın ayetlerini inkar eden ve alaya alan kimselerle birlikte oturursanız, şüphesiz ki siz de küfür konusunda, Allah (c.c) ve ayetleriyle alay eden yahudi alimleri gibi olursunuz.”
Alimler şöyle dediler:
“Bu ayet küfre rızanın küfür olduğunu göstermektedir. Buna göre küfre rıza gösteren kimse kafir olur. Aynı şekilde münkeri işlemese bile münkerin işlendiği yerde kalarak işlenmesine rıza gösteren veya münkeri işleyenlerle haşir neşir olan kimse de o münkeri işleyenlerle aynı hükmü alır. Zira Allah (c.c) ayette:
“Aksi halde siz de onlar gibi olursunuz.” Buyurmuştur. İşte bu hüküm, münkerin işlendiği yerde oturan kişinin, münkeri işleyen kimsenin yaptığına rıza gösterdiğinde söz konusu olur. Fakat münkeri işleyen kimselerin yaptığından hoşlanmayan, takiye veya korku sebebiyle onlarla beraber oturan kişi, o kimselerle aynı hükmü almaz.
İşte böyle bir incelik sebebiyle, Kur’an’a ve rasule laf atan yahudilerle aynı mecliste oturan Medine’deki müslümanlara; “yahudiler gibi kafir oldular” hükmünü verdik. Allah (c.c)’ın ayetlerini inkar ve onlarla alay eden kafirlerle aynı mecliste oturan Mekke’deki müslümanlara ise kafir hükmü değil, bilakis iman üzerinde oldukları hükmünü verdik. Çünkü Allah (c.c)’ın ayetlerini inkar eden ve onlarla alay eden yahudi alimleriyle aynı mecliste oturan Medine’deki münafık ve müslümanlar, kendi serbest iradeleriyle o kimselerle oturmaktaydılar. Oysa Allah (c.c)’ın ayetlerini inkar ve onlarla alay eden kafirlerle beraber aynı mecliste oturan Mekke’deki müslümanlar ise zaruret sebebiyle onlarla oturuyorlardı.” (Burada kastedilen zaruret; ölüm tehlikesi veya ikrahı mülcidir) (Razi Tefsiri)
İmam Ebi Heyyam bu ayet hakkında şöyle dedi:
“Aksi halde siz de onlar gibi olursunuz.”
Allah (c.c) bu ayette Allah’ın ayetlerini inkar ve onlarla alay eden kişilerle, onlara karşı gelebilme imkanı olmasına rağmen hala oturmaya devam eden kimselerin küfür hükmü konusunda onlar gibi kafir olduklarını haber veriyor. Zira onlara karşı gelme imkanı olmasına rağmen, karşı gelmeyen kimse küfre rıza gösteriyor demektir. Küfre rıza ise küfürdür.
Ayetteki: “Aksi halde siz de onlar gibi olursunuz.” Hitabının münafıklara mı yoksa mü’minlere mi olduğu konusunda alimler ihtilaf etmişlerdir.
Allah (c.c)’ın ayetlerini inkar eden ve onunla alay eden Mekke’deki müşriklere imkanları olmadığı için karşı koyamayan müslümanlara müşrik hükmü verilmemiştir. Fakat Medine’de durum değişmişti. Zira Medine’de İslam galib gelmiş ve hakim olmuştu. Bu sebeble müslümanların, karşı gelme güçleri vardı.” (El Bahrur Muhiyt)
İmam Ebu’s Suud şöyle dedi:
“Aksi halde siz de onlar gibi olursunuz” ayetinde Allah (c.c) şöyle buyuruyor: “Allah (c.c)’ın ayetlerini inkar eden ve onlarla alay eden kimselerle birlikte oturmayın. Şayet onlarla oturursanız küfür konusunda onlar gibi olursunuz. Onlar nasıl azabı haketmişlerse siz de aynı şekilde azabı hakedersiniz.” (Ebu’s Suud Tefsiri)
İmam Alusi şöyle dedi:
“Bazı alimler ayetteki hitabın sadık mü’minlere olduğunu söylemişlerdir. Allah (c.c)’ın ayetlerini inkar eden ve alay edenler lafzı ise; münafıklar ve kafirlerden daha geniş anlamlıdır. Ayetteki
“onlarla beraber oturmayın” sözündeki “onlar” zamiri Vahidi’nin görüşünü desteklemiştir. Vahidi şöyle demiştir:
“Yahudi alimleri Kur’an’la alay etmekte, münafıklar ise buna rağmen onlarla birlikte oturmaktaydılar. Allah (c.c), müslümanların da münafıklar gibi yapmamaları için yahudi alimleri Allah (c.c)’ın ayetlerini inkar ettikleri ve onlarla alay ettikleri zaman onlarla oturmayı müslümanlara yasaklamıştır.
