Zengin bir işadamı, kimi zaman hanımını da yanına alarak iş seyahatlerine çıkar.Bunlardan birinde mütevazi bir beldeye yolları düşer.Burada otel yoktur, ama iş yaptığı çiftçi, hanesini onlara memnuniyetle açar.İş adamının hanımı çok mütevazi bir insandır, hemen hane halkıyla kaynaşır, çiftçinin hanımıyla dost olur , ikisi de birbirlerine bir şeyler öğretir. En önemlisi de, daha önce islami terbiye görmemiş olan hanımefendi bu dindar insanlardan çok etkilenmiştir.Onların ibadetlerine düşkünlüğüne, onca işin içinde namazlarını kaçırmayışlarına hayret etmişti.
Bu birkaç günlük ziyaretin ardından dönüşte ilk işi İslamiyeti anlatan kitaplar almak oldu.Okudukça okuyor, aç susuz bir insan gibi bilgi açlığını gidermeye çalışıyordu.Özellikle Kur'andan çok etkileniyordu, artık mevlasını bilmiş, O'nun en yakın dostu olduğunu anlamıştı.Namaza başladı.
Ondaki değişiklikler kocasını rahatsız ediyor ama kendi kabahatlarını bildiği için, sözlü sataşmalardan öte gitmiyordu.Çünkü içki belasına müptelaydı, bir de karısı onu aldattığını öğrenirse? En iyisi fazla üzerine gitmeyim diye düşünmüştü.
Bu arada mübarek hanımı Hak yolunda ilerliyor, çok fazla olan giysi ve başörtülerini dağıtarak azaltma yolunu seçiyordu.Artık namaza durduğunda kabeyi gördüğü bile oluyordu.
Fakat kocasının kendisini aldattığını öğrendiği gün de gelecekti, dünyası yıkılmış gibi hissetse de sabır ve duaya sarılmayı tercih etti.Kocası ise iyice pervasızlaşmış, kadın gelecek diye hanımını evden kovacak kadar ileri gitmişti.Hanımı bu zor imtihan anında kocasına dedi ki: 'ne olur müsaade et,gelin olduğum şu evde iki rekat namaz kılıp çıkayım'.
Öyle içten bir namazdı ki o, daha bitirmeden kocasının hıçkırıkları duyuldu.Hanımından özürler diledi, Allah'a tevbe etti.Artık hanımının değerini biliyordu, beraber hacca gittiler, mübarek hanım ise Mevlasına daima şükretmekde...