Vicdanları sızlıyor, bütün bunların şuçlusu biziz diyorlar, devrimlerimizi halk benimsemedi cümlelerini sarfetmekten çekiniyorlar, sönen ocaklar için, dost hayatı benimseyip iki çocuğuyla ortada kalan dul karılar için suçlanıyorlar.Bizler soyunun dedik ama yatın demedik farazalarıyla vicdanlarını teselliye kalkışıyorlar.Gardrop devrimlerinin ilerletemediği halkı için atalarına şikayet ediyorlar. Yalanlarının biri bin para olduğu için şuçlanıyorlar.On yılda onbeş milyon genç yarattıklarına inandıkları halde kurdukları sistemin üzerine çökmesinden korkuyorlar, yaratılan gençler arasında sözde Kubilay’ın kanını İslamiyet adına akıtan Derviş Mehmet’in yanında saf tutuyorlar diye korkuyorlar.
En güvendikleri kurumun ellerinden gitmesinden korkuyorlar, beğenmediği zaman kokonalarının ellerine tutuşturdukları ‘’Ordu göreve’’ diyecekleri bir ordunun ellerinden kayıp gitmesinden korkuyorlar.Tarihin tozlu raflarında sansür konulan vesikaların tozlarının serpiştirilip önlerine servis edilmesinden korkuyorlar. İskilipli Atıf Hocanın boynuna geçirdikleri ilmiğin, inkılaplarının ayaklarına dolaşmasından korkuyorlar.Korktuklarının başına gelmesinden korkuyorlar.Muasır medeniyet seviyesi hedefimiz diyerek koca bir neslin nasıl perişan olduğuyla yüzleşmekten korkuyorlar, gencecik kızların muasır medeniyet seviyelerine çıkmak için yaptığı devrimlerin mahsulü olan kürtajdan arta kalan ceninlerin ameliyat masalarında ölü bıraktıkları liseli veletlerin,eroin komasına giren gençlerin, bunalıma süreklenip namluyu şakağına dayayıp kendini öldürenlerin cesetlerine kabir yetirememekten korkuyorlar.
Korkuyorlar beş vakit yöneldikleri kıble ehli insanlara ettikleri zulümlerin karşısında, cesaretlerinden değil korktuklarından dolayı kurdukları darağaçlarında bir gün bizde sallanırız korkusuyla yaşıyorlar.Korkuyorlar kıbleye beş vakit dön emrini veren Rabbin huzuruna çıkmaktan.Bu kadar günahlarından sonra, kaşarlanmış küfürleriyle ellerini açıp af dilemekten.Bilmiyorlar kıskanılmayan tek sevginin ilahi aşk olduğuna.Bilmiyorlar muasır medeniyet seviyesinin batıl bir yola çıktığına.Dalaletlerini medeniyetle, yenilgilerini halka mal etmekle vicdanlarını teselli ediyorlar.
Gidecekleri belliydi, o yüzden ‘’ payidar eserim’’ nutuklarına giriştiler.Gideceklerinden darağaçlarından kurdular.Sorulacak soru bu ‘’Kanlı mı yoksa kansız mı gidecekler?’’