“Aksi halde siz de onlar gibi olursunuz.”dan kasıt ise; hem onlarla aynı cezayı alır, hem de onlar gibi kafir olursunuz, demektir. Zira bu müslümanların durumu, Mekke’ deki müslümanların durumu gibi değildi. Onlara karşı gelebilme ve onları inkar edebilme gücüne, imkanına sahiptiler.
Yine bu ayet; “eğer onlara rıza gösterirseniz kafir olursunuz” manasındadır. Bu ise Ebu Hanife’den gelen ve Ezzahira kitabında geçen şu kaideye dayanmaktadır:
“Başkasının küfrüne rıza göstermek, istisnasız küfürdür.”
Şeyhul İslam Cevahirzade şöyle dedi:
“Başkasının küfrüne rıza göstermek; o kimsenin küfrünü caiz veya onu iyi gördüğünde ancak küfür olur. Şayet onu caiz ve iyi görmezse küfür olmaz. Fakat kendisine zulmeden bir kimsenin zulmü sebebiyle Allah (c.c)’ın ondan intikam almasını düşünerek o kimsenin küfür üzere ölmesini veya öldürülmesini isterse kafir olmaz. Allah (c.c)’ın şu ayetini iyice düşünen bir kimse bu görüşün sahih olduğunu açıkça görür. Ayrıca bu görüş Maturidi’nin görüşüdür. Allah (c.c) şöyle buyuruyor:
“O gün onların tümünü bir araya toplayacağız. Sonra şirk koşanlara: “Yerinizden ayrılmayınız. Siz de şirk koştuklarınız da” diyeceğiz. Artık onların arasını açmışızdır. Şirk koştukları derler ki: “Siz bize ibadet ediyor değildiniz.” (Yunus: 28)
Bazı alimler şöyle dediler:
“Bir müslüman, kendisine müslüman olmak amacıyla gelen bir kafire: “Abdest alıncaya kadar sabret” der veya onu geciktirirse o kimsenin az bir zaman dahi olsa küfürde kalmasına rıza gösterdiği için kafir olur. Bu görüş İmam Ebu Hanife’den rivayet edilenlere uygundur. Fakat buna zıt olan şu hadis vardır:
Osman (r.a), Mekke fethinde İbni Ebi Serh’i Rasulullah (s.a.s)’ın yanına getirerek Rasulullah (s.a.s)’a şöyle dedi:
“Ey Allah’ın rasulü! Onun beyatini al!” Fakat, Rasulullah (s.a.s) o kimseye elini uzatmadı ve ona üç sefer baktı.
Bu hadis siyer kitaplarında görülen bir rivayettir. Bu hadisin zahiri ise şuna delalet etmektedir: Bir müddet duraklamak, söylendiği gibi her zaman küfür değildir.
Bazı alimler, hangi dine mensup olursa olsunlar, fasık ve bidatçilerle beraber oturmanın haram olduğuna bu ayeti delil göstermişlerdir. Bu; İbni Mesud, İbrahim en-Nehai ve Ebu Vail’in görüşüdür. Aynı zamanda Ömer b. Abdulaziz de bu görüştedir.
Hişam b. Urve (r.a), Ömer b. Abdulaziz hakkında şöyle rivayet etmiştir:
“Ömer b. Abdilaziz, içki içmeyen, oruçlu iken içki içenlerle birlikte oturan kimseye, içki içenlerle aynı cezayı vermiştir. Bunun sebebi kendisine sorulduğunda ise Nisa: 140 ayetini okumuştur.
Allah (c.c)’ın ayetlerini inkar eden ve onlarla alay edenlerden yüz çevirmek; sadece kalple inkar etmek veya sadece yüz çevirmekle olmaz, aynı zamanda onların yanından da ayrılmak gerekir.
Cibai şöyle dedi:
“Ayette yasaklanan şey; onlara karşı gelmeksizin ve söylediklerinden hoşlanmadığını göstermeksizin onlarla birlikte oturarak söylediklerini dinlemektir.” (Alusi Tefsiri)
Semerkandi bu ayetin tefsirinde şöyle dedi:
“Aksi halde siz de onlar gibi olursunuz.” ayeti şu manadadır:
“Şayet onlarla birlikte oturursanız, sorumlulukta onlar gibi olursunuz.” Bu ayet, masiyetin işlendiği bir mecliste, bu masiyeti işleyenlerle birlikte oturan ve onlara karşı gelmeyen kimselerin sorumluluk konusunda onlar gibi olduğunu göstermektedir. Zira bir mecliste masiyetin konuşulduğuna veya işlendiğine şahit olunduğu anda hemen o masiyeti işleyen kimseye karşı çıkmak gerekir. Şayet kişi, o masiyeti işleyen kimselere karşı çıkacak güçte değilse yapması gereken amel, oradan uzaklaşmaktır. İşte ancak bu tavrı gösteren kişi ayetteki hükmün kapsamına girmekten kurtulur.
Cüveybir, Dahhak’tan şöyle dediğini rivayet etmiştir:
“Dinde bid’at çıkartan kimseyle, böyle yapmasına rağmen bir arada oturan kimse, bu ayetin hükmünü alır. Bu ayetin hükmü ise kıyamete kadar geçerlidir. Bu nedenle her kim bid’at işleyen bir kimseyle, ona ses çıkartmaksızın veya karşı gelmeksizin oturursa işte o kimse de aynen onun aldığı günahı alır.” (Semerkandi Tefsiri)
Şevkani bu ayet hakkında şöyle demiştir:
“Aksi halde siz de onlar gibi olursunuz.” Allah (c.c) bu ayette şöyle demektedir:
“Eğer böyle yapar ve bundan sakınmazsanız küfürde onlar gibi olursunuz.” Bazı alimler bu mesele hakkında şöyle dediler: “Buradaki benzerlik bütün sıfatlarda olan bir benzerlik olmayıp zahirde onlar gibi olma benzerliğidir. Tıpkı şairin dediği gibi:
“Her arkadaş arkadaşını örnek alır.”
Kelbi dışındaki bütün alimlere göre bu ayet muhkemdir.
Kelbi ise bu ayetin En’am: 68 ayetiyle mensuh olduğunu söylemiştir. Fakat bu görüş doğru değildir. Zira Allah (c.c)’ın ayetlerini inkar eden ve onlarla alay eden kimselerin meclislerinden ayrılmak, Allah (c.c)’tan korkmanın gereğidir.” (Fethül Kadir)
Şeyh Süleyman b. Abdillah şöyle dedi:
“Bu ayetin manası zahirine göredir ve şu manadadır: “Bir kimse, bir mecliste Allah (c.c)’ın ayetlerinin inkar edildiğini veya alaya alındığını duyduğunda, böyle yapan kafirlere ikrah olmaksızın karşılık vermez veya onlar başka bir söze geçinceye kadar onların yanından ayrılmazsa, velev ki onların yaptığı gibi yapmamış olsun, aynen onlar gibi kafir olur. Çünkü bu kimsenin o mecliste böyle yapan kimselerle birlikte oturması, onların küfürlerine rıza göstermesi demektir. Küfre rıza ise küfürdür.
Alimler bu ve benzeri ayetleri delil göstererek, günaha rıza gösterenin, günahı yapan kimse gibi olduğunu söylemişlerdir. Bu kimse, onları kalbiyle inkar ettiğini ve söylediklerini kabul etmediğini söyleyecek olsa, bu sözü ondan kabul olunmaz. Çünkü hüküm zahire göredir ve o kimse zahiren küfre rıza göstermiş, bundan dolayı kafir olmuştur.” (Mecmuatu’t Tevhid s: 48)
Bu açıklamalara göre bir kimse, herhangi bir küfrün işlendiği bir mecliste ikrah olmaksızın oturuyor ve karşılık vermiyor veya o meclisten ayrılmıyorsa aynen küfrü işleyen kimsenin hükmünü alır. Şayet o mecliste günah işleniyorsa bu durumda küfür değil, günah işleyen kimsenin hükmünü alır. Yani; verilecek hüküm, mecliste işlenen suça göre verilir.
Rasulullah (s.a.s) şöyle dedi:
“Allah (c.c)’a ve ahiret gününe iman eden bir kimse, içki içilen bir masada oturmasın!” (Tirmizi, Hakim, Taberani sahih senedle) (Tirmizi bu hadis için hasen-garib dedi)
Müfessirler bu ayeti tefsir ederken Ömer b. Abdilaziz ile ilgili şu hadiseyi de zikrederler:
Bir rivayette Ömer b. Abdilaziz (r.a) içki içen bir grubu, onlara ceza vermek için yakalattı. Onları yakalayanlar, Ömer b. Abdilaziz (r.a)’e şöyle dediler:
“İçki içenlerle birlikte oturan, fakat onlarla içki içmeyen, üstelik oruçlu olan bir adam vardır.” Ömer b. Abdilaziz (r.a) bunun üzerine cezaya önce o adamla başlamış ve şu ayeti okumuştur:
“O (Allah) size kitapta: “Allah’ın ayetlerinin inkar edildiği... Aksi halde siz de onlar gibi olursunuz.”
Ömer b. Abdilaziz münker işlenen bir yerde oturan kimseye münker işleyen hükmünü vermiştir. Zira bu kimse ikrah olmadığı halde, münkeri işleyenlerin yaptıklarına karşı çıkmamış veya onların yanından ayrılmamıştır. Bu ise onun, bu münkere rıza gösterdiğini gösterir. İşte bu sebeble aynen onlar gibi cezalandırılmıştır. Bu ise, küfre rıza gösterenin kafir olduğu gibi, günaha rıza gösterenin de günahkar olduğunu gösterir.